Geçmişteki alışkanlıkları imparfait ile anlatmak, A2 Fransızcasında günlük sohbette kim olduğumuzu, nasıl büyüdüğümüzü ve neler yaptığımızı paylaşmanın en doğal yoludur.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Can-do hedefi: çocukluğumu anlatabilmek
CEFR A2 can-do hedefi şudur: geçmişteki alışkanlıkları ve kişisel rutinleri kısa, anlaşılır cümlelerle anlatabilmek. Dünyada bu konu çoğu dil okulunda aile fotoğrafları, çocukluk çizimleri ve Quand j'étais enfant projeleriyle işlenir. Imparfait, Latincedeki bitmemiş geçmiş anlamındaki imperfectum geleneğinden gelir; alışkanlık, arka plan ve tekrarlayan eylem için kullanılır. Öğretmen büyük bir aile albümü açtığında amaç, öğrencinin kalıbı gerçek bir anıya bağlamasıdır.
Günlük hayatta bu beceri kahve sohbetinde, tanışmada ve aile masasında karşımıza çıkar. Karşımızdaki kişi Tu faisais quoi, le week-end ? (tü feze kua, lö wikend) diye sorabilir: Hafta sonu ne yapardın? Cevap A2 düzeyinde kalır: özne, imparfait fiil ve bir zaman ifadesi. Temel kalıp Quand j'étais petit veya Quand j'étais petite (kan jete pöti / petit) şeklindedir: Küçükken. Telaffuz ipucu: étais ete gibi açık e ile; enfant anfan, burun ünlüsüyle; week-end wikend.
Örnek
Örnek anlatım: Quand j'étais petit, le dimanche nous allions chez mes grands-parents. Nous mangions ensemble et nous jouions dans le jardin. (kan jete pöti, lö dimanş nu alyon şe me granparan. nu manjiyon ansambl e nu juayon dan lö jardin) Küçükken pazar günleri büyükanne ve büyükbabamın evine giderdik. Birlikte yemek yer ve bahçede oynardık.
Imparfait nasıl kurulur?
Imparfait, şimdiki zaman nous biçiminin köküne geçmiş ekleri getirerek kurulur. nous parlons (nu parlon) konuşuyoruz kökü parl- olur. Ekler şunlardır: je parlais, tu parlais, il parlait, elle parlait, nous parlions, vous parliez, ils parlaient, elles parlaient (jö parle, tü parle, il parle, el parle, nu parliyon, vu parliye, il parle, el parle). Telaffuz ipucu: -ais, -ait ve -aient konuşmada neredeyse aynı açık e sesidir; yazıda farklıdır, kulakta benzerdir. -ions iyon, -iez iye diye okunur.
Sık kullanılan fiiller ezberlenir çünkü sabah rutini ve spor cümleleri bunlarla kurulur. être: j'étais, tu étais, il était, nous étions, vous étiez, ils étaient (jete, tü ete, il ete, nu etiyon, vu etiye, il ete). avoir: j'avais, tu avais, il avait, nous avions, vous aviez, ils avaient (jave, tü ave, il ave, nu aviyon, vu aviye, il ave). aller: j'allais (jale). faire: je faisais (jö föze). Spor alışkanlığı için hazır cümle: Tous les matins je faisais du jogging. (tu le maten jö föze dü jogging) Her sabah jogging yapardım. Je nageais à sept heures. (jö naje a setör) Saat yedide yüzerdim.
Örnek
Çözümlü örnek. Hedef cümle: Biz her pazartesi yüzmeye giderdik. Adımlar: özne nous; fiil aller geçmiş alışkanlık allions; zaman tous les lundis; yer à la piscine. Sonuç: Tous les lundis nous allions à la piscine. (tu le löndi nu alyon a la pisin) İkinci örnek: Ben her sabah koşardım. Tous les matins je courais. (tu le maten jö kure)
Ne sıklıkla? Zaman ifadeleri ve kalıplar
Alışkanlık cümlesini doğal kılan şey zaman ifadesidir. A2 için şu liste yeter: tous les jours (tu le jur) her gün; tous les matins (tu le maten) her sabah; le week-end (lö wikend) hafta sonu; le samedi (lö samdi) cumartesileri; le dimanche (lö dimanş) pazarları; souvent (suvan) sık sık; parfois (parfwa) bazen; rarement (rarman) nadiren; d'habitude (dabitud) genellikle; autrefois (otröfwa) eskiden; chaque semaine (şak sömen) her hafta; à l'époque (a lepok) o dönemde. Kalıp çoğu zaman şöyledir: zaman ifadesi, sonra özne, sonra imparfait.
Olumlu örnek: Autrefois, je me levais à six heures. (otröfwa, jö mö löve a sisör) Eskiden saat altıda kalkardım. Olumsuzda ne ... pas fiilin etrafına konur: Je ne regardais pas la télévision. (jö nö rögarded pa la televizyon) Televizyon izlemezdim. Dönüşlü fiiller A2 rutinlerinde sık geçer: je me levais kalkardım, je me couchais (jö mö kuşe) yatardım, je m'habillais (jö mabiye) giyinirdim. Türkçedeki -ardı / -erdi eki, alışkanlık anlamında neredeyse her zaman imparfait ister. Tek bir bitmiş olay değil, tekrarlayan bir resim çizilir.
Örnek
Kısa diyalog: — Tu te couchais tard, à l'époque ? — Non, je me couchais tôt. Je me levais à sept heures tous les jours. (tü tö kuşe tar, a lepok? non, jö mö kuşe to. jö mö löve a setör tu le jur) O dönemde geç mi yatardın? Hayır, erken yatardım. Her gün saat yedide kalkardım.
Kafe sohbeti: geçmiş rutinleri hatırlamak
Gerçek sohbet soru, kısa cevap ve tepki sözcükleriyle yürür. A2'de hazır sorular şunlardır: Tu habitais où ? (tü abite u) Nerede otururdun? Tu faisais du sport ? (tü feze dü spor) Spor yapar mıydın? Tu aidais tes parents ? (tü ede te paran) Ailene yardım eder miydin? Tu prenais le bus ? (tü pröne lö büs) Otobüse biner miydin? Cevapta fiili tekrarlamak doğaldır: Oui, j'habitais à Ankara. Je prenais le bus tous les matins. (wi, jabite a Ankara. jö pröne lö büs tu le maten) Evet, Ankara'da otururdum. Her sabah otobüse binerdim.
Dünyada bu konu sık sık bilgi boşluğu etkinliğiyle öğretilir: biri geçmiş bir günü anlatır, diğeri not alır, sonra yer değiştirir. Telaffuz ipuçları: prenais pröne; habitais abite; aidais ede. Sohbeti canlı tutan kısa tepkiler A2'yi aşmaz: Ah bon ? (a bon) Öyle mi? C'est vrai ? (se vre) Gerçekten mi? Moi aussi ! (mwa osi) Ben de! Pas moi. (pa mwa) Ben değil. Karşılaştırma da basittir: Avant je... Maintenant je... Eskiden ... Şimdi ... Bu, alışkanlığı bugüne bağlar ama hâlâ A2 cümle boyundadır.
Örnek
Kafe diyaloğu: — Avant, tu prenais le petit-déjeuner à la maison ? — Oui, je prenais du thé et du pain. Et toi ? — Moi, je ne prenais rien. Je partais trop tôt. (avan, tü pröne lö pöti dejöne a la mezon? wi, jö pröne dü te e dü pen. e twa? mwa, jö nö pröne riyen. jö parte tro to) Eskiden kahvaltıyı evde mi yapardın? Evet, çay ve ekmek alırdım. Ya sen? Ben hiçbir şey yemezdim. Çok erken çıkardım.
Aile yemekleri ve hafta sonu alışkanlıkları
Aile bağlamı imparfait için en doğal sahnedir çünkü yemek, ziyaret ve ev işi tekrarlayan eylemlerdir. Le vendredi soir, nous dînions en famille. (lö vandrödi soar, nu dinyon an famiy) Cuma akşamları ailece akşam yemeği yerdik. Ma mère préparait le repas et mon père racontait des histoires. (ma mer prepare lö röpa e mon per rakonte de zistwar) Annem yemeği hazırlar, babam hikâyeler anlatırdı. A2 fiil seçimi sınırlı tutulur: préparer, raconter, manger, regarder, rester, ranger, visiter, jouer. Kişi zamirleri nous ve ils / elles aile anlatımında sık geçer.
Hafta sonu kalıpları ezberlenmeye değer. Le samedi, je faisais du vélo avec mon frère. (lö samdi, jö föze dü velo avek mon frer) Cumartesi kardeşimle bisiklete binerdim. Le dimanche, nous visitions mes cousins. (lö dimanş nu vizityon me kuzin) Pazar günleri kuzenlerimi ziyaret ederdik. Dikkat: nous visitions iyon ile biter; şimdiki zaman nous visitons ile karıştırılmamalıdır. Le week-end nous restions à la maison. (lö wikend nu restiyon a la mezon) Hafta sonu evde kalırdık. Çizimler üzerinden pratik yapılırken her öğrenci bir zaman ifadesi ve bir fiil seçer; cümle kısa tutulur, süsleme B1'e bırakılır.
Örnek
Somut paragraf: Quand j'étais collégien, le week-end nous restions à la maison. Le samedi matin je rangeais ma chambre. L'après-midi nous regardions un film. Le dimanche nous mangions un grand repas. (kan jete kolejyen, lö wikend nu restiyon a la mezon. lö samdi maten jö ranje ma şambr. lapre midi nu rögardiyon en film. lö dimanş nu manjiyon en gran röpa) Ortaokuldayken hafta sonu evde kalırdık. Cumartesi sabahı odamı toplardım. Öğleden sonra film izlerdik. Pazar günü büyük bir öğün yerdik.
Hobiler ve Türkçe kaynaklı sık hatalar
Hobiler A2 sözcük dağarcığıyla anlatılır. faire du vélo (fer dü velo) bisiklete binmek; jouer de la guitare (jue dö la gitar) gitar çalmak; nager veya faire de la natation (naje / fer dö la natasyon) yüzmek; jouer au football (jue o futbol) futbol oynamak. Örnekler: Quand j'étais jeune, je jouais de la guitare tous les soirs. (kan jete jön, jö jue dö la gitar tu le soar) Gençken her akşam gitar çalardım. Je faisais du vélo au parc. (jö föze dü velo o park) Parkta bisiklete binerdim. L'été, je nageais dans la piscine. (lete, jö naje dan la pisin) Yazın havuzda yüzerdim. Edat kuralı A2'de nettir: spor çoğu zaman à / au, enstrüman de / du / de la.
Türkçe konuşan öğrencilerin en sık düştüğü tuzak, Türkçedeki tek geçmiş zamanı Fransızcaya da tek kalıp diye taşımaktır. Bitmiş tek olay passé composé ister: Hier j'ai nagé. Dün yüzdüm. Tekrarlayan alışkanlık imparfait ister: Je nageais tous les étés. Her yaz yüzerdim. İkinci hata: Quand je suis petit demek; doğrusu Quand j'étais petit veya petite çünkü durum geçmiştedir. Üçüncü hata: nous parlions yerine şimdiki nous parlons kullanmak. Dördüncü: İngilizce used to kalıbını j'ai utilisé diye çevirmek; Fransızcada bu anlam ayrı bir fiil değil, doğrudan imparfait'dir. Beşinci: jouer au vélo demek; bisiklet için doğru kalıp faire du vélo.
Örnek
Hata düzeltme. Yanlış: Quand je suis petit, j'ai joué au vélo tous les jours. Doğru: Quand j'étais petit, je faisais du vélo tous les jours. (kan jete pöti, jö föze dü velo tu le jur) Küçükken her gün bisiklete binerdim. İkinci düzeltme. Yanlış: Nous visitons mes cousins le dimanche, avant. Doğru: Nous visitions mes cousins le dimanche.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Her geçmiş cümleyi passé composé ile kurmak, örneğin J'ai joué au football tous les jours demek. Doğrusu: Tek bir bitmiş olay passé composé ister; tekrarlayan alışkanlık imparfait ister: Je jouais au football tous les jours.
- Yanlış: Quand je suis petit veya Quand je suis jeune demek. Doğrusu: Geçmişteki durum için Quand j'étais petit / petite / jeune kullanılır.
- Yanlış: nous parlions ile nous parlons biçimlerini aynı sanmak. Doğrusu: -ons şimdiki zamandır; alışkanlık geçmişinde nous için -ions (iyon) gelir.
- Yanlış: İngilizce used to anlamını j'ai utilisé diye çevirmek. Doğrusu: Fransızcada used to ayrı bir fiil değildir; alışkanlık doğrudan imparfait ile söylenir: je jouais, j'allais.
- Yanlış: Spor ve enstrüman edatlarını karıştırmak: jouer au piano, jouer de football. Doğrusu: Enstrüman jouer de (jouer de la guitare); birçok spor jouer à (jouer au football); bisiklet ise faire du vélo.
Bir adım ileri
Bir sonraki adımda, B1 düzeyinde imparfait ile passé composé aynı hikâyede yan yana gelir: arka plan ve alışkanlık imparfait, bir kerelik olay passé composé. Plus-que-parfait (j'avais déjà mangé) eklenerek daha önce bitmiş eylem anlatılır. Öğrenci yalnızca her gün ne yapardım demez; o gün ne oldu sahnesini kurar. Autrefois / aujourd'hui karşılaştırmaları daha uzun metin ve dinleme parçalarında işlenir.
Özet
A2'de geçmiş alışkanlık, imparfait fiil ve tous les jours, quand j'étais petit gibi zaman ifadeleriyle anlatılır. Günlük sohbet kısa soru, rutin fiiller ve aile-hobi sözcükleriyle yürür. Türkçedeki -ardı eki alışkanlıkta imparfait'ye karşılık gelir; tek olay ile karıştırılmamalıdır.