QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Bilim ve Araştırma Kelime Seti (Hypothese, Experiment, Innovation)

Yabancı Diller · Almanca B2 · Bilim, Araştırma ve İnovasyon
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Hipotez kurmak, deneyi yönetmek ve inovasyonu anlatmak, Almanca B2’de bilimsel düşünceyi hem anlamanın hem de başkasına aktarmanın ortak dilidir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Hipotez: Sınanabilir bir fikir kurmak

Tahtadaki cümleye bakarak araştırmacı bilimsel sürecin hangi adımını gösteriyor?

Gözlemden sonra bilim insanı bir açıklama önerir; bu öneriye Almancada die Hypothese denir (telaffuz: hü-po-te-ze). CEFR B2 can-do hedefi şudur: Ich kann eine wissenschaftliche Vermutung klar formulieren und begründen. (Bilimsel bir tahmini açıkça ifade edip gerekçelendirebilirim.) Hipotez, kesin bilgi değil; deneyle yoklanacak, yanlışlanabilir bir cümledir. Dünyada fen derslerinde bu adım çoğu yerde gözlem-soru-hipotez-deney zincirinin ortasında öğretilir.

En sık kalıp eine Hypothese aufstellen şeklindedir (telaffuz: ay-ne hü-po-te-ze auf-şte-len). Örnek: Die Forscherin stellt die Hypothese auf, dass regelmäßiges Lesen das Gedächtnis verbessert. (Araştırmacı, düzenli okumanın belleği geliştirdiği hipotezini kurar.) Denetleme kalıbı ise eine Hypothese überprüfen (bir hipotezi denetlemek; telaffuz: ü-ber-prü-fen) ile gelir. Türkçedeki hipotez yapmak ifadesi Almancaya bire bir taşınmaz.

Sınanabilirlik B2’de sade bir cümleyle yeter: Die Hypothese muss testbar sein. (Hipotez sınanabilir olmalıdır.) Günlük hayatta bir doktor bu şurup ateşi düşürür dediğinde aslında geçici bir hipotez dile getirir. Tahtaya yazılan cümle, sürecin henüz başında olduğunu gösterir; sonuç değil, yol haritasıdır. Öğrenci bu ayrımı erken kavramazsa sonraki deney dilini de karıştırır.

Örnek

Kısa diyalog: A: Welche Hypothese hast du aufgestellt? (Hangi hipotezi kurdun?) B: Ich denke, dass Pflanzen mit mehr Licht schneller wachsen. (Bitkilerin daha fazla ışıkla daha hızlı büyüdüğünü düşünüyorum.) A: Gut. Dann müssen wir die Hypothese im Labor überprüfen. (Güzel. O zaman hipotezi laboratuvarda denetlemeliyiz.) Kalıp notu: aufstellen kurmak, überprüfen denetlemek, ablehnen reddetmek anlamındadır.

Deney: Hipotezi laboratuvarda sınamak

Laboratuvardaki bilim insanı hipotezini hangi yolla test ediyor?

Hipotez tek başına kanıt değildir; onu yoklayan işleme das Experiment denir (telaffuz: das eks-pe-ri-ment). B2 can-do: Ich kann den Ablauf eines Experiments beschreiben. (Bir deneyin akışını betimleyebilirim.) Temel kalıp ein Experiment durchführen (bir deney yürütmek; telaffuz: durh-fü-ren) şeklindedir. Ölçmek için messen (telaffuz: mes-en), karşılaştırmak için vergleichen (telaffuz: fer-glay-hen) kullanılır.

Sonuç sözcüğü das Ergebnis (telaffuz: das er-gep-nis), yol sözcüğü die Methode (telaffuz: di me-to-de) B2’nin omurgasıdır. Örnek: Wir führen das Experiment dreimal durch und vergleichen die Ergebnisse. (Deneyi üç kez yürütüp sonuçları karşılaştırırız.) Bilim dilinde tekrar önemlidir: Die Messung muss wiederholbar sein. (Ölçüm tekrarlanabilir olmalıdır.) Rastgele bir deneme, düzgün bir deney sayılmaz.

Tarihte deney, spekülasyonu sınırlamak için yaygınlaştı; okulda da aynı mantık vardır: önce plan, sonra uygulama, en sonda yorum. Günlük hayatta bir yemek tarifini iki kez aynı şekilde pişirip tadı karşılaştırmak da küçük bir deneydir. Laboratuvar resmi, hipotezin masada kalmayıp elle sınandığını hatırlatır. Öğrenci Im Labor testen wir die Hypothese. (Laboratuvarda hipotezi test ederiz.) cümlesini güvenle kurabilmelidir.

Örnek

Somut olay: Sınıf, ışığın bitki büyümesine etkisini inceler. Gruppe 1 bekommt viel Licht, Gruppe 2 bekommt wenig Licht. (1. grup çok ışık, 2. grup az ışık alır.) Nach zwei Wochen messen wir die Höhe der Pflanzen. (İki hafta sonra bitkilerin boyunu ölçeriz.) Das Ergebnis zeigt, dass mehr Licht das Wachstum fördert. Die Hypothese war also richtig. (Sonuç, daha fazla ışığın büyümeyi desteklediğini gösterir. Hipotez böylece doğruydu.) Diyalog: A: Was ist eure Methode? (Yönteminiz nedir?) B: Wir vergleichen zwei Gruppen und notieren die Daten. (İki grubu karşılaştırıp verileri not ederiz.)

Literatür taraması: Başkalarının çalışmalarını okumak

Üniversite kütüphanesindeki araştırmacılar makaleleri neden inceliyor?

Yeni bir deneyden önce araştırmacı, daha önce nelerin yazıldığını tarar. Bu işe günlük dilde kaynaklara bakmak, Almancada sıkça recherchieren (araştırma yapmak; telaffuz: rö-şer-şi-ren) denir. B2 can-do: Ich kann Informationen aus Berichten und Studien entnehmen. (Rapor ve çalışmalardan bilgi çıkarabilirim.) Kütüphanede wissenschaftliche Artikel (bilimsel makaleler; telaffuz: vis-n-şaft-li-he ar-ti-kel) okunur. Amaç, aynı sorunun daha önce nasıl sorulduğunu görmektir.

Yararlı kalıplar: eine Studie lesen (bir çalışma okumak), Quellen prüfen (kaynakları denetlemek), Informationen sammeln (bilgi toplamak). Örnek: Bevor wir das Experiment planen, lesen wir mehrere Studien in der Bibliothek. (Deneyi planlamadan önce kütüphanede birkaç çalışma okuruz.) Die Quelle muss zuverlässig sein. (Kaynak güvenilir olmalıdır; telaffuz: tsu-fer-le-sih.) Rastgele bir internet yazısı ile hakemli bir makale aynı ağırlıkta değildir.

Dünyada bu adım literatür taraması diye anılır; Alman üniversite kültüründe de yazmadan önce okumak beklenir. Günlük hayatta bir telefon alırken yorumları karşılaştırmak da küçük bir tarama sayılır. Kütüphane resmi, bilimin yalnız laboratuvar camından ibaret olmadığını gösterir. Öğrenci Wir brauchen mehr Informationen aus zuverlässigen Quellen. (Güvenilir kaynaklardan daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.) diyebilmelidir.

Örnek

Kısa diyalog: A: Hast du schon Artikel zu diesem Thema gefunden? (Bu konuda makale buldun mu?) B: Ja, ich habe drei Studien gelesen. Eine Studie bestätigt unsere Hypothese, die andere nicht. (Evet, üç çalışma okudum. Biri hipotezimizi doğruluyor, diğeri doğrulamıyor.) A: Dann sollten wir die Methoden genau vergleichen. (O zaman yöntemleri tam olarak karşılaştırmalıyız.) Metin örneği: Laut einer Studie aus dem Jahr 2019 verbessert Bewegung die Konzentration. (2019 tarihli bir çalışmaya göre hareket, konsantrasyonu geliştirir.)

İnovasyon: Yeni ve işe yarar bir çözüm üretmek

Bu ekip inovasyon için hangi yöntemi kullanıyor?

Die Innovation yalnızca parlak bir fikir değil; sorunu yeni ve işe yarar biçimde çözen bir adımdır (telaffuz: di i-no-va-tsi-yon). B2 can-do: Ich kann erklären, warum eine Idee nützlich und neu ist. (Bir fikrin neden yararlı ve yeni olduğunu açıklayabilirim.) Sık kalıplar: eine Idee entwickeln (bir fikir geliştirmek; telaffuz: ent-vik-len), eine Lösung finden (bir çözüm bulmak), etwas verbessern (bir şeyi iyileştirmek). Beyin fırtınasında Almanca günlük dilde Brainstorming (telaffuz: breyn-stor-ming) de duyulur.

Örnek cümle: Im Team entwickeln wir eine Innovation für sauberes Wasser. (Ekipte temiz su için bir inovasyon geliştiriyoruz.) Zuerst sammeln wir viele Ideen, dann wählen wir die beste Lösung. (Önce çok fikir toplar, sonra en iyi çözümü seçeriz.) İnovasyon her zaman dev bir makine değildir; daha az enerji harcayan bir lamba da inovasyon olabilir. Fortschritt (ilerleme; telaffuz: fort-şrit) ise sürecin genel yönünü anlatır.

Dünyada inovasyon dersleri çoğu kez sorun-fikir-prototip-deneme döngüsüyle öğretilir. Günlük hayatta toplu taşımada karekod bilet, küçük ama görünür bir inovasyondur. Modern laboratuvardaki tartışma masası, keşfin yalnız sessiz deney olmadığını; konuşarak da doğduğunu gösterir. Öğrenci Ohne kreative Ideen gibt es keine Innovation. (Yaratıcı fikirler olmadan inovasyon olmaz; telaffuz: kre-a-ti-ve i-de-en) cümlesini bağlama oturtabilmelidir.

Örnek

Somut olay: Okulda su israfı sorunu vardır. A: Welches Problem wollen wir lösen? (Hangi sorunu çözmek istiyoruz?) B: Die Schüler verschwenden zu viel Wasser. (Öğrenciler çok fazla su israf ediyor.) A: Meine Idee ist ein Timer am Wasserhahn. (Fikrim, muslukta bir zamanlayıcı.) B: Das könnte eine nützliche Innovation sein. Lass uns einen Prototyp bauen. (Bu yararlı bir inovasyon olabilir. Bir prototip yapalım.) Kalıp: Das könnte ... sein B2’de ihtimal ve değerlendirme için çok işe yarar.

Sonuçları sunmak: Prototip, jüri ve bilim fuarı

Jüriye sunulan nesne neden bir inovasyon örneği olabilir?

Araştırma bitince sonuç görünür kılınır. Almancada präsentieren (sunmak; telaffuz: pre-zen-ti-ren) ve der Prototyp (prototip; telaffuz: der pro-to-tüp) bu aşamanın anahtarlarıdır. B2 can-do: Ich kann ein Projekt klar vorstellen und Fragen beantworten. (Bir projeyi açıkça tanıtıp soruları yanıtlayabilirim.) Kalıplar: ein Projekt vorstellen (bir projeyi tanıtmak), die Jury überzeugen (jüriyi ikna etmek; telaffuz: ü-ber-tsoy-gen), den Nutzen erklären (yararı açıklamak).

Örnek: Wir präsentieren unseren Prototyp auf der Wissenschaftsmesse. (Prototipimizi bilim fuarında sunuyoruz.) Der Prototyp zeigt, wie die Innovation im Alltag funktionieren kann. (Prototip, inovasyonun günlük hayatta nasıl işleyebileceğini gösterir.) Jüri çoğu kez üç şeye bakar: sorun net mi, yöntem anlaşılır mı, yarar somut mu? Unser Ziel ist es, die Jury von der Idee zu überzeugen. (Amacımız jüriyi fikir konusunda ikna etmektir.)

Bilim fuarları birçok ülkede genç araştırmacıların ilk sahnesidir; Almanya’da da okul projeleri benzer biçimde sergilenir. Günlük hayatta bir girişimci yatırımcıya maket göstermesi de aynı dil oyunudur. Sunum resmi, hipotez ve deneyin toplumla buluştuğu anı temsil eder. Öğrenci hem ürünü hem süreci anlatabilmelidir: Zuerst hatten wir eine Hypothese, dann kam das Experiment, und jetzt zeigen wir den Prototyp. (Önce hipotezimiz vardı, sonra deney geldi, şimdi prototipi gösteriyoruz.)

Örnek

Fuardaki diyalog: Jurymitglied: Was ist neu an eurer Innovation? (Jüri üyesi: İnovasyonunuzda yeni olan nedir?) Schülerin: Unser Prototyp spart Wasser und ist einfach zu benutzen. (Öğrenci: Prototipimiz su tasarrufu sağlar ve kullanımı kolaydır.) Jurymitglied: Wie habt ihr das überprüft? (Bunu nasıl denetlediniz?) Schüler: Wir haben ein Experiment in der Schule durchgeführt und die Daten gesammelt. (Okulda bir deney yürüttük ve verileri topladık.) Sunum kalıbı: Zuerst ... dann ... zum Schluss ... (Önce ... sonra ... sonunda ...).

Türkçe kaynaklı sık dil hataları ve doğru kalıplar

Türkçe konuşan öğrenciler bilim sözcüklerini çoğu kez yapmak fiiliyle taşır; Almanca ise fiili değiştirir. Yanlış yön: eine Hypothese machen yerine doğru kalıp eine Hypothese aufstellen veya eine Hypothese formulieren (bir hipotez formüle etmek) gelir. Innovation machen yerine eine Innovation entwickeln ya da eine Innovation einführen (bir inovasyonu kullanıma sokmak) denir. Experiment machen günlük dilde duyulsa da okul dilinde ein Experiment durchführen daha kesindir.

Cinsiyet ve çoğul da tuzaktır. das Experiment nötrdür, die Hypothese ve die Innovation dişildir, die Forschung dişildir, die Daten çoğuldur. Bu yüzden Die Daten sind klar. (Veriler açıktır.) doğru, veri tekilmiş gibi kurulan cümle yanlıştır. Fiil çekiminde forschen (araştırma yapmak; telaffuz: for-şen) fiil, die Forschung addır; Ich forschung diye bir biçim yoktur. Yardımcı fiil seçimi: Wir haben das Experiment durchgeführt. (Deneyi yürüttük.) çünkü durchführen haben ile gider.

Sözdizimi ikinci büyük hatadır. Türkçe yüklemi sonda bırakmaya alışık öğrenci bazen parçayı yanlış yerde keser. Doğru: Wir haben im Labor ein Experiment durchgeführt. Yanlış yerleştirme: ortada durchgeführt bırakıp nesneyi sona atmak. Bağlaçlı cümlede fiil sonda durur: Ich erkläre die Idee, weil sie nützlich ist. (Fikri açıklıyorum çünkü yararlıdır.) B2 can-do burada dil bilgisini bilim konusuyla birleştirmektir: hata, içeriği değil iletişimi bozar.

Örnek

Düzeltme alıştırması: Yanlış öğrenci cümlesi zihinde şöyle durmasın: hipotez yaptık, data net. Doğrusu: Wir haben eine Hypothese aufgestellt. Die Daten sind eindeutig. (Bir hipotez kurduk. Veriler açıktır.) İkinci düzeltme: Wir entwickeln eine Innovation, die Wasser spart. (Su tasarrufu sağlayan bir inovasyon geliştiriyoruz.) Diyalog: A: Sag nicht machen. Welche Verben brauchst du? (Yapmak deme. Hangi fiillere ihtiyacın var?) B: Aufstellen, durchführen, entwickeln, präsentieren. (Kurmak, yürütmek, geliştirmek, sunmak.)

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Hipotez, kanıtlanmış kesin bilgidir; teori ile aynı şeydir. Doğrusu: Die Hypothese henüz sınanacak bir tahmindir. Teori ise birçok deneyden sonra daha geniş açıklama sunar; B2’de ikisini eşanlamlı kullanmak yanlıştır.
  • Yanlış: Deney her zaman hipotezi doğrulamak için yapılır; olumsuz sonuç başarısızlıktır. Doğrusu: Deney hipotezi yoklar. Die Hypothese kann falsch sein. Das ist auch ein Ergebnis. (Hipotez yanlış olabilir. Bu da bir sonuçtur.)
  • Yanlış: İnovasyon yalnızca yüksek teknolojili büyük icatlardır. Doğrusu: Eine Innovation muss nützlich und neu sein. (Bir inovasyon yararlı ve yeni olmalıdır.) Küçük, günlük bir çözüm de inovasyon sayılabilir.
  • Yanlış: Wissenschaft ile Forschung her bağlamda aynıdır. Doğrusu: Wissenschaft bilim alanını, Forschung o alandaki araştırma eylemini vurgular. Sie arbeitet in der Forschung. (Araştırmada çalışıyor.) daha doğal durur.
  • Yanlış: Türkçedeki yapmak fiili Almanca bilim kalıplarına bire bir uyar. Doğrusu: Hipotez için aufstellen, deney için durchführen, inovasyon için entwickeln kullanılır; machen bu üçünde okul dilini zayıflatır.

Bir adım ileri

Bir üst dil basamağında, kabaca C1 akademik Almancada, aynı konu der Forschungsbericht (araştırma raporu) ve daha yoğun isim tamlamalarıyla gelir. Öğrenci hipotezi yalnızca kurmakla kalmaz; sınırlılığını, yöntemin zayıf yanını ve başka çalışmaların sonucunu da bağlaçlı uzun cümlelerle tartışır. Sunum dili jüri diyalogundan çıkıp özet, tartışma ve kaynak gösterme bölümlerine yayılır. İnovasyon da pazar cümlesi olmaktan çıkıp toplumsal yarar, risk ve sürdürülebilirlik çerçevesinde değerlendirilir.

Özet

B2’de bilim dili üç omurga üzerine oturur: Hypothese aufstellen, Experiment durchführen, Innovation entwickeln und präsentieren. Öğrenci bu kalıplarla laboratuvarı, kütüphaneyi ve fuarı anlatabilir; Türkçe yapmak alışkanlığını bırakır. Bir sonraki adım, aynı fikirleri daha uzun akademik metinde gerekçelendirmektir.

Örnek sorular

1. „Hypothese“ kelimesinin Almanca B2 seviyesindeki tanımı hangisidir?
  1. Eine bewiesene Tatsache
  2. Eine vorläufige Annahme, die durch Experimente überprüft wird
  3. Ein technisches Gerät im Labor
  4. Ein abgeschlossener Forschungsbericht
Cevabı göster
Doğru cevap: Eine vorläufige Annahme, die durch Experimente überprüft wird
„Hypothese“ Almancada henüz kanıtlanmamış, deneylerle test edilecek geçici bir varsayımı ifade eder.
2. „Experiment“ kelimesi hangi cümlede doğru kullanılmıştır?
  1. Das Experiment hat die Hypothese bestätigt.
  2. Das Experiment ist ein neues Smartphone-Modell.
  3. Das Experiment wurde in der Bibliothek geschrieben.
  4. Das Experiment ist eine mathematische Formel.
Cevabı göster
Doğru cevap: Das Experiment hat die Hypothese bestätigt.
„Experiment“ bir hipotezi test etmek için yapılan kontrollü çalışmayı tanımlar; ilk cümlede bu anlam doğru kullanılmıştır.
3. „Innovation“ kelimesinin eş anlamlısı hangisidir?
  1. eine veraltete Technik
  2. eine bahnbrechende Neuerung
  3. eine bloße Idee ohne Anwendung
  4. eine wissenschaftliche Theorie
Cevabı göster
Doğru cevap: eine bahnbrechende Neuerung
„Innovation“, yeni ve kullanışlı bir buluş veya yöntem anlamına gelir; „bahnbrechende Neuerung“ bu kavramı karşılar.
4. Aşağıdaki cümlede altı çizili kelime hangi anlama gelir? „Die Forscher analysierten die _____ des Experiments.“
  1. Hypothese
  2. Daten
  3. Innovation
  4. Theorie
Cevabı göster
Doğru cevap: Daten
Cümlede deney sonuçlarını ifade eden kelime „Daten“dir; diğer seçenekler bağlama uymaz.
5. „Hypothese aufstellen“ ifadesinin Türkçe karşılığı nedir?
  1. Hipotezi kanıtlamak
  2. Hipotez oluşturmak
  3. Hipotezi reddetmek
  4. Hipotezi yayınlamak
Cevabı göster
Doğru cevap: Hipotez oluşturmak
„Hypothese aufstellen“, gözlemlere dayanarak geçici bir varsayım ortaya koymak anlamına gelir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Gelecek Zamanla Tahmin (Futur I und Futur II zur Vermutung)Araştırma Sonuçlarını Açıklama Kalıpları ›