QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Araştırma Sonuçlarını Açıklama Kalıpları

Yabancı Diller · Almanca B2 · Bilim, Araştırma ve İnovasyon
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

B2 Almancasında araştırma sonuçlarını grafik, kalıp ve dinleyiciye uygun üslupla açık, sınırlı ve kanıta bağlı biçimde sunabilirsin.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Can-do hedefi ve sonuç dilinin yeri

Grafik ve tablolar dinleyiciye araştırmanın hangi parçasını taşır?

CEFR B2 can-do şöyle der: Ich kann die Ergebnisse einer Untersuchung klar darstellen und die wichtigsten Punkte hervorheben. (Bir araştırmanın sonuçlarını açıkça sunabilir ve en önemli noktaları vurgulayabilirim.) Telaffuz: Ergebnisse er-gep-nis-se, Untersuchung un-ter-zu-hung, hervorheben her-for-he-ben. Dünyada bu beceri Goethe-Institut B2, üniversite hazırlık ve Wissenschaftssprache derslerinde grafik okuma ile birlikte öğretilir; amaç ezber cümle değil, veriyi dinleyiciye bağlayan kısa bir öykü kurmaktır.

Tarihçe olarak akademik Almanca, seminer tartışmasından konferans slaytına evrilmiştir; kesin yıl uydurmadan şunu söylemek yeter: sonuç her zaman kanıt, sayı ve sınırla gelir. Günlük bir sağlık bülteni şöyle durur: Die Studie zeigt, dass regelmäßige Bewegung das Risiko senkt. (Çalışma, düzenli hareketin riski düşürdüğünü gösteriyor.) zeigen tsay-gen. Grafiksiz sonuç cümlesi havada kalır; tablosuz yüzde ise ezber gibi durur. Öğretmenin gösterdiği görseller tam da bu yüzden slaytın kalbidir.

Örnek

Sınıf anketi: Wir haben 80 Schülerinnen und Schüler befragt. Die Ergebnisse zeigen, dass 65 Prozent mehr Schlaf brauchen. (80 öğrenciyi sorduk. Sonuçlar yüzde 65’inin daha fazla uykuya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.) befragt be-frakt, Prozent pro-tsent.

Temel bildirme kalıpları

Tahtadaki maddeler hangi sırayla dinleyiciye verilmeli?

Önce ne ölçüldüğünü, sonra sayıyı, en sonda yorumu yaz. Çekirdek kalıplar B2’yi aşmaz: Die Ergebnisse zeigen, dass ... (Sonuçlar ... olduğunu gösteriyor.) Es hat sich herausgestellt, dass ... (Ortaya çıktı ki ...) Laut der Studie ... (Çalışmaya göre ...) Die Daten belegen, dass ... (Veriler ... olduğunu kanıtlıyor.) Man kann feststellen, dass ... (Şunu saptayabiliriz ki ...) Telaffuz: herausgestellt her-aus-ge-ştelt, belegen be-le-gen, feststellen fest-şte-len. dass cümlesinde fiil sonda durur; bu B2’nin olmazsa olmazıdır.

Sıra tahtada da aynıdır: soru, yöntem, bulgu, sınır. Örnek zincir: Zuerst haben wir eine Umfrage gemacht. Dann haben wir die Daten verglichen. Schließlich hat sich gezeigt, dass die Hypothese stimmt. (Önce anket yaptık. Sonra verileri karşılaştırdık. Sonunda hipotezin tuttuğu görüldü.) Umfrage um-fra-ge, Hypothese hü-po-te-ze, schließlich şlis-lih. Hipotez doğrulanınca Die Hypothese wurde bestätigt. (Hipotez doğrulandı.); yanlışlanınca Die Hypothese wurde widerlegt. (Hipotez çürütüldü.) bestätigt be-şti-tigt, widerlegt vi-der-lekt.

Örnek

Kısa diyalog. A: Was habt ihr herausgefunden? (Ne buldunuz?) B: Laut unserer Umfrage lernen 70 Prozent abends besser. Die Daten belegen, dass Stille wichtig ist. (Anketimize göre yüzde 70 akşam daha iyi öğreniyor. Veriler sessizliğin önemli olduğunu gösteriyor.) A: Und die Grenze der Studie? (Çalışmanın sınırı?) B: Wir haben nur eine Schule untersucht. (Yalnızca bir okulu inceledik.)

Türkçe kaynaklı sık hatalar

Türkçe ‘sonuçlara göre’ kalıbını her yere nach nah ile yapıştırmak B2’de kulağı tırmalar. Nach den Ergebnissen (sonuçlara göre) doğru olabilir; ama fiilli yorumda asıl yükü zeigen, belegen veya deuten darauf hin (işaret etmek) taşır. deuten darauf hin doy-ten da-rauf hin. Yanlış: Die Ergebnisse sind, dass ... Doğru: Die Ergebnisse sind klar. Sie zeigen, dass ... (Sonuçlar açık. ... olduğunu gösteriyorlar.) Türkçe ‘yapmak’ alışkanlığı machen ma-hen fiilini şişirir; akademik B2’de durchführen durh-fü-ren, untersuchen un-ter-zu-hen, auswerten aus-ver-ten tercih edilir.

İkinci tuzak: dass cümlesinde fiili ortaya koymak. Türkçe söz dizimi ‘gösteriyor ki risk düşüyor’ der; Almanca ... dass das Risiko sinkt. der, fiil sonda. sinkt zinkt. Üçüncü tuzak: Ergebnis er-gep-nis ile Folge fol-ge ve Resultat re-zul-tat. Ergebnis ölçülen bulgudur; Folge çoğu zaman sonuç-etki, bazen istenmeyen yan etkidir. ‘Yüzde’ için Prozent kullanılır, İngilizce percent değil. ‘Ortalama’ Durchschnitt durh-şnit veya im Durchschnitt. ‘Anlamına gelir’ diye her cümleye bedeuten be-doy-ten sıkıştırmak da yanlıştır; grafik için Die Kurve steigt. (Eğri yükseliyor.) yeter.

Örnek

Düzeltme. Yanlış: Nach der Studie machen die Schüler mehr Sport, das bedeutet sie sind gesund. Doğru: Laut der Studie treiben 40 Prozent mehr Sport. Die Daten deuten darauf hin, dass sie sich gesünder fühlen. (Çalışmaya göre yüzde 40 daha fazla spor yapıyor. Veriler kendilerini daha sağlıklı hissettiklerine işaret ediyor.) treiben tray-ben.

Grafik, sayı ve karşılaştırma

Posterdeki küçük grup hangi sayıyı önce duymak ister?

B2’de grafik dili sınırlı ve somuttur: steigen ştay-gen yükselmek, sinken zinken düşmek, zunehmen tsu-ne-men artmak, abnehmen ap-ne-men azalmak, gleich bleiben glayh blay-ben aynı kalmak. Yaklaşık sayı: etwa et-va, rund runt, ungefähr un-ge-fe-er, mehr als me-er als, weniger als ve-ni-ger als. Karşılaştırma: im Vergleich zu im fer-glayh tsu, im Gegensatz zu im ge-gen-zats tsu, während ve-rent. Poster sunumunda dinleyici üç saniye bakar; bu yüzden önce yüzde, sonra grup, en sonda yorum gelir.

Somut olay: bir okul posteri uyku ve not ilişkisini anlatır. Im Vergleich zu 2022 ist die Zahl der müden Schüler gestiegen. Rund 30 Prozent schlafen weniger als sechs Stunden. Im Gegensatz zur Kontrollgruppe sind die Noten schlechter. (2022 ile karşılaştırınca yorgun öğrenci sayısı artmış. Yaklaşık yüzde 30 altı saatten az uyuyor. Kontrol grubunun tersine notlar daha kötü.) müden mü-den, Kontrollgruppe kon-trol-gru-pe. Sınır cümlesi posteri ciddi yapar: Die Stichprobe ist klein. Deshalb kann man die Ergebnisse nicht verallgemeinern. (Örneklem küçük. Bu yüzden sonuçları genelleyemeyiz.) Stichprobe ştih-pro-be, verallgemeinern fer-al-ge-may-nern.

Örnek

Poster cümleleri. Die Grafik zeigt einen klaren Anstieg. Zwischen Lernen am Abend und guten Noten gibt es einen Zusammenhang. Allerdings haben wir nur 50 Personen befragt. (Grafik net bir artışı gösteriyor. Akşam çalışmak ile iyi notlar arasında bir ilişki var. Ancak yalnızca 50 kişiyi sorduk.) Anstieg an-ştik, Zusammenhang tsu-zam-men-hang, allerdings a-ler-dings.

Laboratuvarda meslektaşa anlatmak

Laboratuvardaki meslektaş grafikte önce nereye bakıyor olabilir?

Meslektaş konuşması konferanstan biraz daha kısa ve soruya açıktır; yine de B2 akademik kalıplar korunur. Tipik açılış: Schau mal, die Kurve hier. In der zweiten Woche sind die Werte stark gestiegen. (Şuradaki eğriye bak. İkinci haftada değerler belirgin yükselmiş.) Werte ver-te, stark ştark. Yorumu yumuşatmak B2’de önemlidir: Das könnte bedeuten, dass die Methode funktioniert. Sicher sind wir noch nicht. (Bu, yöntemin işe yaradığı anlamına gelebilir. Henüz emin değiliz.) könnte kön-te, Methode me-to-de. Laboratuvarda Messung me-sung, Versuch fer-zuh, Wiederholung vi-der-ho-lung sık geçer.

Kısa diyalog gerçek işleyişi gösterir. A: Habt ihr die Hypothese bestätigt? (Hipotezi doğruladınız mı?) B: Zum Teil. Die Temperatur ist gesunken, aber der Unterschied ist nicht signifikant. (Kısmen. Sıcaklık düştü ama fark anlamlı değil.) signifikant zig-ni-fi-kant B2 akademik metinlerde geçer; abartmadan ‘belirgin / istatistikçe önemli’ diye öğretilir. A: Was macht ihr als Nächstes? (Sırada ne var?) B: Wir wiederholen den Versuch mit einer größeren Gruppe. (Deneyi daha büyük grupla tekrarlıyoruz.) Hata: her farkı ‘kanıt’ ilan etmek. B2’de Es gibt einen Unterschied, aber wir brauchen mehr Daten. (Bir fark var ama daha çok veri gerekir.) demek olgunluktur.

Örnek

Laboratuvar notu. Am Montag haben wir dreimal gemessen. Der Durchschnitt liegt bei 12. Im Vergleich zum Vortag sind die Werte leicht gesunken. (Pazartesi üç kez ölçtük. Ortalama 12. Önceki güne göre değerler hafif düşmüş.) liegt bei likt bay, leicht layht.

Konferansta slaytla sonuç açıklamak

Konferans slaytında dinleyici hangi cümleyi ilk duymak ister?

Konferans B2’de bile merhaba, amaç, bulgu, sınır, teşekkür sırasını korur. Açılış: Guten Tag. Ich präsentiere heute die Ergebnisse unserer Umfrage zum Lesen. (Günaydın. Bugün okuma anketimizin sonuçlarını sunuyorum.) präsentieren pre-zen-ti-ren. Slayt cümlesi kısa olur: Die Hauptaussage ist: Junge Leute lesen digital, aber nicht weniger. (Ana sav şu: gençler dijital okuyor ama daha az değil.) Hauptaussage haupt-aus-za-ge. Kapanış kalıpları: Zusammenfassend lässt sich sagen, dass ... (Özetle ... denebilir.) Abschließend möchte ich betonen, dass die Studie Grenzen hat. (Son olarak çalışmanın sınırları olduğunu vurgulamak isterim.) Zusammenfassend tsu-zam-men-fa-sent, Abschließend ap-şli-sent, betonen be-to-nen.

Soruya hazırlık B2 can-do’nun parçasıdır: Ich kann Fragen zu meinen Ergebnissen beantworten. (Sonuçlarımla ilgili soruları yanıtlayabilirim.) Dinleyici: Wie groß war die Gruppe? (Grup ne büyüklükteydi?) Konuşmacı: Wir haben 120 Personen befragt, davon 60 Frauen. (120 kişiyi sorduk, 60’ı kadın.) davon da-fon. Belirsizliği gizlememek uluslararası sunum kültürünün parçasıdır: Das wissen wir noch nicht. Das ist eine offene Frage. (Bunu henüz bilmiyoruz. Bu açık bir soru.) offene Frage o-fe-ne fra-ge. Slaytta üç madde, ağızda bir ana cümle; dinleyici hem görür hem duyar.

Örnek

Mini sunum. Meine Damen und Herren, die Ergebnisse sind eindeutig. 55 Prozent bevorzugen Online-Nachrichten. Im Vergleich zu gedruckten Zeitungen ist das ein klarer Anstieg. Allerdings gilt das nur für Stadtbewohner. Vielen Dank für Ihre Aufmerksamkeit. Haben Sie Fragen? (Hanımefendiler beyefendiler, sonuçlar açık. Yüzde 55 çevrimiçi haberi tercih ediyor. Basılı gazetelere göre net bir artış. Ancak bu yalnızca kentte oturanlar için geçerli. İlginiz için çok teşekkürler. Sorunuz var mı?) eindeutig ayn-doy-tih, bevorzugen be-for-tsu-gen, Aufmerksamkeit auf-merk-zam-kayt.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Her yorumu Die Ergebnisse sind, dass ... diye kurmak. Doğrusu: Önce kısa bir yargı, sonra fiilli kalıp: Die Ergebnisse sind klar. Sie zeigen, dass ... dass cümlesinde fiil sonda kalır.
  • Yanlış: Türkçe ‘göre’yi her cümlede yalnızca nach ile çevirmek. Doğrusu: Laut der Studie veya Die Daten belegen, dass daha doğal ve B2’ye uygundur. nach bazen doğru olsa da tek anahtar değildir.
  • Yanlış: Ergebnis, Folge ve Resultat aynı sanmak. Doğrusu: Ergebnis ölçülen bulgudur. Folge çoğu zaman etki veya zincirleme sonuçtur. Karıştırmak dinleyiciyi şaşırtır.
  • Yanlış: Küçük bir farkı hemen kanıt ilan etmek. Doğrusu: B2’de sınır söylemek güçtür: Es gibt einen Unterschied, aber die Stichprobe ist klein. Abartı, bilimsel üslubu bozar.
  • Yanlış: Grafikte yalnızca gehen hoch / gehen runter kullanmak. Doğrusu: Akademik B2 steigen, sinken, zunehmen, abnehmen ister. Konuşma dili slaytta zayıf kalır.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, C1’e doğru, aynı konuya Konjunktiv I ile dolaylı aktarma, edilgen yapı ve ihtiyat fiilleri eklenir: Die Autoren betonen, die Werte seien gestiegen. Hedging yani scheinen, es sieht so aus, als ob, die Daten legen nahe akademik yazının omurgası olur. Öğrenci kısa sözlü özetten poster metnine, oradan da özet (Abstract) yazmaya geçer. Sınır, yöntem eleştirisi ve ‘ne bilinmiyor’ cümlesi C1’de zorunlu hale gelir.

Özet

B2’de araştırma sonucu; sayı, kalıp ve sınırla birlikte anlatılır. zeigen, laut, im Vergleich zu ve dass-sözdizimi dinleyiciyi taşır. Türkçe sözcük sırası ve ‘yapmak’ alışkanlığı bırakılınca grafik, poster ve konferans aynı dilde konuşur.

Örnek sorular

1. Araştırma sonuçlarını açıklarken hangi cümle, verilerin ortaya koyduğu durumu doğru ifade eder?
  1. Die Ergebnisse zeigen, dass 70 % der Teilnehmer das neue Verfahren bevorzugen.
  2. Die Ergebnisse zeigen, dass das Experiment fehlgeschlagen ist.
  3. Die Ergebnisse zeigen, dass die Hypothese widerlegt wurde.
  4. Die Ergebnisse zeigen, dass weitere Studien notwendig sind.
Cevabı göster
Doğru cevap: Die Ergebnisse zeigen, dass 70 % der Teilnehmer das neue Verfahren bevorzugen.
Bu cümle, somut bir yüzde vererek araştırmanın sonucunu doğrudan ve ölçülebilir biçimde açıklar; diğer seçenekler ya olumsuz ya da belirsizdir.
2. Araştırmacılar hangi cümleyle beklenmedik bir sonucu dile getirir?
  1. Es stellte sich heraus, dass die Kontrollgruppe bessere Ergebnisse erzielte.
  2. Es stellte sich heraus, dass die Hypothese bestätigt wurde.
  3. Es stellte sich heraus, dass die Stichprobe zu klein war.
  4. Es stellte sich heraus, dass die Messgeräte defekt waren.
Cevabı göster
Doğru cevap: Es stellte sich heraus, dass die Kontrollgruppe bessere Ergebnisse erzielte.
Bu cümle, 'es stellte sich heraus' ifadesiyle sürpriz bir bulguyu doğrudan belirtir; diğer seçenekler ya beklenen sonuçları ya da teknik sorunları dile getirir.
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, kaynağı belirterek araştırma sonucunu ifade eder?
  1. Laut der Untersuchung stieg die Akzeptanzrate auf 85 %.
  2. Laut der Untersuchung war die Methode neu.
  3. Laut der Untersuchung waren die Teilnehmer jung.
  4. Laut der Untersuchung war die Studie teuer.
Cevabı göster
Doğru cevap: Laut der Untersuchung stieg die Akzeptanzrate auf 85 %.
Cümle, 'laut der Untersuchung' ifadesiyle kaynağı belirterek somut bir yüzde sunar; diğer seçenekler ya niteliksiz ya da alakasızdır.
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, analiz sonuçlarını özetlemek için uygundur?
  1. Die Analyse zeigt, dass die Variable X signifikant ist.
  2. Die Analyse zeigt, dass die Variable X teuer ist.
  3. Die Analyse zeigt, dass die Variable X neu ist.
  4. Die Analyse zeigt, dass die Variable X unbekannt ist.
Cevabı göster
Doğru cevap: Die Analyse zeigt, dass die Variable X signifikant ist.
Cümle, 'die Analyse zeigt' ifadesiyle analiz sonucunu net biçimde özetler; diğer seçenekler niteliksizdir.
5. Hangi cümle, araştırma sonuçlarını özetlemek için uygundur?
  1. Zusammenfassend lässt sich sagen, dass die Hypothese bestätigt wurde.
  2. Zusammenfassend lässt sich sagen, dass die Studie teuer war.
  3. Zusammenfassend lässt sich sagen, dass die Teilnehmer jung waren.
  4. Zusammenfassend lässt sich sagen, dass die Methode neu war.
Cevabı göster
Doğru cevap: Zusammenfassend lässt sich sagen, dass die Hypothese bestätigt wurde.
Cümle, 'zusammenfassend lässt sich sagen' kalıbıyla sonuçları özetler; diğer seçenekler niteliksizdir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Bilim ve Araştırma Kelime Seti (Hypothese, Experiment, Innovation)Popüler Bilim Yazısı ve Uzman Röportajı (Okuma-Dinleme) ›