Yaşam boyu öğrenme, okul bittikten sonra da yeni bilgi ve beceri kazanmaya devam etmektir; B2 öğrencisi bunu eğitim, beceri ve gelişim kelimeleriyle açıkça anlatabilir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Yaşam boyu öğrenme nedir ve neden her yerde konuşulur?
Birçok öğrenci öğrenmeyi yalnızca okul binasıyla düşünür; oysa B2 can-do hedefi şudur: eğitim ve kişisel gelişim hakkında net bilgi verir, nedenini açıklarsın. Dünyada bu konu dil derslerinde yetişkin hikâyeleri, iş ilanları ve kısa anketlerle işlenir. lifelong learning (layf-long lör-ning) — yaşam boyu öğrenme — diploma sonrası kurs, okuma ve işle öğrenmeyi anlatır.
Eski çağlarda çıraklık zaten iş içinde öğrenmeydi; okul yaygınlaşınca öğrenme yanlışlıkla çocuk işi gibi görüldü. UNESCO gibi kuruluşlar uzun süredir öğrenmenin okul çağıyla bitmemesi gerektiğini vurgular. Günlük hayatta bu, gece lambası altında kitap açmak veya işten sonra kısa bir workshop (vörk-şap) — atölye — demektir. Yalnız çalışma da geçerlidir: I study in the evenings because I want to change my career. (ay sta-di in di iv-ningz bi-koz ay vant tu çeync may kı-rir) — Kariyerimi değiştirmek istediğim için akşamları ders çalışıyorum.
Örnek
Kısa diyalog. A: Do you still study after work? (du yu stil sta-di af-tır vörk) — İşten sonra hâlâ ders çalışıyor musun? B: Yes. I believe in lifelong learning. (yes. ay bi-liv in layf-long lör-ning) — Evet. Yaşam boyu öğrenmeye inanıyorum. A: What are you working on? (vat ar yu vör-king on) — Neyin üzerinde çalışıyorsun? B: I am brushing up on my English. (ay em bra-şing ap on may ing-liş) — İngilizcemi tazeliyorum.
Eğitim dünyasının temel kelimeleri
Eğitim sözcükleri birbirinin yerine geçmez. course (kors) — kurs — haftalar süren programdır; degree (di-gri) — üniversite derecesi — yıllar alır. qualification (kva-li-fi-key-şın) — yeterlilik — işe yarayan belge veya unvandır. vocational training (vo-key-şı-nıl trey-ning) — mesleki eğitim — doğrudan meslek kazandırır. distance learning (dis-tıns lör-ning) — uzaktan eğitim — kampüse gitmeden öğrenmektir.
enrol (in-rol) — kaydolmak — Britanya yazımıdır; ABD’de enroll (in-rol) görülür. tuition (tu-i-şın) — öğrenim ücreti — öğretmenin kendisi değildir. assignment (a-sayn-mınt) — ödev; lecture (lek-çır) — hoca anlatımı. Kütüphanedeki tablet self-study (self-sta-di) — kendi kendine çalışma — veya kayıtlı bir online course (on-layn kors) — çevrimiçi kurs — olabilir. B2 can-do: bir eğitim yolunu kısa ve doğru adıyla tarif edebilirsin.
Örnek
Kısa metin. Last year I enrolled on a distance-learning course. The tuition was high, but the qualification will help me at work. (last yır ay in-rold on ı dis-tıns-lör-ning kors. dı tu-i-şın voz hay, bat dı kva-li-fi-key-şın vil help mi et vörk) — Geçen yıl uzaktan bir kursa kaydoldum. Ücret yüksekti ama yeterlilik işte işime yarayacak. Britanya İngilizcesinde sık kalıp: enrol on a course (in-rol on ı kors) — bir kursa kaydolmak.
Beceri, yetkinlik ve gelişimi anlatmak
Beceri konuşurken skill (skil) — beceri — ile knowledge (no-lic) — bilgi — ayrılır. Bilgi ne olduğunu bilmektir; beceri yapabilmektir. hard skills (hard skilz) — teknik beceriler — dil, yazılım, muhasebe gibi ölçülmesi kolay işlerdir. soft skills (soft skilz) — sosyal beceriler — iletişim, takım çalışması ve zaman yönetimidir. transferable skills (trans-fö-rı-bıl skilz) — aktarılabilir beceriler — bir işten ötekine taşınır.
improve (im-pruv) — iyileştirmek — ve develop (di-ve-lıp) — geliştirmek — yakındır; develop daha çok zaman içinde büyümeyi anlatır. make progress (meyk pro-gres) — ilerleme kaydetmek; set a goal (set ı gol) — hedef koymak. Tahtada grafik anlatan öğrenci diyebilir: This graph shows how my writing skills have improved this term. (dis graf şouz hau may ray-ting skilz hev im-pruvd dis törm) — Bu grafik yazma becerilerimin bu dönem nasıl geliştiğini gösteriyor. competence (kom-pı-tıns) — yetkinlik — bir işi yeterince iyi yapabilme düzeyidir.
Örnek
Somut üçlü. Zayıf yön: My weakness is public speaking. (may vik-nıs iz pab-lik spi-king) — Zayıf yönüm topluluk önünde konuşmaktır. Hedef: I have set a goal to speak for two minutes without notes. (ay hev set ı gol tu spik for tu mi-nits vi-daut nots) — Nota bakmadan iki dakika konuşmayı hedef koydum. Süreç: I practise three times a week and I am making progress. (ay prek-tis tri taymz ı vik end ay em mey-king pro-gres) — Haftada üç kez pratik yapıyorum ve ilerleme kaydediyorum.
Öğrenme sürecini anlatan B2 kalıpları
B2’de phrasal verb’ler öğrenme hikâyesini doğal kılar. take up (teyk ap) — yeni bir uğraşa başlamak: I took up coding last year. (ay tuk ap ko-ding last yır) — Geçen yıl kodlamaya başladım. brush up on (braş ap on) — eskimiş bilgiyi tazelemek: I need to brush up on my grammar. (ay nid tu braş ap on may gre-mır) — Dilbilgimi tazelemem gerekiyor. keep up with (kip ap vid) — hızına yetişmek: It is hard to keep up with new apps. (it iz hard tu kip ap vid niu eps) — Yeni uygulamalara yetişmek zor. catch up (keç ap) — geride kalınanı kapatmak; fall behind (fol bi-haynd) — geride kalmak; drop out (drop aut) — bırakmak.
Atölye ve grup çalışması da B2 can-do içindedir: bir etkinliği anlatır, öneri verirsin. sign up for (sayn ap for) — kaydolmak: We signed up for a weekend workshop. (vi saynd ap for ı vik-end vörk-şap) — Hafta sonu atölyesine kaydolduk. work on (vörk on) — üzerinde çalışmak: They are working on presentation skills. (dey ar vör-king on pre-zen-tey-şın skilz) — Sunum becerileri üzerinde çalışıyorlar. get feedback (get fid-bek) — geri bildirim almak. Grup için uygun cümle: Let’s share our notes and give each other feedback. (lets şer a-vır nots end giv iç a-dı fid-bek) — Notlarımızı paylaşalım ve birbirimize geri bildirim verelim.
Örnek
Mini diyalog. A: Why did you fall behind? (vay did yu fol bi-haynd) — Neden geride kaldın? B: I missed two workshops, but I will catch up this week. (ay mist tu vörk-şaps, bat ay vil keç ap dis vik) — İki atölyeyi kaçırdım ama bu hafta yetişeceğim. A: Don’t drop out. You have already made progress. (dont drop aut. yu hev ol-re-di meyd pro-gres) — Bırakma. Şimdiden ilerleme kaydettin.
İş ve öğrenme: mülakat diyalogları
İş mülakatı, bu kelime setinin en sık sınandığı yerdir. B2 can-do: görüşmede deneyim ve planı bağlı cümlelerle anlatabilirsin. Sınıfta rol yapma, gerçek stres yokken kalıbı ağıza yerleştirir. Sık soru: How do you develop your skills? (hau du yu di-ve-lıp yor skilz) — Becerilerini nasıl geliştirirsin? Zayıf cevap: I like learning. (ay layk lör-ning) — Öğrenmeyi severim. Kanıt olmadığı için B2’de yetmez.
Güçlü iskelet üç zamandır. Geçmiş: Last year I completed a customer-service course. (last yır ay kım-pli-tid ı kas-tı-mır sör-vis kors) — Geçen yıl müşteri hizmetleri kursunu bitirdim. Şimdi: I am currently improving my English for meetings. (ay em ka-rınt-li im-pru-ving may ing-liş for mi-tingz) — Şu anda toplantılar için İngilizcemi geliştiriyorum. Gelecek: I would like to do vocational training in digital marketing. (ay vud layk tu du vo-key-şı-nıl trey-ning in di-ci-tıl mar-ke-ting) — Dijital pazarlamada mesleki eğitim almak isterim. Yararlı sözcükler: mentor (men-tör) — rehber; internship (in-törn-şip) — staj; employability (im-ploy-ı-bi-li-ti) — işe alınabilirlik. Telaffuz: career (kı-rir), interview (in-tır-vi-yu).
Örnek
Rol yapma. Interviewer: Tell me about your professional development. (tel mi ı-baut yor fı-fe-şı-nıl di-ve-lıp-mınt) — Mesleki gelişiminden bahset. Candidate: Of course. I took an online course in time management and I practised interview skills with my classmates. (ıv kors. ay tuk en on-layn kors in taym me-nic-mınt end ay prek-tist in-tır-vi-yu skilz vid may klas-meyts) — Tabii. Zaman yönetimi üzerine çevrimiçi kurs aldım ve sınıf arkadaşlarımla mülakat çalıştım. Interviewer: What is your next goal? (vat iz yor nekst gol) — Sıradaki hedefin nedir? Candidate: I want to gain more confidence in public speaking. (ay vant tu geyn mor kon-fi-dıns in pab-lik spi-king) — Topluluk önünde konuşmada daha çok güven kazanmak istiyorum.
Türkçe kaynaklı sık hatalar
Türkçeden bire bir çeviri, eğitim İngilizcesinde çok puan kaybettirir. Türkçe kurs yapmak olduğu için make a course denir; doğrusu take a course (teyk ı kors) veya do a course (du ı kors) — kursa gitmek. Kendimi geliştirmek kalıbı develop myself olur; anlaşılır ama boş durur. Daha doğal: I want to improve my skills. (ay vant tu im-pruv may skilz) — Becerilerimi geliştirmek istiyorum. Bilgiler diye knowledges yazılmaz; knowledge sayılamaz. Tavsiyeler için advices de yanlıştır; advice sayılamaz, bir öğüt a piece of advice (ı pis ıv ıd-vays) olur.
learn (lörn) — öğrenmek, sonuç; study (sta-di) — çalışmak, süreç; teach (tiç) — öğretmek. Yanlış The teacher learned us English anlamı bozar; doğru The teacher taught us English. (dı ti-çır tot as ing-liş) — Öğretmen bize İngilizce öğretti. I am graduate eksiktir. Doğru: I graduated last year (ay gre-cu-ey-tid last yır) — Geçen yıl mezun oldum veya I am a graduate (ay em ı gre-cu-it) — Mezunum. lesson (le-sın) tek oturum; class (klas) grup veya ders; course bütün programdır. I finished school liseyi çağrıştırır; üniversite için I graduated from university daha nettir.
Örnek
Düzeltme. Yanlış: I want to make a course for develop myself and learn many knowledges. Doğru: I want to take a course to improve my skills and learn more. (ay vant tu teyk ı kors tu im-pruv may skilz end lörn mor) — Becerilerimi geliştirmek ve daha çok öğrenmek için kurs almak istiyorum. İkinci yanlış: My teacher learned me English. Doğru: My teacher taught me English. (may ti-çır tot mi ing-liş) — Öğretmenim bana İngilizce öğretti. Üçüncü yanlış: I am agree that online courses are useful. Doğru: I agree that online courses are useful. (ay ı-gri det on-layn kor-siz ar yus-ful) — Çevrimiçi kursların yararlı olduğuna katılıyorum.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Yaşam boyu öğrenme yalnızca üniversite veya yüksek lisans demektir. Doğrusu: Kısa atölye, dil uygulaması, iş yeri eğitimi ve gece kendi kendine çalışma da yaşam boyu öğrenmedir.
- Yanlış: Soft skills gerçek beceri değil, sadece karakterdir; mülakatta anlatmaya değmez. Doğrusu: İşverenler iletişimi, zaman yönetimini ve uyumu beceri sayar. B2’de bunları somut örnekle göstermek gerekir.
- Yanlış: İngilizcede diploma her zaman Türkçedeki lise diploması anlamına gelir. Doğrusu: diploma bazen kısa bir belge içindir; üniversite derecesi çoğu metinde degree (di-gri) olur. Karışıklık CV’de yanlış unvan yazdırır.
- Yanlış: Çevrimiçi öğrenme gerçek eğitim sayılmaz, bu yüzden görüşmede söylemek zayıftır. Doğrusu: B2 metinlerinde online course ve distance learning geçerli yollardır. Önemli olan ne öğrendiğini kanıtla anlatmaktır.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, C1’e yaklaşırken, aynı konuyu kişisel hikâyeden çıkarıp tartışma yazısına taşırsın. Eğitimde fırsat, iş gücünün değişmesi ve yetişkin kurslarının amacı gibi daha soyut başlıklarda görüş yazarsın. upskilling (ap-ski-ling) — mevcut beceriyi yükseltme — ve reskilling (ri-ski-ling) — yeni meslek için yeniden becerilenme — gibi kurumsal sözcükler ve daha uzun okuma parçaları gelir. Şimdiki işin B2 kalıplarını hatasız ve örnekli kullanmaktır; sonraki iş aynı fikri kanıt, karşıt görüş ve bağlaçlarla savunmaktır.
Özet
Yaşam boyu öğrenme, okul bittikten sonra da kurs, pratik ve işle öğrenmeye devam etmektir. B2’de course, skill, qualification gibi sözcükleri ve take a course, brush up on, make progress gibi kalıpları doğru seçerek anlatırsın. Türkçeden gelen make a course, knowledges ve learned us tuzaklarını bırakıp somut örnekli cümle kurmak hem sınavda hem iş görüşmesinde işe yarar.