QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Günlük konuşma: Hedef belirleme ve tavsiye alma diyaloğu

Yabancı Diller · İngilizce B2 · Yaşam Boyu Öğrenme
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

B2 düzeyinde hedef belirleme ve tavsiye alma diyaloğu, öğrenenin İngilizcesini kendi eline alıp başkasıyla işbirliği içinde somut adımlara dökmesinin günlük konuşma yoludur.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

CEFR B2 can-do: hedefi söylemek, tavsiyeyi duymak

Tahtadaki kişisel hedef ile arkadaşın tavsiyesi konuşmayı nasıl tamamlıyor?

B2 öğrencisi kişisel bir öğrenme hedefini gerekçesiyle anlatabilir ve günlük bir sorun için tavsiye isteyip verebilir. Bu can-do’lar şöyle özetlenir: I can describe my learning goals and explain why they matter (öğrenme hedeflerimi betimleyip neden önemli olduklarını açıklayabilirim) ve I can ask for and give advice in everyday situations (günlük durumlarda tavsiye isteyip verebilirim). Anahtar sözcükler B2’yi aşmaz: goal (gol), aim (eym), advice (ed-VAYS, isim), advise (ed-VAYZ, fiil), suggest (sö-CEST).

Sınıfta tahtaya hedef yazmak, dileği ölçülebilir bir cümleye çevirir; arkadaşın hemen tavsiye vermesi ise konuşmayı tek kişilik monolog olmaktan çıkarır. Dünya genelinde iletişimsel derslerde bu sahne rol oyunu olarak kurulur. Amaç kalıbı ezberletmek değil, duraksayarak da olsa gerçek zamanlı yanıt üretmektir. Telaffuz: fluently (FLU-ınt-li), confidently (KON-fi-dınt-li).

Günlük hayatta aynı sahne daha kısadır. Biri I want to sound more natural when I speak (konuşurken daha doğal duyulmak istiyorum) der; diğeri You could practise with short voice notes (kısa ses notlarıyla pratik yapabilirsin) diye yanıtlar. B2’de gerekçe beklenir: because I freeze in class discussions (çünkü sınıf tartışmalarında donup kalıyorum).

Örnek

Kısa diyalog: A: My goal is to speak more fluently this term because I still pause too much. (A: Bu dönem daha akıcı konuşmak hedefim çünkü hâlâ çok duraklıyorum.) B: If I were you, I'd join a speaking club twice a week. (B: Yerinde olsam haftada iki kez konuşma kulübüne katılırdım.) A: That sounds useful. Are evenings better than mornings? (A: Kulağa yararlı geliyor. Akşamlar sabahtan daha iyi olur mu?)

Bu diyalog dünyada nasıl öğretilir ve neden şimdi konuşuyoruz

Dil öğretiminde hedef konuşması, öğreneni kendi sürecinin yöneticisi gören özerklik fikriyle güçlendi. Avrupa Konseyi’nin CEFR belgesi (2001) B2’deki kişiyi artık yalnızca öğretmen yönergesine bağlı biri olarak değil, I need to work on my listening (dinleme üzerinde çalışmam gerek) diyebilen biri olarak betimler. Bu yüzden derslerde hedef cümlesi slogan değil, zaman ve ölçüt içeren bir plandır.

Dünyada konu sıkça rol oyunu, tandem (dil değişimi) ve kısa öğrenme günlüğü ile işlenir. Bazı programlarda dönem başında learning contract (öğrenme sözleşmesi) yazılır: öğrenci neyi, ne zamana kadar, nasıl çalışacağını İngilizce kaydeder. Türkiye’de ortaöğretim yabancı dil dersinde aynı işlev, akran geri bildirimi ve öğretmenle kısa görüşmeyle gelir.

Sık yanlış anlama şudur: hedef cümlesi motivasyon afişi sanılır. I will be better (daha iyi olacağım) B2 için zayıf kalır çünkü ölçülmez. Daha uygun olan By June I want to hold a five-minute talk without notes (Hazirana kadar notsuz beş dakikalık konuşma yapmak istiyorum) hem zaman hem kanıt içerir. Telaffuz: without (viz-AVT), notes (nots).

Örnek

Zayıf hedef: I want to improve my English. (İngilizcemi geliştirmek istiyorum.) Güçlü hedef: I aim to watch one short news clip every weekday and summarise it in four sentences. (Her hafta içi bir kısa haber klibi izleyip dört cümleyle özetlemeyi hedefliyorum.)

Hedefi B2 kalıplarıyla takvime indirmek

Kütüphanedeki günlük işaretler ve uygulama istatistikleri hedefi nasıl görünür kılar?

Kütüphanede planı işaretlemek, soyut dileği takvime indirmektir. İşe yarar B2 kalıpları şunlardır: I'm aiming to... (hedefim ... olmak), I've set myself a goal to... (kendime ... hedefi koydum), This week I'm going to focus on... (bu hafta ... üzerine odaklanacağım), By Friday I want to... (cuma gününe kadar ... istiyorum). Telaffuz: aiming (EY-ming), focus (FO-kıs).

Ölçülebilirlik için miktar ve sıklık eklenir: for twenty minutes a day (günde yirmi dakika), at least three times a week (haftada en az üç kez), in a row (üst üste). Uygulama istatistikleri konuşma malzemesidir: I've studied for six days in a row (altı gündür aralıksız çalıştım). Bu cümle şimdiki mükemmel zamanı B2’nin doğal işinde kullanır.

Somut olay: öğrenci kütüphanede günlük kutucuğu işaretler, ekrandaki seriye bakar ve hedefini sesli söyler. Böylece plan kâğıtta kalmaz; karşısındaki kişi de How is that going? (nasıl gidiyor?) diye sorabilir. Yanıt gerekçeli olmalıdır: It's going well, but vocabulary is still slow (iyi gidiyor ama sözcük hâlâ yavaş).

Örnek

Kütüphane konuşması: A: I've ticked five days this week. My goal is 150 new words by Sunday. (A: Bu hafta beş günü işaretledim. Pazar gününe kadar 150 yeni sözcük hedefim.) B: That's clear. You should test yourself, not only highlight the words. (B: Bu net. Sözcüklerin yalnızca üstünü çizme, kendini de sınamalısın.) A: Good point. I'll use ten-minute quizzes. (A: Haklısın. On dakikalık kısa sınavlar kullanacağım.)

Tavsiye isteme ve verme: güç derecesi ve nezaket

Kafedeki defterdeki telaffuz hedefi için verilen tavsiye neden somut bir alıştırma olmalı?

Tavsiye kalıpları güç sırasına göre seçilir. Yumuşak: Why don't you...? (neden ... yapmıyorsun?), You could... (yapabilirsin), Have you thought of...? (düşündün mü?). Orta: You should... (yapmalısın), I suggest -ing (... yapmanı öneririm). Daha güçlü ve uyarıya yakın: You'd better... (yapsan iyi olur). B2’nin klasik ikinci koşulu If I were you, I'd... (yerinde olsam ...) yumuşak ama kişiseldir. Telaffuz: should (şud), were (vör).

Kafede telaffuz hedefi konuşulurken tavsiye genel cesaret olmamalı, yapılabilir bir iş olmalıdır. Just practise more (sadece daha çok pratik yap) B2’de zayıf kalır. Daha iyisi: I recommend practising the th sound with a mirror for five minutes (beş dakika ayna karşısında th sesini çalışmanı öneririm). İsim-fiil ayrımı kritiktir: advice sayılamaz; some advice veya a piece of advice denir.

Tavsiye alırken nezaket B2’nin parçasıdır: Could you give me some advice on my pronunciation? (telaffuzum konusunda tavsiye verir misin?), What would you do in my place? (yerimde olsan ne yapardın?). Reddetmek de öğrenilir: That's helpful, but I'm not sure I have time for that (yardımcı oldu ama buna vaktim olduğundan emin değilim). Böylece diyalog emir-komuta değil, seçim olur.

Örnek

Kafe diyaloğu: A: I've written a goal here: I want clearer pronunciation of th and r. (A: Buraya bir hedef yazdım: th ve r seslerinde daha net telaffuz istiyorum.) B: If I were you, I'd record one sentence every night and compare it with a model. (B: Yerinde olsam her gece bir cümle kaydedip modelle karşılaştırırdım.) A: Could you suggest a short sentence to start with? (A: Başlamak için kısa bir cümle önerir misin?) B: Try this: Thirty-three thirsty sailors. (B: Bunu dene: Thirty-three thirsty sailors.) Telaffuz ipucu: thirsty (TÖÖ-sti).

Öğretmenden tavsiye: daha resmi, daha ölçülebilir

Öğrenci öğretmenden genel cesaret mi, yoksa ölçülebilir bir yol haritası mı beklemeli?

Öğretmenden tavsiye almak, arkadaş sohbetinden bir basamak daha resmi kalıplar ister. B2 nezaketi: I was wondering if you could suggest a realistic goal (gerçekçi bir hedef önerir misiniz diye düşünüyordum), Could I ask for some advice on my writing? (yazmam konusunda tavsiye isteyebilir miyim?). Telaffuz: wondering (VAN-do-ring), realistic (rio-LİS-tik). Öğretmen somut karşılar: You should read graded readers rather than jumping to very long novels (çok uzun romanlara atlamak yerine seviyeli okuma kitapları okumalısın).

Öğrenci hedefini bulanık bırakırsa tavsiye de bulanık kalır. I want to be good at English (İngilizcede iyi olmak istiyorum) öğretmene yol göstermez. Daha işe yararı: I want to take notes in English during history class (tarih dersinde İngilizce not tutmak istiyorum) veya I need to write a one-page e-mail without a translator (çevirmensiz bir sayfalık e-posta yazmam gerek). Böylece öğretmen süre, tür ve kanıt önerebilir.

Görüşmenin sonunda öğrenci tavsiyeyi kendi cümlesiyle geri yansıtır. Bu, anlamayı kontrol eder: So if I understand you, I should keep a mistake notebook for two weeks (anladığım kadarıyla iki hafta hata defteri tutmalıyım). Öğretmen onaylar veya düzeltir. Bu yansıtma, yaşam boyu öğrenmede de kullanılır; kişi duyduğunu hemen uygulamaya çevirir.

Örnek

Öğretmen-öğrenci: S: I was wondering if you could advise me. My goal is better e-mails for my internship. (Ö: Acaba bana tavsiye verir misiniz. Hedefim staj için daha iyi e-postalar.) T: You should learn five opening and closing lines and reuse them. (Öğretmen: Beş açılış ve kapanış cümlesi öğrenip tekrar kullanmalısın.) S: Why don't I send you one example on Friday? (Ö: Cuma günü size bir örnek göndersem nasıl olur?) T: That's a clear plan. I'd also check the subject line. (Öğretmen: Bu net bir plan. Konu satırına da bakmanı öneririm.)

Haftalık planda akran geri bildirimi ve Türkçe kaynaklı tuzaklar

Haftalık plandaki hangi ayrıntı, arkadaşın geri bildirimini daha işe yarar kılar?

Haftalık plan, hedefin test edildiği yerdir. Arkadaş feedback (FİİD-bek) verirken yumuşak eleştiri kalıbı kullanır: Your plan looks busy (planın yoğun görünüyor), Have you thought of leaving one evening free? (bir akşamı boş bırakmayı düşündün mü?). looks + sıfat, B2’de doğrudan Your plan is wrong (planın yanlış) demeden uyarı taşır. Geri bildirimi kabul: You're right. I'll cut the Saturday session (haklısın. Cumartesi oturumunu keseceğim).

Savunma da B2’dedir ve kaba olmak zorunda değildir: I see your point, but I work better with a full timetable (noktanı anlıyorum ama dolu programla daha iyi çalışıyorum). Plan konuşması aynı zamanda Türkçeden gelen hataların en çok görüldüğü yerdir çünkü öğrenci aklındaki cümleyi kelimesi kelimesine çevirir. must (mast) her tavsiyede kullanılınca konuşma emir gibi durur; oysa arkadaş tavsiyesi çoğu kez should veya could ister.

Yaşam boyu öğrenmede hedef bir kez yazılmaz; haftalık konuşmayla yenilenir. Öğrenci istatistiğe bakar, arkadaşı dinler, cümleyi günceller: Last week my goal was too big, so this week I'm aiming at thirty minutes, not two hours (geçen hafta hedefim çok büyüktü, bu hafta iki saat değil otuz dakika hedefliyorum). Bu döngü bir sonraki dil düzeyinde daha eleştirel tavsiye değerlendirmesine kapı açar.

Örnek

Plan diyaloğu: A: Here's my weekly plan: grammar every night and a film every day. (A: İşte haftalık planım: her gece dilbilgisi ve her gün bir film.) B: It looks heavy. Why don't you choose two film nights only? (B: Yoğun görünüyor. Neden yalnızca iki film gecesi seçmiyorsun?) A: I see your point. I'll swap two films for short clips. (A: Noktanı anlıyorum. İki filmi kısa kliplerle değiştireceğim.) Yanlış kalıp değil, doğrusu: Could you give me some advice? (bana biraz tavsiye verir misin?) — an advice kullanılmaz.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Can you give me an advice? veya I want to advice you demek. Doğrusu: advice sayılamayan isimdir; some advice / a piece of advice denir. Fiil advise’dır: Can you advise me? (bana tavsiye verir misin?).
  • Yanlış: Yerinde olsam anlamında If I am you, I will... kullanmak. Doğrusu: B2’de yerleşik kalıp ikinci koşuldur: If I were you, I'd... (yerinde olsam ...). were burada geçmiş değil, varsayımdır.
  • Yanlış: Her tavsiyeyi You must... ile vermek; Türkçedeki yapmalısın duygusunu bire bir aktarmak. Doğrusu: Arkadaş tavsiyesi çoğu kez should, could veya Why don't you...? ister. must kural, tehlike veya çok güçlü zorunluluk içindir.
  • Yanlış: Hedefi I will try to be better gibi ölçüsüz bırakmak ve bunu plan sanmak. Doğrusu: B2 hedefi zaman, miktar ve kanıt içerir: By Friday I want to record a one-minute talk (cuma gününe kadar bir dakikalık konuşma kaydetmek istiyorum).
  • Yanlış: Tavsiyeyi reddedince kaba görünmemek için susmak veya hemen OK, I will do it demek. Doğrusu: Nazik seçenek vardır: That's helpful, but I don't think I have time this week (yardımcı oldu ama bu hafta vaktim olduğunu sanmıyorum).

Bir adım ileri

Bir üst dil bandında, kabaca C1’e giden yolda, öğrenci yalnızca tavsiye almaz; tavsiyeyi eleştirel tartar ve çekince (hedging) ekler. Cümleler It depends on your timetable (programına bağlı) veya This may work for listening, but not for writing (bu dinleme için işe yarayabilir ama yazma için değil) düzeyine çıkar. Uzun vadeli kariyer ve akademik sunum hedefleri, karmaşık koşul cümleleri ve karşı tavsiye tartışması devreye girer. B2’de kurulan net hedef cümlesi, o aşamada kanıtlı öz değerlendirme metnine dönüşür.

Özet

B2’de hedef belirleme, zamanı ve kanıtı olan kısa İngilizce cümlelerle yapılır; tavsiye ise should, could ve If I were you gibi güç derecesi seçilmiş kalıplarla verilir. Tahta, kafe, öğretmen görüşmesi ve haftalık plan, aynı dil işinin dört gerçek hayat sahnesidir. Türkçeden gelen an advice ve If I am you tuzakları düzeltilince diyalog hem doğru hem doğal durur.

Örnek sorular

1. Which of the following sentences is most suitable for asking someone about their goals?
  1. What are your plans for the future?
  2. How was your weekend?
  3. Do you like coffee?
  4. Where is the nearest bank?
Cevabı göster
Doğru cevap: What are your plans for the future?
The sentence 'What are your plans for the future?' directly asks about someone's goals, making it the most suitable option.
2. Which advice would you give to someone who wants to improve their English?
  1. You should practice speaking every day.
  2. You should eat more vegetables.
  3. You should sleep earlier.
  4. You should watch less TV.
Cevabı göster
Doğru cevap: You should practice speaking every day.
Practicing speaking every day is directly related to improving English, making it the best advice in this context.
3. A: I want to get better at time management. B: ________
  1. Why don’t you try making a daily schedule?
  2. I prefer chocolate ice cream.
  3. The weather is nice today.
  4. Let’s go to the cinema.
Cevabı göster
Doğru cevap: Why don’t you try making a daily schedule?
The response gives relevant advice for improving time management, fitting the context.
4. Which phrase is commonly used to ask for advice?
  1. What do you suggest I do?
  2. How old are you?
  3. Where is your house?
  4. Do you have a pet?
Cevabı göster
Doğru cevap: What do you suggest I do?
This phrase is a polite and common way to ask for advice in English.
5. A: I’m not sure how to prepare for the exam. B: ________
  1. You could join a study group.
  2. I went to the park yesterday.
  3. My brother is a doctor.
  4. Let’s order pizza.
Cevabı göster
Doğru cevap: You could join a study group.
This response gives a relevant and helpful suggestion for exam preparation.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Kelime: Eğitim, beceri ve gelişim kelime setiOkuma-dinleme: Öğrenme deneyimi üzerine blog yazısı ›