İki ulaşım yolunu fiyat, süre ve konfor açısından A2 kalıplarla karşılaştırmak, gerçek bir seyahat tercihini İngilizce söylemeni sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Karşılaştırma can-do: neyi yapabileceksin?
CEFR A2 düzeyinde seyahat konusunda şunu yapabilirsin: iki ulaşım yolunu basit sıfatlarla karşılaştırır, süreyi ve fiyatı sorar, tercihini kısa bir gerekçeyle söylersin. Dünya genelinde bu konu seyahat ve ulaşım ünitesinde, önce sık sıfatlar sonra than (den) kalıbıyla öğretilir. Günlük kapı şudur: How do you get to school? (Hav du yu get tu skul?) Okula nasıl gidiyorsun?
Eskiden birçok sınıfta yalnızca sıfat tablosu ezberletilirdi: cheap, cheaper, the cheapest (çip, çi-pır, dı çi-pist). Bugün görev temelli derste öğrenci gerçek bir seçim yapar: hafta sonu şehre nasıl gidelim? Dil, tablodan değil ihtiyaçtan doğar. A2 cümlesi tek fikir taşır; uzun gerekçe zinciri bir sonraki düzeyindir.
Temel kalıplar şunlardır. A is cheaper than B. (Ey iz çi-pır den bi.) A, B den daha ucuz. A is more comfortable than B. (Ey iz mor kam-fı-tı-bıl den bi.) A, B den daha rahat. A is as fast as B. (Ey iz ez fast ez bi.) A, B kadar hızlı. I prefer A because it is cheaper. (Ay pri-fır ey bi-kız it iz çi-pır.) A yı tercih ederim çünkü daha ucuz. than sözcüğünü zen gibi değil den gibi söyle.
Soru ve süre kalıpları da A2 can-do nun parçasıdır. Which is faster, the bus or the bike? (Viç iz fas-tır, dı bas or dı bayk?) Hangisi daha hızlı, otobüs mü bisiklet mi? How long does it take by bus? (Hav long daz it teyk bay bas?) Otobüsle ne kadar sürer? It takes twenty minutes. (It teyks tven-ti mi-nits.) Yirmi dakika sürer. Araçla gitmek için by bus, by train, by taxi, by plane, by ferry, by bike (bay bas, bay treyn, bay teksi, bay pleyn, bay fe-ri, bay bayk) kullanılır. Yürümek on foot (on fut) ile söylenir.
Örnek
Somut olay: Ece okula bazen otobüsle bazen bisikletle gider. A: How do you get to school? (Hav du yu get tu skul?) Okula nasıl gidiyorsun? B: I usually go by bus. It is faster than my bike. (Ay yu-ju-ı-li gou bay bas. It iz fas-tır den may bayk.) Genelde otobüsle giderim. Bisikletimden daha hızlı. A: Is the bus more expensive? (İz dı bas mor ik-spen-siv?) Otobüs daha pahalı mı? B: Yes, but it is more comfortable when it rains. (Yes, bat it iz mor kam-fı-tı-bıl ven it reynz.) Evet ama yağmur yağınca daha rahat.
Bisiklet ve otobüs: kısa yol, net tercih
Bisiklet İngilizcede bike veya bicycle (bayk / bay-sı-kıl) dir. Otobüs bus (bas) tur. Kısa mesafede bisiklet ucuz ve sağlıklıdır; otobüs kalabalık saatte zaman kazandırabilir. A2 sıfatları yeter: cheap (çip) ucuz, expensive (ik-spen-siv) pahalı, fast (fast) hızlı, slow (slou) yavaş, healthy (hel-ti) sağlıklı, crowded (krav-did) kalabalık. The bike is cheaper than the bus. (Dı bayk iz çi-pır den dı bas.) Bisiklet otobüsten daha ucuzdur.
Düzensiz sıfatları ezbere değil cümlede tut. good (gud) iyinin karşılaştırması better (be-tır), bad (bed) kötünün karşılaştırması worse (vörs) tür. The bike is better for the city centre. (Dı bayk iz be-tır for dı si-ti sen-tır.) Bisiklet şehir merkezi için daha iyidir. The bus is worse when it is full. (Dı bas iz vörs ven it iz ful.) Otobüs doluyken daha kötüdür. Aşırılık için too crowded (tu krav-did) fazla kalabalık; yetersizlik için not fast enough (nat fast i-naf) yeterince hızlı değil dene.
Dünya kentlerinde okul yolu tartışması sıkça bisiklet mi toplu taşıma mı üzerinedir. Senin işin slogan ezberlemek değil, resmi tarif edip tercihini söylemektir. Fiil seçimine dikkat et: otobüse take the bus (teyk dı bas) binmek, bisiklete ride a bike (rayd ı bayk) binmek denir. I go by bike (ay gou bay bayk) de doğrudur.
Örnek
A: Let's go to the park. The bus or the bike? (Lets gou tu dı park. Dı bas or dı bayk?) Parka gidelim. Otobüs mü bisiklet mi? B: The bike is cheaper and healthier than the bus. (Dı bayk iz çi-pır end hel-ti-ır den dı bas.) Bisiklet otobüsten daha ucuz ve daha sağlıklıdır. A: But the bus is faster. I am tired today. (Bat dı bas iz fas-tır. Ay em tay-ırd tı-dey.) Ama otobüs daha hızlı. Bugün yorgunum. B: OK. Let's take the bus. (O-key. Lets teyk dı bas.) Tamam. Otobüse binelim.
Tren ve taksi: süre, fiyat, kapıdan kapıya
Tren train (treyn), taksi taxi (tek-si) dir. Tren genelde daha ucuz ve kalabalık olabilir; taksi daha pahalıdır ama seni kapıya bırakır. The train is cheaper than the taxi. (Dı treyn iz çi-pır den dı tek-si.) Tren taksiden daha ucuzdur. The taxi is more comfortable than the train. (Dı tek-si iz mor kam-fı-tı-bıl den dı treyn.) Taksi trenden daha rahattır. The train is not as expensive as the taxi. (Dı treyn iz nat ez ik-spen-siv ez dı tek-si.) Tren taksi kadar pahalı değildir.
İstasyon ve bilet sözcükleri bu karşılaştırmanın parçasıdır. station (stey-şın) istasyon, ticket (ti-kit) bilet, platform (plat-form) peron. How much is a train ticket? (Hav maç iz ı treyn ti-kit?) Tren bileti ne kadar? It is cheaper by train than by taxi. (It iz çi-pır bay treyn den bay tek-si.) Trenle gitmek taksiden daha ucuzdur. Taksi için sık kalıp take a taxi (teyk ı tek-si) dir. Tren için take the train (teyk dı treyn) veya go by train (gou bay treyn) dene.
Günlük hayatta bu karşılaştırma geç kalınca veya valiz ağır olunca çıkar. Dünya sınıflarında öğretmenler sıkça aynı resmi iki sütuna ayırır: fiyat bir sütun, süre bir sütun. Sen de resmi tarif et, sonra bir cümlelik tercih yaz. I prefer the train because it is cheaper. (Ay pri-fır dı treyn bi-kız it iz çi-pır.) Treni tercih ederim çünkü daha ucuz. Gerekçe because (bi-kız) ile tek sıfata bağlansın.
Örnek
Olay: Deniz ve Can otogardan merkeze gidecek. A: Shall we take a taxi or the train? (Şel vi teyk ı tek-si or dı treyn?) Taksi mi tren mi tutalım? B: The taxi is faster, but it is more expensive than the train. (Dı tek-si iz fas-tır, bat it iz mor ik-spen-siv den dı treyn.) Taksi daha hızlı ama trenden daha pahalı. A: How long does it take by train? (Hav long daz it teyk bay treyn?) Trenle ne kadar sürer? B: It takes thirty minutes. I prefer the train. (It teyks tör-ti mi-nits. Ay pri-fır dı treyn.) Otuz dakika sürer. Treni tercih ederim.
Feribot ve araba: suyu geçmek, arabayı tartmak
Feribot ferry (fe-ri), araba car (kar) dır. Bazı yollarda araba köprüden gider; bazen araba feribota biner. A2 de karmaşık güzergah anlatmana gerek yok; iki seçeneği sıfatla ayırman yeter. The ferry is slower than the car. (Dı fe-ri iz slou-ır den dı kar.) Feribot arabadan daha yavaştır. The car is faster than the ferry. (Dı kar iz fas-tır den dı fe-ri.) Araba feribottan daha hızlıdır. The ferry is more relaxing than the car. (Dı fe-ri iz mor ri-lek-sing den dı kar.) Feribot arabadan daha dinlendiricidir.
Aile yolculuğunda fiyat ve yer konuşulur. The ferry is cheaper for the family. (Dı fe-ri iz çi-pır for dı fe-mı-li.) Feribot aile için daha ucuzdur. The car is more useful with big bags. (Dı kar iz mor yus-ful vid big begz.) Araba büyük çantalarla daha işe yarar. useful (yus-ful) işe yarar; relaxing (ri-lek-sing) dinlendirici. Araçla feribota binmek için We can take the car on the ferry. (Vi ken teyk dı kar on dı fe-ri.) Arabayı feribota alabiliriz cümlesi A2 için yeterince somuttur.
Dünyada ada ve boğaz geçen ülkelerde bu karşılaştırma ders kitabının klasik resmi olur. Tarihçe olarak eski kitaplar yalnızca boat (bout) tekne sözcüğünü verirdi; güncel A2 metinleri ferry yi ayrı tutar çünkü bilet, saat ve araç alma gerçeği farklıdır. Sen resme bakıp yavaş-hızlı, ucuz-pahalı, rahat-yorucu üçlüsünden ikisini seç ve bir diyalog yaz.
Örnek
A: How do we get to the island? By car or by ferry? (Hav du vi get tu dı ay-lınd? Bay kar or bay fe-ri?) Adaya nasıl gideriz? Arabayla mı feribotla mı? B: The ferry is slower than the car, but it is cheaper. (Dı fe-ri iz slou-ır den dı kar, bat it iz çi-pır.) Feribot arabadan daha yavaş ama daha ucuz. A: I prefer the ferry because it is more relaxing. (Ay pri-fır dı fe-ri bi-kız it iz mor ri-lek-sing.) Feribotu tercih ederim çünkü daha dinlendirici. B: OK. Let's take the ferry at ten. (O-key. Lets teyk dı fe-ri et ten.) Tamam. Feribota onu da binelim.
Kaykay ve scooter: kısa mesafe, eğlence ve kolaylık
Kaykay skateboard (skeyt-bord), scooter scooter (sku-tır) dır. İkisi de kısa yol ve park için kişisel araçtır; otobüs veya tren gibi toplu taşıma değildir. A2 de farkı büyük sözcüklerle değil basit sıfatlarla kur. The scooter is easier than the skateboard. (Dı sku-tır iz i-zi-ır den dı skeyt-bord.) Scooter kaykaydan daha kolaydır. The skateboard is more difficult than the scooter. (Dı skeyt-bord iz mor di-fi-kılt den dı sku-tır.) Kaykay scooter dan daha zordur. easy (i-zi) kolay, difficult (di-fi-kılt) zor, fun (fan) eğlenceli.
Tercih cümlesi yine kısa olsun. The skateboard is more fun, but it is slower in the street. (Dı skeyt-bord iz mor fan, bat it iz slou-ır in dı strit.) Kaykay daha eğlenceli ama sokakta daha yavaştır. I go to school on a scooter. It is faster than a skateboard. (Ay gou tu skul on ı sku-tır. It iz fas-tır den ı skeyt-bord.) Okula scooter la giderim. Kaykaydan daha hızlıdır. Binmek fiili ikisi için de ride (rayd) dır: ride a scooter, ride a skateboard. by scooter (bay sku-tır) da duyulur.
Sık yanlış anlama şudur: her küçük araç otobüsle aynı kalıba girmez. Otobüste take the bus deriz; kaykayda take a skateboard demek A2 de kulağa garip gelir, ride daha doğrudur. Parkta, okul bahçesinde ve kısa ev yolunda bu iki resmi karşılaştırma görevi, büyük yolculuk sözcüklerini ezberletmeden easier / more fun / safer (i-zi-ır / mor fan / sey-fır) çalıştırır. safer daha güvenli demektir.
Örnek
A: Which is easier, the skateboard or the scooter? (Viç iz i-zi-ır, dı skeyt-bord or dı sku-tır?) Hangisi daha kolay, kaykay mı scooter mı? B: The scooter is easier than the skateboard. I prefer the scooter. (Dı sku-tır iz i-zi-ır den dı skeyt-bord. Ay pri-fır dı sku-tır.) Scooter kaykaydan daha kolay. Scooter ı tercih ederim. A: Why? (Vay?) Neden? B: Because it is faster and safer for school. (Bi-kız it iz fas-tır end sey-fır for skul.) Çünkü okul için daha hızlı ve daha güvenli.
Havaalanında uçak ve yolcu otobüsü: uygulama ve tekrar
Uçak plane (pleyn), havaalanı airport (e-port), yolcu otobüsü burada airport bus veya bus (e-port bas / bas) tur. Uçak şehri şehre bağlar; otobüs havaalanı ile kent merkezini bağlar. Karşılaştırma aynı kalıptadır. The plane is much faster than the bus. (Dı pleyn iz maç fas-tır den dı bas.) Uçak otobüsten çok daha hızlıdır. much (maç) karşılaştırmayı güçlendirir ve A2 de yaygındır. The bus is cheaper than the plane. (Dı bas iz çi-pır den dı pleyn.) Otobüs uçaktan daha ucuzdur. İkisini aynı yolculuğun iki basamağı gibi de konuşabilirsin: önce uçak, sonra otobüs.
Uygulama ve tekrar: bu ünitedeki tüm kalıpları tek resimde topla. Soru sor, iki sıfat seç, tercihini because ile bitir. Which is more expensive, the plane or the bus? (Viç iz mor ik-spen-siv, dı pleyn or dı bas?) Hangisi daha pahalı, uçak mı otobüs mü? How long does it take by plane? (Hav long daz it teyk bay pleyn?) Uçakla ne kadar sürer? After the plane, we take the airport bus to the city. (Af-tır dı pleyn, vi teyk dı e-port bas tu dı si-ti.) Uçaktan sonra şehre havaalanı otobüsüyle gideriz. I prefer the bus from the airport because it is cheaper than a taxi. (Ay pri-fır dı bas from dı e-port bi-kız it iz çi-pır den ı tek-si.) Havaalanından otobüsü tercih ederim çünkü taksiden daha ucuz.
Tekrar listesi kısa tut. Bir: A is cheaper / faster / better than B. İki: A is more comfortable / more expensive than B. Üç: A is not as expensive as B. Dört: I prefer A because... Beş: How long does it take by ...? Altı: take the bus / take a taxi / take the train / take the ferry / take the plane ama ride a bike / ride a scooter / ride a skateboard. Bu altı parça A2 seyahat karşılaştırmasının omurgasıdır. Bir sonraki derste aynı omurgaya gecikme ve bilet iadesi eklenir; şimdilik doğru ve kısa cümle yeter.
Örnek
Olay: Aile uçakla indi, merkeze gidecek. A: The plane was fast. Now the bus or a taxi? (Dı pleyn vaz fast. Nav dı bas or ı tek-si?) Uçak hızlıydı. Şimdi otobüs mü taksi mi? B: The airport bus is cheaper than a taxi. It is not as fast, but it is fine. (Dı e-port bas iz çi-pır den ı tek-si. It iz nat ez fast, bat it iz fayn.) Havaalanı otobüsü taksiden daha ucuz. O kadar hızlı değil ama olur. A: How long does it take by bus? (Hav long daz it teyk bay bas?) Otobüsle ne kadar sürer? B: It takes forty minutes. I prefer the bus. (It teyks for-ti mi-nits. Ay pri-fır dı bas.) Kırk dakika sürer. Otobüsü tercih ederim.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Türkçedeki ile yüzünden I go with bus demek. Doğrusu: Araçla gitmek I go by bus (ay gou bay bas) ile söylenir. with kişiylendir: I go with my friend (ay gou vid may frend).
- Yanlış: Ucuz için more cheap, hızlı için more fast demek. Doğrusu: Kısa sıfatlarda -er vardır: cheaper, faster, slower, easier (çi-pır, fas-tır, slou-ır, i-zi-ır). Uzun sıfatlarda more gelir: more expensive, more comfortable.
- Yanlış: I prefer the bus than the taxi demek. Doğrusu: Tercihte prefer A to B veya gerekçeli I prefer the bus because it is cheaper kullanılır. than sıfat karşılaştırmasınadır, prefer ile değil.
- Yanlış: Her araca take yakıştırmak: take a bike, take a skateboard. Doğrusu: Toplu taşıma ve taksi için take the bus / take the train / take a taxi / take the plane / take the ferry dene. Bisiklet, scooter ve kaykay için ride daha doğrudur.
- Yanlış: Karşılaştırmada is unutulması: The bus more fast than the bike. Doğrusu: İngilizce cümlede fiil gerekir: The bus is faster than the bike (dı bas iz fas-tır den dı bayk). Türkçede ek yetebilir; İngilizcede is durur.
Bir adım ileri
Bir üst dil düzeyinde B1 de aynı konu avantaj ve dezavantaj paragrafına büyür; although ve however ile iki fikri tek metinde bağlarsın. Bilet alma, rötar, yer ayırtma ve şikayet kalıpları eklenir. Seyahat anıları için geçmiş zamanın yanına deneyim sorusu gelir. Şimdilik A2 görevin tek cümlelik karşılaştırma ve kısa gerekçedir; uzun tartışma metni bir sonraki basamaktır.
Özet
A2 de iki ulaşım yolunu cheaper, faster, more comfortable gibi kalıplarla karşılaştırır, süreyi sorar ve I prefer ... because ... ile tercihini söylersin. Bisiklet-otobüs, tren-taksi, feribot-araba, kaykay-scooter ve uçak-havaalanı otobüsü aynı omurgayı tekrar ettirir. by ile with i, take ile ride i ve kısa sıfattaki -er kuralını ayırmak, Türkçe kaynaklı hataları keser.