A2 Fransızcasında çocukluk anısı ve geçmiş alışkanlık, imparfait kalıplarıyla anlatılır ve kısa bir sesli anlatıdan kim-ne-ne sıklıkla bilgisi çıkarılır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Fotoğraf albümü: anı neden anlatılır?
Birçok ülkede A2 Fransızca dersi bir fotoğrafla açılır. Öğrenci henüz uzun öykü yazmaz; kısa, tekrarlı alışkanlık cümleleri kurar. CEFR A2 can-do hedefi açıktır: kendi geçmişimi ve başkasının basit anısını anlayabilir, birkaç cümleyle betimleyebilirim. Türkçedeki '-ardı / -erdi' anlamı burada çoğunlukla imparfait (emp-ar-fe) ile karşılanır.
Albüm sahnesi günlük hayatın ta kendisidir. Grand-mère montre l'album. (gran-mer montr lalbom) Büyükanne albümü gösteriyor. Torun sorar: C'était quand ? (sete kan) Ne zamandı? Büyükanne tek bir olayı değil, o yılların rutinini anlatır. Sınıfta sen de bir aile fotoğrafını tarif ederek aynı kapıyı açarsın.
Anı konuşmak, dil öğretiminde anlatı yeterliğinin ilk basamağı sayılır. Ortaöğretimde hedef kusursuz edebiyat değil, anlaşılır bir albüm cümlesidir. Yarın bir dinleme kaydında büyükanne konuşursa photo (foto), petit (pöti), village (vilaaj) sözcüklerini önceden tanıdığın için paniklemezsin.
Örnek
- Mamie, qui est cette petite fille ? - C'est moi. J'avais sept ans. J'habitais à Izmir. - Tu étais heureuse ? - Oui, j'aimais beaucoup ma maison. (Büyükanne, bu küçük kız kim? / Benim. Yedi yaşındaydım. İzmir'de otururdum. / Mutlu muydun? / Evet, evimi çok severdim.) Telaffuz: j'avais (jave), j'habitais (jabite), j'aimais (jeme).
Geçmiş alışkanlık dilbilgisi: imparfait
Imparfait A2'de o dönemde hep olan şey için kullanılır. Kuruluşu basittir: fiilin nous (nu) şimdiki zaman kökü + -ais, -ais, -ait, -ions, -iez, -aient. Nous regardons kökü regard- olur; je regardais (jö rögarde) izlerdim. Telaffuzda -ais ve -ait Türkçedeki açık e'ye yakındır; ays diye okunmaz.
Türkçe tek geçmişle gittim ve giderdim ayrımını ekle yapar. Fransızca bu ayrımı iki zamanla yapar. Alışkanlık, betimleme, yaş, hava ve duygu: imparfait. Biten tek olay A2'de çoğu kez passé composé (pase kompoze) ile gelir. Karşılaştır: Tous les dimanches, nous allions chez mamie. (tu le dimanş, nuz alyon şe mami) Her pazar büyükanneye giderdik. Buna karşılık Un dimanche, nous sommes allés à la mer. Bir pazar denize gittik.
Düzenli fiillerde kök şeffaftır. être (etr) ve avoir (avuar) ezberlenir: j'étais, tu étais, il était, nous étions, vous étiez, ils étaient ve j'avais, tu avais, il avait, nous avions, vous aviez, ils avaient. Telaffuz: étions (etyon), avions (avyon). Bu iki fiil yaş, sahip olma ve sahne betimlemesinin omurgasıdır.
Örnek
Çözümlü örnek. Fiil: lire (lir) okumak. nous lisons kökü lis-. Çekim: je lisais, tu lisais, il/elle lisait, nous lisions, vous lisiez, ils/elles lisaient. Cümle: Le soir, je lisais un livre. (lö suar, jö lize en livr) Akşamları bir kitap okurdum. Olumsuz: Je ne lisais pas le journal. (jö nö lize pa lö jurnal) Gazete okumazdım. Fiil faire: nous faisons kökü fais-; je faisais (jö föze) yapardım.
Sabah rutinleri: televizyon ve kahvaltı
Çocukluk sabahı, A2 dinleme metinlerinin sevilen sahnesidir. Sık kalıplar: tous les matins (tu le mate) her sabah, souvent (suvan) sık sık, toujours (tujur) her zaman, jamais (jame) hiç. Je me levais à sept heures. (jö mö löve a set ör) Saat yedide kalkardım. Je prenais le petit-déjeuner. (jö pröne lö pöti-dejöne) Kahvaltı ederdim.
Resimdeki alışkanlık birçok evde vardı: televizyon açık, kase masada. Je regardais la télévision pendant le petit-déjeuner. (jö rögarde la televizyon pandan lö pöti-dejöne) Kahvaltı sırasında televizyon izlerdim. Öğretmen bu sahneyi dinleme öncesi soru için kullanır: ne, nerede, ne sıklıkla? Sen kendi sabahını aynı iskeletle yazabilirsin. Şimdi: Je prends le petit-déjeuner. Alışkanlık: Je prenais le petit-déjeuner. Dün bir kez: J'ai pris le petit-déjeuner à sept heures. Resim her sabah diyorsa ortadaki zamanı seç.
Örnek
- Qu'est-ce que tu faisais le matin, quand tu étais petit ? - Je me levais tard. Je mangeais du pain et je regardais un dessin animé. - Tous les jours ? - Non, le week-end seulement. (Küçükken sabahları ne yapardın? / Geç kalkardım. Ekmek yerdim ve çizgi film izlerdim. / Her gün mü? / Hayır, yalnızca hafta sonu.) Telaffuz: faisais (föze), mangeais (manje), dessin animé (desen anime).
Aile mutfağı ve birlikte yapılan işler
Aile içi etkinlik, geçmiş alışkanlığın en somut yeridir. Pazar günleri, bayram öncesi, kış akşamları… Fransızca sınıflarında dünya genelinde büyükannenin mutfağı sahnesi kullanılır. Le dimanche, nous aidions mamie. (lö dimanş, nuz aidyon mami) Pazar günleri büyükanneye yardım ederdik. On préparait un gâteau. (on prepare en gato) Pasta hazırlardık. A2 sözcükleri yeter: la farine (la farin) un, la cuisine (la küizin) mutfak, ensemble (ansambl) birlikte.
İletişimsel yöntemde bu konu kişisel anlatı diye işlenir; ezber listesi değil, senin hayatındır. Sık yanlış anlama şudur: her mutfak cümlesi şimdiki zamandır. Resim geçmişi gösteriyorsa fiil imparfait ister. Nous faisions la pâte. (nu fözyon la pat) Hamuru yapardık. J'aimais l'odeur de la cuisine. (jeme lodör dö la küizin) Mutfağın kokusunu severdim. Betimleme de aynı zamandadır: La cuisine était petite mais chaleureuse. (la küizin ete pötit me şalöröz) Mutfak küçüktü ama sıcacıktı.
Örnek
Quand j'étais enfant, le vendredi soir, toute la famille était dans la cuisine. Ma mère préparait le dîner. Mon frère et moi, nous aidions. Nous n'avions pas de télévision dans la cuisine. Nous parlions beaucoup. (Çocukken, cuma akşamı bütün aile mutfaktaydı. Annem akşam yemeğini hazırlardı. Kardeşim ve ben yardım ederdik. Mutfakta televizyonumuz yoktu. Çok konuşurduk.)
Gizlice okumak: çocukluğun sessiz alışkanlığı
Her çocuğun görünmeyen bir alışkanlığı vardır: yorgan altında kitap, yasak saat. A2'de bu sahne hem okuma hem dinleme metni olur. Le soir, je lisais sous la couverture. (lö suar, jö lize su la kuvörtür) Akşamları yorganın altında okurdum. Mes parents ne savaient pas. (me paran nö save pa) Annemle babam bilmezdi. Fiil savoir (savuar) bilmek A2'dedir; imparfait hali je savais (jö save).
Dünyada bu konu kişisel sır olarak işlenir çünkü öğrenci kendi gerçeğini söyleyince dil kalır. Sıklık sözcükleri: quelquefois (kelköfua) bazen, rarement (rarmın) nadiren. Olumsuz alışkanlık: Je ne finissais pas mes devoirs. (jö nö finise pa me dövuar) Ödevlerimi bitirmezdim. finir (finir) bitirmek; nous finissons kökü finiss-. Gizli okuma ile ödev çatışması, kısa diyalogların doğal malzemesidir.
Örnek
- Tu lisais beaucoup, quand tu étais petit ? - Oui. J'aimais les bandes dessinées. Je les lisais dans ma chambre. - Tes parents étaient contents ? - Non, pas toujours. Ils disaient : Fais tes devoirs ! (Küçükken çok okur muydun? / Evet. Çizgi romanları severdim. Onları odamda okurdum. / Annen baban memnun muydu? / Hayır, her zaman değil. Ödevini yap! derlerdi.) Telaffuz: bandes dessinées (band desine), chambre (şambr), disaient (dize).
Kısa sesli anlatıyı dinlemek
A2 dinlemede amaç her sözcüğü yakalamak değildir. CEFR can-do: yavaş ve açık konuşulmuş kısa bir anlatıda kim, nerede, hangi alışkanlık var, bunu anlayabilirim. Dinlemeden önce üç soru yaz: Qui parle ? (ki parl) Kim konuşuyor? C'était quand ? Ne zamandı? Qu'est-ce qu'il faisait souvent ? (kes kil föze suvan) Sık sık ne yapardı? Günlük tutma ve ödev sahnesi bu sorulara cevap verir.
Strateji: ilk dinlemede zaman belirteçlerini işaretle (tous les soirs, à l'école, après le dîner). İkinci dinlemede fiilleri not et. Üçüncüde duygu: j'aimais mı, je n'aimais pas mı? Kısa sesli anlatı genelde bir dakikanın altındadır; A2 konuşması yavaş ve tekrarlıdır. Defter resmi, dinlerken anahtar sözcük yazma alışkanlığını da gösterir.
Ödev ve günlük, dinleme sonrası yazma köprüsüdür. Öğrenci duyduğu üç cümleyi kendi hayatına çevirir: Moi, je faisais mes devoirs dans ma chambre. (mua, jö föze me dövuar dan ma şambr) Ben ödevlerimi odamda yapardım. Böylece okuma-dinleme, konuşma ve kısa yazmaya bağlanır.
Örnek
Dinleme metni (öğretmen yavaş seslendirir): Quand j'étais à l'école primaire, je faisais mes devoirs à la table de la cuisine. Ma sœur écrivait dans son journal. Elle écrivait tous les soirs. Moi, je n'écrivais pas. Je dessinais. Après, nous regardions un film. (İlkokuldayken ödevlerimi mutfak masasında yapardım. Kız kardeşim günlüğüne yazardı. Her akşam yazardı. Ben yazmazdım. Resim çizerdim. Sonra bir film izlerdik.) Sorular: Kim günlüğe yazardı? Anlatıcı ödevi nerede yapardı? Film ne zaman izlenirdi?
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Geçmişteki her cümle passé composé ister. Doğrusu: Alışkanlık, betimleme, yaş ve duygu A2'de imparfait ister. Tek ve bitmiş olay için passé composé gelir.
- Yanlış: Quand j'ai été petit demek doğru sanılır. Doğrusu: Yaş ve dönem betimlemesi Quand j'étais petit veya petite (kan jete pöti / pötit) olur. être burada durum bildirir.
- Yanlış: -ais ekini ays diye okumak. Doğrusu: Telaffuz açık e'dir: je jouais (jö jue) oynardım. Ağız, ben sözcüğündeki e'ye yakındır.
- Yanlış: Türkçe -dı / -ardı ayrımını sormadan her fiile aynı Fransızca zamanı yapıştırmak. Doğrusu: J'ai joué oynadım (bir kez, bitti); je jouais oynardım (alışkanlık). Önce tek olay mı, rutin mi diye sor.
- Yanlış: nous kökünü unutup uydurma gövde kullanmak. Doğrusu: Kök şimdiki zaman nous formundan gelir: nous faisons → je faisais (jö föze). être ve avoir ayrı ezberlenir: j'étais, j'avais.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta aynı anı tek parça öykü olur. Imparfait sahneyi kurar, passé composé olayı ilerletir. Daha eski geçmiş için plus-que-parfait (plüs-kö-parfe) eklenir. Dinleme hızlanır; yazıda kısa bir anı paragrafı istenir. Şimdiden rutin mi tek olay mı ayrımını netleştirirsen sonraki basamak kolaylaşır.
Özet
Çocukluk anısı A2'de imparfait ile anlatılır; sıklık sözcükleri rutini gösterir. Kısa dinlemede kim, ne zaman ve hangi alışkanlık aranır. Türkçe kaynaklı karışıklık, bitmiş olayı alışkanlıkla aynı zamana koymaktan doğar.