Hava durumunu A2 düzeyinde basit cümlelerle anlatıp arkadaşlarla somut bir boş zaman planı kurmak, günlük Almanca sohbetin en işe yarar can-do becerisidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Hava ve plan neden aynı sohbette durur?
Ortaöğretimde A2 basamağına gelen öğrenci artık yalnızca kendini tanıtmaz; arkadaşlarıyla ne yapacağını konuşur. CEFR A2 can-do hedefi açıktır: öğrenci hava ile ilgili basit bilgi alıp verebilir ve boş zaman için kısa, somut bir öneri yapabilir. Dünyada bu konu neredeyse her Almanca ders kitabında boş zaman ünitesinin içinde gelir, çünkü plan cümlesi hava cümlesinden kopuk durmaz. İnsanlar önce Wie ist das Wetter? (vi ist das vete?) Hava nasıl? diye sorar, sonra Was machen wir am Wochenende? (vas mahen vir am vohenende?) Hafta sonu ne yapalım? diye devam eder.
Sınıfta telefon ekranına bakan öğrenciler tam da bu yüzden bir aradadır. Biri Am Samstag ist es sonnig. (am zamstaak ist es zoniğ.) Cumartesi hava güneşli, der. Öteki hemen Dann können wir in den Park gehen. (dan könen vir in den park geen.) O zaman parka gidebiliriz, diye bağlar. Günlük hayatta Almanya’da kahvaltı masasında, Türkiye’de serviste veya koridorda aynı mantık işler: hava iyiyse dışarı, kötüyse içeride bir yer konuşulur. Bu ders ezber listesi değil, sokağa çıkan bir konuşma aracıdır.
Konuşma kılavuzlarında hava ve günlük plan uzun zamandır ilk ünitelerdedir, çünkü yolcu, öğrenci ve komşu aynı iki soruya ihtiyaç duyar. A2 öğrencisi bu iki soruyu şimdiki zaman, modal fiil ve birkaç zaman ifadesiyle çözebilir. Gelecek için çoğu zaman şimdiki zaman yeter: Am Sonntag gehen wir ins Museum. (am zontaag geen vir ins muzeum.) Pazar günü müzeye gidiyoruz. Böylece hava bilgisi doğrudan bir karara dönüşür.
Örnek
Kısa diyalog: A: Wie wird das Wetter am Sonntag? (vi virt das vete am zontaag?) Pazar günü hava nasıl olacak? B: Es wird warm und sonnig. (es virt varm und zoniğ.) Sıcak ve güneşli olacak. A: Super! Wollen wir ins Museum gehen? (zuper! volen vir ins muzeum geen?) Harika! Müzeye gidelim mi? B: Ja, gerne. Um elf Uhr? (ya, gerne. um elf uur?) Evet, seve seve. Saat on birde mi?
A2’de hava durumu: kelimeler, kalıplar ve telaffuz
A2’de havanın omurgası es (es) kalıbıdır. Temel fiiller şunlardır: regnen (regnen) yağmur yağmak, schneien (şnayen) kar yağmak, scheinen (şaynen) parlamak. Cümleler kısa ve sabittir: Es regnet. (es regnet.) Yağmur yağıyor. Es schneit. (es şnayt.) Kar yağıyor. Die Sonne scheint. (di zone şaynt.) Güneş parlıyor. Sıfatlar da A2 listesindedir: sonnig (zoniğ) güneşli, bewölkt (bevolkt) bulutlu, windig (vindig) rüzgârlı, kalt (kalt) soğuk, warm (varm) ılık veya sıcak, heiß (hays) çok sıcak. İsimler: das Wetter (das vete) hava, der Regen (der reegen) yağmur, der Schnee (der şnee) kar, die Sonne (di zone) güneş.
Soru kalıpları her derste tekrar edilir. Wie ist das Wetter heute? (vi ist das vete hoyte?) Bugün hava nasıl? Wie wird das Wetter morgen? (vi virt das vete morgen?) Yarın hava nasıl olacak? Derece söylemek de A2’dir: Es sind zwanzig Grad. (es zint tsvantsiğ graat.) Yirmi derece. Gelecek için iki yol vardır ve ikisi de bu düzeydedir. Biri şimdiki zamanla gelecek anlamı: Morgen ist es kalt. (morgen ist es kalt.) Yarın soğuk. Öteki werden (verden) ile: Es wird morgen regnen. (es virt morgen regnen.) Yarın yağmur yağacak. Güzel ve kötü hava kalıpları ezberlenmeye değer: schönes Wetter (şöönes vete) güzel hava, schlechtes Wetter (şlehtes vete) kötü hava.
Telaffuzda w harfi Türkçe v’ye yakındır; Wetter yaklaşık vete diye okunur, “veter” veya İngilizce w ile değil. schön (şöön) uzun ö ile söylenir. Güneşli bir akşam sahnesinde plan cümlesi havaya yapışır: Heute Abend ist es warm und sonnig. Wir gehen auf den Markt. (hoyte aabent ist es varm und zoniğ. vir geen auf den markt.) Bu akşam hava ılık ve güneşli. Pazara gidiyoruz. Pazar için edat auf den Markt (auf den markt) biçimindedir; ins burada kullanılmaz.
Örnek
Somut metin: Heute Abend scheint die Sonne. Es ist warm. Wir möchten auf den Markt gehen. (hoyte aabent şaynt di zone. es ist varm. vir möhten auf den markt geen.) Bu akşam güneş parlıyor. Hava ılık. Pazara gitmek istiyoruz. Kadın: Möchtest du mitkommen? (möhtest du mitkomen?) Gelmek ister misin? Adam: Ja, gerne. Um sechs Uhr. (ya, gerne. um zeks uur.) Evet, seve seve. Saat altıda.
Plan önerme, kabul etme ve başka gün önerme
A2’de plan önermenin üç kalıbı yeter. Wollen wir ...? (volen vir...?) ... yapalım mı? Sollen wir ...? (zolen vir...?) ... yapsak mı? Möchtest du ...? (möhtest du...?) ... ister misin? Hadi kalıbı da bu düzeydedir: Lass uns ... gehen. (las uns ... geen.) Hadi ... gidelim. Asıl fiil sonda kalır. Yer kalıpları ezber işidir: ins Kino gehen (ins kino geen) sinemaya gitmek, ins Café gehen (ins kafe geen) kafeye gitmek, in den Park gehen (in den park geen) parka gitmek, ins Museum gehen (ins muzeum geen) müzeye gitmek, auf den Markt gehen (auf den markt geen) pazara gitmek. Güneşli akşam beklentisiyle sinema planı kurmak günlük ve gerçektir: dışarı güzel olsa da film de bir boş zaman seçeneğidir.
Kabul cümleleri kısa tutulur. Ja, gerne. (ya, gerne.) Evet, seve seve. Gute Idee! (gute idee!) Güzel fikir! Einverstanden. (aynferştanden.) Anlaştık. Perfekt! (perfekt!) Mükemmel! Reddetme nazik ve gerekçelidir: Tut mir leid, ich kann nicht. (tut mir layt, ih kan niht.) Üzgünüm, gelemem. Heute Abend habe ich keine Zeit. (hoyte aabent habe ih kayne tsayt.) Bu akşam vaktim yok. Kapıyı kapatmamak için alternatif sunulur: Vielleicht morgen? (fileayht morgen?) Belki yarın? Am Sonntag habe ich Zeit. (am zontaag habe ih tsayt.) Pazar günü vaktim var.
Zaman ifadeleri planı somutlar. am Samstag (am zamstaak) cumartesi, am Sonntag (am zontaag) pazar, heute Abend (hoyte aabent) bu akşam, um sieben Uhr (um ziben uur) saat yedide, um halb acht (um halp aht) yedi buçukta. Hava ile planı bağlayan iki küçük sözcük A2’nin altınıdır: dann (dan) o zaman, weil (vayl) çünkü. Örnek: Wir gehen ins Kino, weil es am Abend schön ist. (vir geen ins kino, vayl es am aabent şöön ist.) Sinemaya gidiyoruz çünkü akşam hava güzel. Öğrenci burada hem gerekçe hem karar üretmiş olur.
Örnek
Diyalog: A: Heute Abend scheint die Sonne. Möchtest du ins Kino gehen? (hoyte aabent şaynt di zone. möhtest du ins kino geen?) Bu akşam güneş parlıyor. Sinemaya gitmek ister misin? B: Ja, gerne. Um acht Uhr? (ya, gerne. um aht uur?) Evet, seve seve. Saat sekizde mi? A: Perfekt! Wir treffen uns vor dem Kino. (perfekt! vir trefen uns for dem kino.) Mükemmel! Sinemanın önünde buluşuruz.
Yağmur yağınca planı iptal etmek değil değiştirmek
Kötü hava A2’de felaket cümlesi değil, alternatif cümlesi üretir. Kalıp şöyledir: Es regnet. Wir können nicht in den Park gehen. (es regnet. vir könen niht in den park geen.) Yağmur yağıyor. Parka gidemeyiz. Hemen ardından yeni yer gelir: Dann gehen wir ins Café. (dan geen vir ins kafe.) O zaman kafeye gideriz. Modal fiil können (könen) bu sahnenin merkezidir. Olumlu: Wir können spazieren gehen. (vir könen şpatsiren geen.) Yürüyüşe çıkabiliriz. Olumsuz: Wir können nicht draußen bleiben. (vir könen niht draussen blayben.) Dışarıda kalamayız. Parktan kafeye geçiş, ders kitaplarında ve gerçek hayatta aynıdır: açık hava kapanır, kapalı mekân açılır.
Yağmur söz varlığı somut tutulur. der Regen (der reegen) yağmur, regnerisch (regneriş) yağmurlu, nass (nas) ıslak, stark (ştark) şiddetli, der Regenschirm (der reegenşirm) şemsiye. Emir A2’de kısa ve yararlıdır: Nimm den Regenschirm mit! (nim den reegenşirm mit!) Şemsiyeyi yanına al! Şikâyet de basittir: Oh nein, es regnet stark. (o nayn, es regnet ştark.) Oh hayır, şiddetli yağmur yağıyor. Teselli ve çözüm aynı turda gelir: Kein Problem. Wollen wir ins Café gehen? (kayn problem. volen vir ins kafe geen?) Sorun değil. Kafeye gidelim mi?
Bu sahne dünyada da böyle öğretilir: önce sorun, sonra dann ile çıkış. Öğrenci ezberlediği park cümlesini atmaz, üzerine bir kapı ekler. Kafede ne yapılacağı da A2’dir: Ich möchte einen Tee trinken. (ih möhte aynen te trinken.) Bir çay içmek istiyorum. Ich habe Hunger. (ih habe hunger.) Acıktım. Böylece hava konuşması sipariş konuşmasına bağlanır ve ders günlük hayatın içine girer.
Örnek
Somut olay: İki arkadaş parkta buluşur, yağmur başlar. A: Es ist nass. Lass uns ins Café gehen. (es ist nas. las uns ins kafe geen.) Islak. Hadi kafeye gidelim. B: Okay, ich möchte einen Tee trinken. Hast du Zeit? (okay, ih möhte aynen te trinken. hast du tsayt?) Tamam, bir çay içmek istiyorum. Vaktin var mı? A: Ja, heute Nachmittag habe ich Zeit. (ya, hoyte naahmitaak habe ih tsayt.) Evet, bu öğleden sonra vaktim var.
Kar, durak ve telefonla kapalı mekân planı
Kış sahnesi A2’de çok işe yarar çünkü kelimeler elle tutulur. Es schneit. (es şnayt.) Kar yağıyor. Es ist sehr kalt. (es ist zeer kalt.) Çok soğuk. der Schnee (der şnee) kar, die Haltestelle (di halteştele) durak, der Bus (der bus) otobüs. Durakta beklemek günlük bir cümledir: Ich warte an der Haltestelle. (ih varte an der halteştele.) Durakta bekliyorum. İnsanlar üşüyünce açık hava sporunu bırakıp müze, kafe veya sinema konuşur. Müze bu yüzden kış diyaloglarının sevilen yeridir: içerisi sıcaktır ve A2 fiili hazırdır, ins Museum gehen.
Telefon kalıpları da bu düzeye sığar ve durak sahnesini gerçek kılar. Açılış: Hallo, hier ist Ali. (halo, hiir ist ali.) Merhaba, ben Ali. Soru: Was machst du? (vas mahst du?) Ne yapıyorsun? Hast du Zeit? (hast du tsayt?) Vaktin var mı? Gerekçe ve öneri peş peşe gelir: Es schneit und es ist kalt. Sollen wir ins Museum gehen? (es şnayt und es ist kalt. zolen vir ins muzeum geen?) Kar yağıyor ve hava soğuk. Müzeye gidelim mi? Saat ve ulaşım A2’nin parçasıdır: Der Bus kommt in zehn Minuten. (der bus komt in tseen minuten.) Otobüs on dakikaya geliyor. Wir treffen uns um drei Uhr. (vir trefen uns um dray uur.) Saat üçte buluşuruz.
Öğrenci bu sahnede üç beceriyi birden kullanır: havayı tarif etmek, telefonla kısa bilgi vermek ve yeni bir plan önermek. Kar yüzünden futbol gibi açık hava işi düşer: Wir können nicht Fußball spielen. (vir könen niht fusbal şpilen.) Futbol oynayamayız. Çözüm yine dann iledir: Dann gehen wir ins Museum. (dan geen vir ins muzeum.) O zaman müzeye gideriz. Böylece olumsuz cümle konuşmayı bitirmez, ikinci bir kapı açar.
Örnek
Telefon diyaloğu: A: Hallo! Es schneit und ich warte an der Haltestelle. (halo! es şnayt und ih varte an der halteştele.) Merhaba! Kar yağıyor ve durakta bekliyorum. B: Es ist sehr kalt. Sollen wir ins Museum gehen? Das Museum ist warm. (es ist zeer kalt. zolen vir ins muzeum geen? das muzeum ist varm.) Çok soğuk. Müzeye gidelim mi? Müze sıcak. A: Ja, gerne. Der Bus kommt in zehn Minuten. (ya, gerne. der bus komt in tseen minuten.) Evet, seve seve. Otobüs on dakikaya geliyor.
Türkçe konuşanların bu konuda sık yaptığı hatalar
Birinci ve en inatçı hata, hava cümlesine Türkçe gibi bir kişi öznesi aramaktır. Türkçe “Yağmur yağıyor” der; Almanca’da yağmur özne olmaz. Doğru kalıp Es regnet. (es regnet.) biçimindedir. Der Regen regnet veya Regen ist demek yanlıştır. Güneş için de aynı kural vardır: Die Sonne scheint. (di zone şaynt.) Güneş parlıyor. Öğrencinin “güneş parlamak” fiilini ortaya koyması, A2 yazılarında çok görülür. es burada “o” anlamında bir kişi değil, dilbilgisel bir yer tutucudur; ezberlenmesi gereken bir kapı sözcüğüdür.
İkinci hata yer edatlarını tek bir Türkçe -e ekine indirgemektir. Türkçe sinemaya, parka, müzeye, pazara hepsine aynı eki takar. Almanca her mekânda değişir: ins Kino, ins Café, ins Museum, in den Park, auf den Markt. Öğrenciler her yere zu (tsu) veya nach (naah) koyar. nach şehir ve ülke içindir, örneğin nach Berlin (naah berlin); parka nach dem Park denmez. Üçüncü hata fiil sırasıdır. Türkçe ve İngilizce etkisiyle Wir wollen gehen ins Café kurulur. Doğrusu çekimli fiil ikinci sırada, asıl fiil sondadır: Wir wollen ins Café gehen. (vir volen ins kafe geen.) Soru da aynıdır: Wollen wir ins Café gehen?
Dördüncü hata seslerdedir. Almanca w, Türkçe v’ye yakındır; Wetter yaklaşık vete, wir yaklaşık vir, wollen yaklaşık volen okunur. Öğrenci bunu İngilizce w veya Türkçe v ile karıştırınca dinleme çöker. werden (verden) ile Wetter (vete) de karışır; biri “olmak/gelecek yardımcı”, öteki “hava”dır. Beşinci hata gelecek zamandır. Türkçe “yağacak, gideceğiz” için öğrenci hemen ağır yapılar arar. A2’de Es wird regnen. veya şimdiki zaman Morgen regnet es. (morgen regnet es.) Yarın yağmur yağar, yeter. wird kullanılınca asıl bilgi sonda kalır: Es wird am Samstag schön. (es virt am zamstaak şöön.) Cumartesi hava güzel olacak.
Örnek
Yanlış kurulum: Ich will gehen ins Kino weil Regen. Doğrusu: Ich will ins Kino gehen, weil es regnet. (ih vil ins kino geen, vayl es regnet.) Sinemaya gitmek istiyorum çünkü yağmur yağıyor. İkinci düzeltme: yanlış Wir gehen nach dem Park. Doğru: Wir gehen in den Park. (vir geen in den park.) Parka gidiyoruz.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: “Yağmur yağıyor” cümlesine yağmuru özne yapıp Der Regen regnet demek. Doğrusu: Almanca’da bu kalıp öznesiz gibi duran Es regnet. (es regnet.) biçimindedir; es dilbilgisel yer tutucudur.
- Yanlış: Sinema, park, müze ve pazara hep zu veya nach koymak. Doğrusu: A2’de mekâna göre değişir: ins Kino, in den Park, ins Museum, auf den Markt.
- Yanlış: Plan cümlesinde fiilleri Türkçe veya İngilizce sırasıyla ortaya dizmek. Doğrusu: Çekimli modal ikinci sırada, asıl fiil sondadır: Wollen wir in den Park gehen? (volen vir in den park geen?)
- Yanlış: Wetter sözcüğündeki w’yi İngilizce w gibi veya “veter” diye okumak. Doğrusu: Almanca w Türkçe v’ye yakındır; Wetter yaklaşık vete, wir yaklaşık vir okunur.
- Yanlış: Gelecek plan için mutlaka ağır bir gelecek zaman aramak. Doğrusu: A2’de şimdiki zaman gelecek anlamı taşır: Am Sonntag gehen wir auf den Markt. (am zontaag geen vir auf den markt.) Ayrıca Es wird schön. yeter.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B1’de, öğrenci hava şartına bağlı planı wenn (ven) eğer cümlesiyle kurar: Wenn es regnet, bleiben wir zu Hause. (ven es regnet, blayben vir tsu hauze.) Yağmur yağarsa evde kalırız. Nazik öneri için würde (vürde) ve könnte (könte) gelir; A2’deki Wollen wir daha kibar bir kapıya açılır. Geçmiş hafta sonu Perfekt ile anlatılır: Am Samstag sind wir ins Museum gegangen. (am zamstaak zint vir ins muzeum gegangen.) Cumartesi müzeye gittik. Öğrenci kısa bir hava tahmin metnini okuyup kendi cümleleriyle özetler ve gerekçeli, nazik, geçmişe bağlı bir sohbet üretir.
Özet
A2’de hava çoğu zaman Es regnet, Es schneit ve Die Sonne scheint kalıplarıyla anlatılır; plan ise Wollen wir, Sollen wir ve Möchtest du ile kurulur. Hava bozunca park düşer, kafe veya müze açılır; güneş varsa pazar ve açık hava konuşulur. Türkçe konuşan öğrenci es öznesini, yer edatlarını, fiil sonunu ve w sesini özellikle çalışmalıdır.