Almanca B1’de sağlık dili, vücudu adlandırmayı, belirtileri anlatmayı ve tedavi yönergelerini günlük cümlelerle yönetmeyi öğrenmektir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Vücudumu adlandırıyorum ve ağrının yerini gösteriyorum
CEFR B1 can-do hedefi şudur: Ana vücut bölümlerini adlandırır ve ağrının yerini basit cümlelerle gösteririm. Dünya genelinde bu konu insan figürü üzerinde işaretleme ve muayenehane rol oyunuyla öğretilir. Spor salonu, okul reviri ve aile hekimi bu sözcüklerin doğal sahnesidir. Artikeliyle öğrenmek şarttır çünkü ağrı kalıbı cinsiyete göre değişir.
Temel sözcükler: der Kopf (kopf) baş, der Hals (hals) boğaz, der Arm (arm) kol, die Hand (hant) el, das Handgelenk (hantgelenk) bilek, der Finger (fingır) parmak, der Rücken (rükın) sırt, der Bauch (bauh) karın, der Magen (magın) mide, das Herz (herts) kalp, die Lunge (lunge) akciğer, das Bein (bayn) bacak, das Knie (kni) diz, der Fuß (fus) ayak, das Auge (auge) göz, das Ohr (or) kulak, die Nase (naze) burun, der Zahn (tsan) diş, der Körper (körpır) vücut. Kalıplar: Mir tut der Kopf weh. Başım ağrıyor. Çoğul organlarda fiil çoğul gider: Mir tun die Füße weh. Ayaklarım ağrıyor. Ich habe Schmerzen im Rücken. Sırtımda ağrı var. Wo tut es weh? Nereniz ağrıyor? Hier, am Handgelenk. Şurada, bilekte.
Örnek
Arzt: Guten Tag. Was fehlt Ihnen? Doktor: Günaydın. Neyiniz var? Patient: Mir tut das Handgelenk weh. Hasta: Bileğim ağrıyor. Arzt: Seit wann? Ne zamandan beri? Patient: Seit gestern. Ich war im Sport. Dünden beri. Spordaydım. Arzt: Ich untersuche das jetzt. Bewegen Sie bitte die Finger. Şimdi muayene ediyorum. Lütfen parmaklarınızı hareket ettirin.
Belirtilerimi doktorla paylaşabiliyorum
Can-do: Yaygın belirtileri sıralar, ne zamandır hasta olduğumu söylerim. Klasik sahne şudur: Ceren’in sesi kısılır, sınıf doktor-hasta rol oyununa geçer. Aynı cümleler yurtta grip salgınında veya yolculuk sonrası soğuk algınlığında işe yarar. Süre ve eşlik eden şikayet B1’de beklenir; yalnız kelime listesi yetmez.
Belirti sözlüğü: der Husten (hustın) öksürük, die Halsschmerzen (halsşmertsın) boğaz ağrısı, das Fieber (fibır) ateş, der Schnupfen (şnupfın) nezle, die Erkältung (erkeltung) soğuk algınlığı, die Grippe (gripe) grip, die Übelkeit (übelkayt) bulantı, der Schwindel (şvindıl) baş dönmesi, die Müdigkeit (müdikayt) yorgunluk, der Durchfall (durhfal) ishal, krank (krank) hasta, gesund (gezungt) sağlıklı, sich fühlen (zih fülın) hissetmek. Ich habe Husten und Halsschmerzen. Öksürüğüm ve boğaz ağrım var. Ich fühle mich schwach. Kendimi halsiz hissediyorum. Seit wann haben Sie das? Bunu ne zamandan beri yaşıyorsunuz? Seit drei Tagen. Üç gündür.
Örnek
Deniz Berlin’de kursa giderken boğazı yanar. Guten Tag. Was fehlt Ihnen? Günaydın. Neyiniz var? Ich habe Husten und der Hals tut weh. Öksürüğüm var ve boğazım ağrıyor. Haben Sie auch Fieber? Ateşiniz de var mı? Ich glaube ja. Ich fühle mich sehr müde. Sanırım evet. Kendimi çok yorgun hissediyorum.
Ateşi ölçüyorum ve vücut sıcaklığını bildiriyorum
Can-do: Ateşimi basit sayılarla söyler, ölçüm cümlelerini anlarım. Evde, yurtta veya hastanede das Fieberthermometer (fibır-termometır) ateş ölçer günlük bir nesnedir. Fiil messen (mesın) ölçmek bu bağlamda B1 için şarttır. Sayılar A2’den gelir; yeni olan sağlık sahnesidir.
Yararlı sözcükler: die Temperatur (temperatur) sıcaklık, Fieber haben (fibır habın) ateşi olmak, Fieber messen ateş ölçmek, Grad (grat) derece, zu hoch (tsu hoh) çok yüksek. Ich habe 38 Grad Fieber. 38 derece ateşim var. Die Temperatur ist normal. Sıcaklık normal. Können Sie bitte Fieber messen? Lütfen ateş ölçebilir misiniz? Günlük dilde doğal olan Ich habe Fieber. cümlesidir; Ich habe Temperatur. B1’de kulağa yapay gelir. Yüksek ateş için hohes Fieber (hohıs fibır) yeterlidir.
Örnek
Krankenschwester: Ich zeige Ihnen, wie man Fieber misst. Hemşire: Size ateşin nasıl ölçüldüğünü gösteriyorum. Patient: Ist 37,5 Grad schon Fieber? 37,5 derece ateş sayılır mı? Krankenschwester: Das ist leicht erhöht. Trinken Sie viel Tee und ruhen Sie sich aus. Bu hafif yüksek. Bol çay için ve dinlenin.
Muayene, ilaç ve hastane dilini anlıyorum
Can-do: Basit tedavi yönergelerini anlar, eczane ve hastane için randevu cümlesi kurarım. der Arzt (atst) / die Ärztin (ertstin) doktor, die Praxis (praksis) muayenehane, das Krankenhaus (krankınhauz) hastane, die Apotheke (apoteke) eczane karışmamalıdır. Tedavi sözlüğü: untersuchen (unterzühın) muayene etmek, das Rezept (retsept) reçete, das Medikament (medikament) ilaç, die Tablette (tabletı) hap, die Tropfen (tropfın) damla, die Salbe (zalbe) merhem, die Spritze (şpritse) iğne, die Infusion (infuzyon) serum.
Yönergeler modal fiille gelir. Sie müssen sich ausruhen. Dinlenmeniz gerekir. Sie sollen viel Wasser trinken. Bol su içmelisiniz. Sie dürfen heute keinen Sport machen. Bugün spor yapmamalısınız. Nehmen Sie dreimal täglich eine Tablette. Günde üç kez bir hap alın. Vor dem Essen (for dem esın) yemekten önce, nach dem Essen yemekten sonra. Hastane: Er bekommt eine Infusion. Ona serum takılıyor. Randevu: Ich möchte einen Termin beim Arzt. Doktordan randevu istiyorum. Es ist dringend. Acil.
Örnek
Ayşe’nin babası Viyana’da yatmaktadır. Arzt: Guten Tag. Ihr Vater bekommt eine Infusion und Tabletten. Babanız serum ve hap alıyor. Er hat hohes Fieber, aber es geht schon besser. Yüksek ateşi var ama durumu artık daha iyi. Besuch ist heute Nachmittag möglich. Er muss im Bett bleiben. Ziyaret bugün öğleden sonra mümkün. Yatakta kalması gerekir.
Bedenimi günlük alışkanlıklarla koruyorum
Can-do: Sağlıklı yaşam için basit öneri verir, paketteki temel bilgiyi B1 sözcükleriyle yorumlarım. Korunma tedavi kadar sınav konusudur; spor, uyku ve beslenme mini metinleri sık çıkar. Etiket okumak şekeri, tuzu ve seçimi hedef dile taşır. Öğütler emir kipi veya sollte (zolte) ile kurulur.
Sözcükler: sich gesund ernähren (zih gezungt ernayrın) sağlıklı beslenmek, sich bewegen (zih bevegın) hareket etmek, genug schlafen (genuk şlafın) yeterince uyumak, viel trinken bol içmek, das Etikett (etiket) etiket, der Zucker (tsukır) şeker, das Salz (zalts) tuz, das Obst (opst) meyve, das Gemüse (gemüze) sebze, der Sport spor. Ich lese immer das Etikett. Etiketi her zaman okurum. Zu viel Zucker ist nicht gut für den Körper. Fazla şeker vücut için iyi değildir. Du solltest jeden Tag spazieren gehen. Her gün yürüyüşe çıkmalısın.
Örnek
Lina: Schau mal, in diesem Joghurt ist viel Zucker. Bak, bu yoğurtta çok şeker var. Ece: Dann nehmen wir das andere. Ich will gesund bleiben. O zaman ötekini alalım. Sağlıklı kalmak istiyorum. Lina: Gut. Heute machen wir keinen Sport, wir haben Husten. Tamam. Bugün spor yapmayalım, öksürüğümüz var.
Türkçe konuşanların sık düştüğü sağlık Almancası tuzakları
Can-do: Anadilimden gelen yanlış aktarımı fark eder, B1’e uygun kalıbı seçerim. Bu hatalar utanç değil öğrenme malzemesidir; dil öğretiminde buna anadil transferi denir. Sağlık konusunda aynı tuzaklar neredeyse her sınıfta tekrarlanır. Düzeltmeler yüksek sesle ağız alışkanlığı yapılmalıdır.
Birinci tuzak: Ich fühle schlecht. eksiktir; doğrusu Ich fühle mich schlecht. çünkü sich fühlen dönüşlüdür. İkinci: Ich bin kalt. soğuk biri gibi durur; üşümek Mir ist kalt., hastalık Ich bin krank. veya Ich habe Fieber. ile söylenir. Üçüncü: Ich habe krank. karışır; sıfat krank ile sein, belirtiler ile haben gider. Dördüncü: günlük dilde çoğunlukla Kopfschmerzen çoğuldur. Beşinci: Gift (gift) Almancada zehirdir, hediye das Geschenk (geşenk) dir. Altıncı: die Erkältung soğuk algınlığı, die Grippe daha ağır griptir. Yedinci: hap die Apotheke eczanededir, yatak das Krankenhaus hastanededir. Sekizinci: der Hals hem boyun hem boğazdır; Halsschmerzen boğaz ağrısıdır. Dokuzuncu: her öğüt Sie müssen ile sertleşmesin; nazik seçenek Sie sollten sich ausruhen. dinlenseniz iyi olur.
Örnek
Yanlış: Ich habe Temperatur und fühle schlecht. Doğru: Ich habe Fieber und fühle mich schlecht. Ateşim var ve kendimi kötü hissediyorum. Yanlış: Ich gehe ins Apotheke, ich bin sehr Grippe. Doğru: Ich gehe in die Apotheke. Ich habe eine Erkältung. Eczaneye gidiyorum. Soğuk algınlığım var.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Erkältung ile Grippe aynı hastalıktır. Doğrusu: die Erkältung soğuk algınlığıdır; die Grippe daha ağır grip için kullanılır. B1’de ikisini ayırmak yeterlidir.
- Yanlış: Kendimi kötü hissediyorum her zaman Ich fühle schlecht. diye kurulur. Doğrusu: sich fühlen dönüşlüdür. Doğrusu Ich fühle mich schlecht. veya Ich bin krank. cümleleridir.
- Yanlış: die Apotheke hastane demektir ve ateş için Ich habe Temperatur. en doğal cümledir. Doğrusu: die Apotheke eczane, das Krankenhaus hastanedir. Günlük dilde Ich habe Fieber. denir.
- Yanlış: der Hals yalnızca boyun demektir ve Gift hediye gibi okunabilir. Doğrusu: der Hals hem boyun hem boğazdır; Halsschmerzen boğaz ağrısıdır. Gift zehir, hediye ise das Geschenk sözcüğüdür.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B2’ye doğru, öğrenci tıbbi geçmişini geçmiş zamanla daha ayrıntılı anlatır ve şikayetin süresini, şiddetini netleştirir. Nazik öğütte Konjunktiv II sıklaşır: Sie sollten zum Arzt gehen. Doktora gitseniz iyi olur. Hastane yatışı, die Krankenkasse (krankınkase) sağlık sigortası ve uzman adları metinlerde uzar. Resmi rapor veya şikayet yazısı B2 görevidir; B1’de sözlü muayene diyaloğu yeterlidir.
Özet
Bu ünitede vücut, belirti, ateş, tedavi ve korunma sözcüklerini B1 kalıplarına bağladınız. Doktor, eczane, hastane ve ev sahnelerinde kısa diyalog kurabilir, Türkçe kaynaklı tuzakları ayıklayabilirsiniz. Bundan sonra aynı cümleleri randevu telefonunda, etiket okurken ve gerçek bir şikayeti anlatırken kullanın.