A1 düzeyinde aller artı mastar, haftanın günleri ve kısa buluşma kalıplarıyla yakın planını söyleyebilir, yer ve saat kararlaştırabilirsin.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Hafta sonu planı konuşmak: A1 can-do
CEFR A1 öğrencisi kısa ve somut cümlelerle yakın gelecekteki planını söyleyebilir. Okul koridorunda teneffüste biri sana Qu'est-ce que tu fais ce week-end ? diye sorar. Telaffuz ipucu: keskö tü fe sö wikend. Türkçe karşılığı: Bu hafta sonu ne yapıyorsun? Bu soru yalnızca ders cümlesi değildir; serviste, bahçede ve mesajda aynı kalıp döner. Cevabı Türkçedeki tek bir şimdiki zaman fiiliyle vermek yetmez çünkü Fransızca konuşma dilinde yakın plan için ayrı bir kalıp vardır.
Dünya genelinde A1 programları önce günleri, sonra gideceğim anlamındaki kalıbı, ardından kısa bir randevu konuşmasını öğretir. Tarihçe uydurmadan şunu söylemek yeter: yazılı metinlerde başka gelecek biçimleri de vardır ama günlük konuşmada yakın plan neredeyse her zaman bu kalıpla kurulur. Hedef okur olarak senin işin şimdilik şudur: soruyu tanımak, bir etkinlik adı eklemek ve gün söylemek. Bir sonraki bölümde kalıbın iskeletini parçalayacağız. Koridor resmi tam da bu yüzden önemlidir: plan konuşması tahtada değil, ayakta ve hızlı geçer.
Örnek
Qu'est-ce que tu fais ce week-end ? Bu hafta sonu ne yapıyorsun? Cevap: Je vais au cinéma. Sinemaya gideceğim. Telaffuz: jö ve o sinema. Arkadaş: Super ! Harika!
Yakın gelecek kalıbı: aller artı mastar
Yakın gelecek A1’de şöyle kurulur: giden kişiye göre çekilmiş aller artı bir mastar. Telaffuz: ale. Çekimler şunlardır. je vais jö ve, tu vas tü va, il va il va, elle va el va, on va on va, nous allons nu zalon, vous allez vu zale, ils vont il von, elles vont el von. Mastar değişmez: aller, visiter, jouer, regarder, faire. Örnek: Je vais aller au cinéma. Sinemaya gideceğim. Daha kısa ve çok doğal olanı: Je vais au cinéma. çünkü aller zaten gitmek demektir.
Deftere saturday cinema yazmak Türkçe düşünce kalıntısıdır; Fransızcada gün ve yer cümlenin içine girer. Samedi, je vais au cinéma. Cumartesi sinemaya gideceğim. Telaffuz: samdi jö ve o sinema. Saat görünüyorsa ekleyebilirsin: Je vais au cinéma à quinze heures. Saat on beşte sinemaya gideceğim. on beş için quinze heures kenz ör. A1’de kişi zamirini düşürme: vais au cinéma tek başına cümle olmaz. Olumsuz da basittir: Je ne vais pas au cinéma. Sinemaya gitmeyeceğim. ne ve pas mastardan değil, vais fiilinin iki yanına gelir.
Örnek
Defter notu: cumartesi, sinema, 15:00. Cümle: Samedi, je vais au cinéma à quinze heures. Cumartesi saat on beşte sinemaya gideceğim. Soru: Tu vas au cinéma samedi ? Cumartesi sinemaya gidiyor musun? Cevap: Oui, je vais au cinéma. Evet, sinemaya gideceğim.
Haftanın günleri ve takvimde işaretlemek
Haftanın günleri A1’de ezberlenir ve cümlede çoğu zaman başa veya sona konur. lundi löndi pazartesi, mardi mardi salı, mercredi merkrödi çarşamba, jeudi jödi perşembe, vendredi vandrödi cuma, samedi samdi cumartesi, dimanche dimanş pazar. Tek bir gün için genellikle artikelsiz kullanılır: lundi bu pazartesi anlamında yeter. Her pazartesi demek istersen le lundi lö löndi dersin; bu ayrım A1’de erken tuzaktır. Evde takvime bakarken Lundi, je vais au parc. Pazartesi parka gideceğim. Telaffuz: löndi jö ve o park.
Buluşma cümlesinde gün yetmez, kiminle olduğu da A1’de basittir. Lundi, je vais au parc avec un ami. Pazartesi bir arkadaşla parka gideceğim. avec ön eki avek, un ami ön ami. Kız arkadaş için une amie ün ami. Saat eklenebilir: Lundi, on se retrouve au parc à deux heures. Pazartesi saat ikide parkta buluşuyoruz. deux heures dö zör. Türkçe kaynaklı hata günü fiilden sonra yapıştırmak ve artikeli karıştırmaktır. Takvim resmi tam da bu yüzden: işaretlediğin kutu cümlenin zaman zarfı olur, fiilin çekimi değişmez.
Örnek
Takvim: pazartesi, park, arkadaş. Lundi, je vais au parc avec un ami. Pazartesi bir arkadaşla parka gideceğim. Soru: On se retrouve lundi ? Pazartesi buluşuyor muyuz? Oui, lundi au parc. Evet, pazartesi parkta.
Etkinlikler: müze, sinema, park
A1 etkinlik dağarcığı kısadır ve her sözcük yer tamlayıcısı ister. le cinéma lö sinema sinema, gitmek için au cinéma o sinema. le musée lö müze müze; visiter un musée vizite ön müze bir müzeyi ziyaret etmek veya aller au musée ale o müze müzeye gitmek. le parc lö park park, au parc o park. un match ön maç maç, un concert ön konsert konser. Hafta sonu müze için doğal cümle: Ce week-end, je vais visiter un musée. Bu hafta sonu bir müzeyi ziyaret edeceğim. Telaffuz: sö wikend jö ve vizite ön müze.
Hangi gün olduğunu netleştirmek günlük hayatta karışıklığı keser. Samedi, je vais au musée. Cumartesi müzeye gideceğim. veya Dimanche, je vais visiter un musée. Pazar bir müzeyi ziyaret edeceğim. Türkçe düşünen öğrenci bazen Je vais musée der; bu yanlıştır çünkü au veya un olmadan yer çıplak kalır. Başka kısa etkinlikler: Je vais jouer au foot. Futbol oynayacağım. Je vais regarder un film. Bir film izleyeceğim. Hepsi aynı iskelet: kişi artı aller çekimi artı mastar artı gün. Müze işaretli takvim, cümlenin nesnesini seçtirir; fiili yeniden icat etmez.
Örnek
Ce week-end, je vais visiter un musée. Bu hafta sonu bir müzeyi ziyaret edeceğim. Arkadaş sorar: Samedi ou dimanche ? Cumartesi mi pazar mı? Cevap: Samedi. Cumartesi.
Buluşma saati ve kısa randevu kalıpları
Yer ve gün yetmez; A1’de saat sormak ve söylemek can-do’nun ikinci yarısıdır. Soru: À quelle heure ? a kel ör. Türkçesi: Saat kaçta? Cevap kalıbı: à artı saat. à deux heures a dö zör saat ikide, à trois heures a trwa zör saat üçte, à quinze heures a kenz ör saat on beşte. Telefonda cumartesi müze saatini göstermek şu cümleyle örtüşür: Samedi, on va au musée à quinze heures. Cumartesi saat on beşte müzeye gidiyoruz. on va on va biz gidiyoruz anlamında A1’de çok doğaldır.
Buluşma fiilleri de kısadır. On se voit samedi. on sö vua samdi Cumartesi görüşürüz. On se retrouve au musée. on sö rötruv o müze Müzede buluşuyoruz. Rendez-vous à quinze heures. randevu a kenz ör Randevu saat on beş. Onay: D'accord. dakor Tamam. Oui, super. Evet, harika. Türkçe kaynaklı tuzak: rencontrer fiilini her buluşmaya yakıştırmak. A1’de tanışmak değil yeniden buluşmak için se retrouver veya se voir yeter. Saat söylerken heures unutulursa Fransız kulağı ikiyi sayı sanır, saat sanmaz.
Örnek
Telefon: cumartesi, müze, 15:00. Samedi, on se retrouve au musée à quinze heures. Cumartesi saat on beşte müzede buluşuyoruz. À quelle heure ? Saat kaçta? À quinze heures. Saat on beşte. D'accord. Tamam.
Kısa diyalog: planı baştan sona kurmak
Parçaları birleştirelim. Koridorda soru gelir, gün seçilir, etkinlik konur, saat kilitlenir. Diyalog A1 sınırını aşmaz. Salut ! Qu'est-ce que tu fais samedi ? Selam! Cumartesi ne yapıyorsun? Je vais au musée. Müzeye gideceğim. On se retrouve au musée ? Müzede buluşuyor muyuz? Oui, à quelle heure ? Evet, saat kaçta? À deux heures. Saat ikide. D'accord. À samedi ! Tamam. Cumartesye! Telaffuz zinciri: salü, keskö tü fe samdi, jö ve o müze, on sö rötruv o müze, a kel ör, a dö zör, dakor a samdi. Her Fransızca sözcük bu düzeyde bu kadar kısa kalır.
Aynı iskeleti parka veya sinemaya taşıyabilirsin; değişen yalnızca yer ve gün sözcüğüdür. Lundi, on se voit au parc à trois heures. Pazartesi saat üçte parkta görüşürüz. Samedi, je vais au cinéma avec une amie. Cumartesi bir arkadaşımla sinemaya gideceğim. Olumsuz plan da aynı kalıptadır: Je ne vais pas au cinéma dimanche. Pazar sinemaya gitmeyeceğim. Günlük hayatta bu diyalog iki dakikada biter; dersin amacı ezber şiir değil, takvime bakıp ağzından doğru sırayı çıkarmaktır. Bir sonraki adım daha uzun gerekçe ve nazik ret olacaktır; şimdilik evet, yer, gün, saat yeter.
Örnek
Salut ! Qu'est-ce que tu fais ce week-end ? Selam! Bu hafta sonu ne yapıyorsun? Samedi, je vais au cinéma. Cumartesi sinemaya gideceğim. On se retrouve à quinze heures ? Saat on beşte buluşuyor muyuz? Oui, d'accord. À samedi ! Evet, tamam. Cumartesye!
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Je vais cinéma veya je vais musée demek, yani yer sözcüğünü artikelsiz bırakmak. Doğrusu: A1’de sinemaya gitmek je vais au cinéma, müzeye gitmek je vais au musée veya je vais visiter un musée olur. au veya un olmadan cümle eksik kalır.
- Yanlış: Her pazartesi ile bu pazartesiyi aynı sanıp hep le lundi veya hep lundi demek. Doğrusu: Tek bir yakın gün için lundi, samedi yeter. Alışkanlık anlamındaki her pazartesi için le lundi kullanılır. Takvimdeki tek kutu artikelsiz gündür.
- Yanlış: Buluşmak için her seferinde rencontrer kullanmak veya Türkçe söz dizimini olduğu gibi aktarmak. Doğrusu: Yeniden buluşmak A1’de on se retrouve veya on se voit ile söylenir. Fiil kişi zamirinden sonra gelir: Samedi, je vais au parc doğru sıradır, fiili cümle sonuna atmak Türkçe kalıntısıdır.
- Yanlış: Yakın planı şimdiki zamanla veya henüz öğrenilmemiş gelecek çekimiyle kurmaya çalışmak. Doğrusu: Konuşma dilinde yakın planın A1 yolu aller artı mastardır: je vais, tu vas, on va. Olumsuzu je ne vais pas biçimindedir; mastarın iki yanına ne pas konmaz.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, A2’de, aynı planlar daha uzun gerekçeyle ve nazik davetle kurulur. aller kalıbının yanına yazılı metinlerde gördüğün başka bir gelecek biçimi eklenir; henüz onu çekimlemek zorunda değilsin. Saat dilimleri, sıklık ve başkasının planı il va elle va ile genişler. Daveti geri çevirmek ve başka gün önermek de o düzeyin can-do’sudur. Şimdilik gün, yer, saat ve d'accord yeter; iskelet sağlamsa üzerine sıfat ve gerekçe binmek kolaylaşır.
Özet
A1’de yakın gelecek aller artı mastarla kurulur; günler ve au cinéma au musée au parc gibi yerler cümleye eklenir. Buluşma için à quelle heure, on se retrouve ve on se voit yeter. Koridor, takvim ve telefon aynı iskeleti gerçek hayata taşır: sor, günü seç, saati kilitle, onayla.