Almancada bir düşüncenin kesinliğini, olasılığını ve dayandığı kanıtı doğru ifade etmek, hem daha güvenilir konuşmayı hem de daha dikkatli metin yazmayı sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Olasılık derecesini belirtmek
Almancada bir olayın olasılığını belirtmek için farklı güçte sözcükler kullanılır. möglicherweise ve vielleicht daha açık bir belirsizlik bildirir; wahrscheinlich ve vermutlich ise konuşanın olasılığı daha yüksek gördüğünü gösterir. wohl çoğu zaman Türkçedeki “herhâlde” veya “muhtemelen” anlamına gelir.
Bu ifadelerin cümledeki yeri değişebilir. Vielleicht kommt er später. cümlesinde belirsizlik başta verilir. Er kommt wahrscheinlich später. cümlesinde ise olasılık zarfı fiilden sonra bulunur. Daha resmî bir dilde Es ist denkbar, dass die Entscheidung verschoben wird. denebilir; bunun Türkçesi “Kararın ertelenmesi olasıdır”dır.
Örnek
Somut olay: Bir öğrenci arkadaşının toplantıya gelmediğini görür. Kesin nedenini bilmiyorsa Vielleicht ist er krank. (“Belki hastadır.”) diyebilir. Mesajlardan ve önceki konuşmadan yola çıkarak olasılığı yüksek görüyorsa Er ist vermutlich krank. (“Muhtemelen hastadır.”) demesi daha uygundur.
Kanıtı ve bilgi kaynağını göstermek
Bir iddianın nereden geldiğini belirtmek, onu daha şeffaf hâle getirir. laut dem Bericht “rapora göre”, den Angaben zufolge “verilen bilgilere göre” ve nach bisherigen Erkenntnissen “şimdiye kadarki bulgulara göre” anlamındadır. Bu kalıplar özellikle haberlerde, sunumlarda ve akademik yazılarda kullanılır.
Kanıtın bir sonucu destekleyip desteklemediğini anlatmak için Dafür spricht, dass ... ve Dagegen spricht, dass ... kalıpları kullanılır. Die Zahlen sprechen dafür, dass die Nachfrage steigt. cümlesi “Sayılar talebin arttığını destekliyor” anlamına gelir. Kanıtın sınırlı olduğunu belirtmek için Diese Erklärung beruht bisher nur auf wenigen Daten. denebilir.
Örnek
Bir okulda kütüphane kullanımının arttığı düşünülüyor. Öğrenciler son üç ayın kayıtlarını inceler ve Laut den Ausleihzahlen ist die Nutzung gestiegen. (“Ödünç alma sayılarına göre kullanım arttı.”) der. Ancak veriler yalnızca üç aya aitse Die Aussage ist noch nicht eindeutig belegt. (“Bu iddia henüz kesin olarak kanıtlanmış değil.”) diyerek sınırı da belirtmelidir.
Kesinlik ile ihtiyat arasındaki denge
Kesinlik bildiren sicher ve zweifellos ile açıklığın veya tartışmasızlığın yüksek olduğunu bildiren eindeutig ifadeleri yalnızca güçlü dayanak olduğunda kullanılmalıdır. Die Ursache ist eindeutig. “Neden açıkça bellidir” demektir; bu ifade, yalnızca bir tahmin varsa fazla güçlü kalır. Daha ihtiyatlı bir seçenek Die Ursache scheint klar zu sein. cümlesidir; burada konuşan, nedenin açık göründüğünü fakat mutlak kesinlik iddia etmediğini anlatır.
Almancada offenbar ve anscheinend görünür işaretlerden çıkarım yapıldığını gösterir. Offenbar hat sie die Nachricht nicht gelesen. “Anlaşılan mesajı okumamış” demektir. Angeblich wurde der Termin geändert. ise “İddiaya göre tarih değiştirildi” anlamındadır; bu ifade bilgiyi aktaran kişinin iddiayı doğrulamadığını belirtir.
Örnek
Bir haber metninde önce Die Polizei vermutet, dass der Brand durch einen technischen Defekt verursacht wurde. (“Polis, yangının teknik bir arızadan kaynaklandığından şüpheleniyor.”) denir. Henüz inceleme tamamlanmadığı için Der Brand wurde eindeutig durch einen technischen Defekt verursacht. demek uygun değildir. Kanıt kesinleşirse sonraki metinde Die Untersuchung bestätigt diese Vermutung. (“İnceleme bu varsayımı doğruluyor.”) denebilir.
Fiillerle varsayım kurmak
Bazı fiiller olasılığı veya çıkarımı doğrudan cümleye katar. könnte bir ihtimali, dürfte ise konuşanın oldukça güçlü ama yine de kesin olmayan tahminini bildirir. Die Maßnahme könnte kurzfristig helfen. “Önlem kısa vadede yardımcı olabilir” demektir. Die Maßnahme dürfte kurzfristig helfen. cümlesinde ise konuşan bunun daha muhtemel olduğunu düşünür.
Özellikle müssen fiiline dikkat edilmelidir. Er muss zu Hause sein. cümlesi bağlama göre “Evde olmak zorunda” veya “Herhâlde evdedir” anlamına gelebilir. İkinci anlam, eldeki kanıttan çıkarımdır; örneğin ışıkların yanması veya aracının dışarıda olması bu çıkarımı destekleyebilir. İhtimali daha açık göstermek için Er muss wohl zu Hause sein. denebilir.
Örnek
Bir öğrenci sınıfta öğretmeninin masasındaki ıslak şemsiyeyi görür. Die Lehrerin könnte mit dem Bus gekommen sein. (“Öğretmen otobüsle gelmiş olabilir.”) mantıklı ama zayıf bir varsayımdır; şemsiye tek başına yeterli kanıt değildir. Öğretmenin otobüsten inerken görüldüğüne dair bir bilgi varsa Sie dürfte mit dem Bus gekommen sein. (“Muhtemelen otobüsle gelmiştir.”) daha güçlü bir çıkarım olur.
Resmî ve akademik anlatımda ihtiyat
Akademik veya resmî metinlerde yazar, kendi yorumunu kanıtlanmış bilgiden ayırır. Die Ergebnisse legen nahe, dass ... “Sonuçlar ... olduğunu düşündürüyor” anlamına gelir. Es lässt sich vermuten, dass ... ise daha nesnel ve ihtiyatlı bir yapıdır. Bu kalıplar, yazarın bir sonuca ulaştığını fakat kesinlik derecesini sınırladığını gösterir.
Bir iddiayı aktarırken Die Studie kommt zu dem Schluss, dass ... kalıbı kullanılabilir. Ancak çalışmanın sonucu ile yazarın kendi değerlendirmesi aynı şey değildir. Örneğin Die Studie zeigt einen Zusammenhang, beweist aber keine Ursache. cümlesi “Çalışma bir ilişki gösteriyor, fakat bir neden kanıtlamıyor” demektir. Bu ayrım, özellikle haber ve bilimsel metinleri eleştirel okumada önemlidir.
Örnek
Bir metindeki üç cümle şöyle sınıflandırılabilir: Die Zahlen sind eindeutig. “Sayılar açık ve nettir” anlamında açıklık bildirir; Die Zahlen sprechen dafür, dass sich das Verhalten verändert. kanıta dayalı çıkarım bildirir; Das Verhalten könnte sich aus mehreren Gründen verändert haben. ise ihtimal bildirir. En güvenilir anlatım, bu üç düzeyi birbirine karıştırmadan kullanır.
Kısa diyalogda doğru seçim
Bir tartışmada amaç, karşı tarafın görüşünü hemen reddetmek değil, iddianın dayanağını ve kesinlik derecesini sormaktır. Bunun için Wie sicher bist du dir? (“Ne kadar eminsin?”), Worauf stützt du diese Vermutung? (“Bu varsayımını neye dayandırıyorsun?”) ve Gibt es dafür Belege? (“Bunun için kanıt var mı?”) soruları kullanılabilir.
İhtiyatlı cevaplar tartışmayı daha yapıcı kılar. Ich kann das nicht mit Sicherheit sagen, aber die bisherigen Daten sprechen dafür. cümlesi “Bunu kesin olarak söyleyemem, fakat şimdiye kadarki veriler bunu destekliyor” anlamındadır. Böylece konuşan hem sınırını kabul eder hem de görüşünü gerekçelendirir.
Örnek
Kısa diyalog: A: Wird der Termin verschoben? (“Tarih ertelenecek mi?”) B: Das ist noch nicht sicher. Laut der letzten Mitteilung könnte sich der Termin jedoch ändern. (“Bu henüz kesin değil. Ancak son duyuruya göre tarih değişebilir.”) A: Gibt es dafür schon eine offizielle Bestätigung? (“Bunun için resmî bir doğrulama var mı?”) B: Nein, bisher nicht. (“Hayır, şu ana kadar yok.”)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Türkçedeki “muhtemelen” için her durumda yalnızca wahrscheinlich kullanılır. Doğrusu: vermutlich ve wohl de benzer anlam taşıyabilir; ancak bağlama ve üsluba göre küçük anlam farkları vardır. Kesinlik derecesini cümlenin bütününe göre seçmek gerekir.
- Yanlış: müssen her zaman zorunluluk bildirir. Doğrusu: müssen bağlama göre çıkarım da bildirir. Er muss krank sein. cümlesi “Herhâlde hastadır” anlamına gelebilir; burada bir emir veya zorunluluk yoktur.
- Yanlış: offenbar ve eindeutig aynı derecede kesinlik taşır. Doğrusu: offenbar görünür belirtilere dayalı bir çıkarımdır ve yanılma payı bırakır. eindeutig ise kanıtın açık ve tartışmasız olduğunu bildirir.
- Yanlış: Bir kaynağa atıf yapmak, iddianın kesin olarak doğru olduğunu gösterir. Doğrusu: Laut dem Bericht yalnızca bilginin kaynağını belirtir. Raporun kendisi de sınırlı veya hatalı olabilir; bu nedenle Die Aussage ist noch nicht eindeutig belegt. gibi ihtiyatlı ifadeler gerekebilir.
- Yanlış: Türkçedeki “-ebilir” yapısı Almancada her zaman yalnızca können ile çevrilir. Doğrusu: Olasılığa göre könnte, dürfte, vielleicht veya möglicherweise seçilebilir. Özellikle varsayımda könnte çoğu zaman daha uygun ve ihtiyatlıdır.
Bir adım ileri
Bir üst sınıfta bu konu, dolaylı anlatım ve akademik yazma becerileriyle daha da genişler. Haber aktarırken Die Ministerin erklärte, die Maßnahme werde geprüft. gibi yapıların yanı sıra Konjunktiv I ile kaynağın sözünü kendi görüşünden ayırmayı öğreneceksin. Ayrıca kanıtın güvenilirliğini değerlendirme, karşıt görüşleri karşılaştırma ve bir iddiayı farklı kesinlik düzeylerinde yeniden yazma çalışmaları yapılabilir. Böylece yalnızca doğru Almanca kurmak değil, bilgiyi sorumlu ve eleştirel biçimde sunmak da hedeflenir.
Özet
Olasılık sözcükleri düşüncenin ne kadar mümkün olduğunu, kanıt ifadeleri bilginin neye dayandığını, kesinlik ifadeleri ise güven düzeyini gösterir. könnte, wahrscheinlich, laut dem Bericht ve eindeutig aynı işlevi görmez; her biri farklı bir anlam ve kesinlik derecesi taşır. Başarılı bir C1 kullanıcısı iddiasını kanıtından ayırır, gerektiğinde ihtiyatlı konuşur ve kesinlik derecesini bağlama göre seçer.