QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Kelime: İş dünyası ve kariyer kelime seti

Yabancı Diller · İngilizce B2 · İş Hayatı ve Profesyonellik
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

İş ve kariyer İngilizcesi, B2 düzeyinde başvurudan toplantıya, sunumdan geri bildirime kadar profesyonel kimliğini net, doğal ve anlaşılır kurmana yarar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Özgeçmişten başvuruya: kariyerinin yazılı yüzü

Ekrandaki dijital özgeçmişte hangi başlıklar öne çıkıyor ve neden sık sık güncelleniyor?

İş İngilizcesi, özel amaçlı İngilizce geleneğinin günlük hayata inen yüzüdür; burada amaç süslü akademik cümle değil, okuyan kişinin seni hızlıca tanımasıdır. B2 öğrencisi şunu yapabilir: ayrıntılı bir CV ve kısa bir cover letter yazar; beceri ve deneyimini somut örnekle betimler. Britanya İngilizcesinde CV, ABD kullanımına yakın metinde ise resume (rezüme) sık görülür; ikisi de eğitim, deneyim ve beceriyi sıralar. Dijital özgeçmişte iskelet genelde şöyledir: personal details (pörsınıl ditaylz), education (educayşın), work experience (vörk eksperiyıns), skills (skilz), achievements (eçivmınts), references (refrınsız).

Başvuru kalıbı apply for a job (öplay for ı cab) şeklindedir; fiilden sonra for düşmez. Qualification (kvalifikeyşın) diploma ve sertifikayı, experience (eksperiyıns) iş veya proje deneyimini karşılar. Job (cab) somut kadro veya ilan, work (vörk) genel faaliyet, career (kırıır, ikinci hece uzun) ise uzun soluklu yoldur. Telaffuz: employee (emplöyii) çalışan, employer (emplöyır) işveren, internship (intörnşip) staj, intern (intörn) stajyerdir. Güçlü cümle iddiayı sayıya bağlar: I organised a school charity event for 120 students. Türkçesi: Yüz yirmi öğrencinin katıldığı bir okul yardım etkinliği düzenledim.

Sık görülen gerçek durum: Elif yaz stajı için otel ilanını okur ve şöyle başlar: I am applying for the summer internship in the front desk department. Türkçesi: Resepsiyon bölümündeki yaz stajına başvuruyorum. B2’de abartılı süsleme yerine netlik istenir: I am a hard-working and organised student with basic customer service experience. Türkçesi: Temel müşteri hizmeti deneyimi olan çalışkan ve düzenli bir öğrenciyim.

Örnek

Kısa başvuru metni: Dear Sir or Madam, I am writing to apply for the part-time shop assistant position advertised on your website. I have previous experience in a school cafeteria, and I can work at weekends. I look forward to hearing from you. Türkçesi: Sayın yetkili, web sitenizde ilan edilen yarı zamanlı mağaza görevlisi kadrosuna başvurmak için yazıyorum. Okul kantininde deneyimim var ve hafta sonları çalışabilirim. Yanıtınızı bekliyorum.

İş görüşmesi: sorular, el sıkışma ve ilk izlenim

El sıkışma anı görüşmenin hangi evresini ve taraflar arasındaki nasıl bir ilişkiyi gösteriyor olabilir?

Job interview (cab intıvyu) aday ile işverenin yüz yüze veya çevrimiçi tanıştığı resmi konuşmadır. B2 can-do: görüşmede kendini tanıtabilir, güçlü ve geliştirmeye açık yönlerini örnekle anlatabilir, nazik soru sorabilirsin. Kilit kişiler: candidate (kandidıt) aday, interviewer (intıvyuır) soruları soran kişi. Sık açılış: Tell me about yourself. Türkçesi: Kendinden bahseder misin? Bu, yaşam öyküsü değil; eğitim, ilgili deneyim ve bu kadroya neden uygun olduğunu bir dakikada özetleme davetidir. El sıkışma birçok kültürde görüşmenin başında veya sonunda saygı ve anlaşma jestidir; gülümser, göz teması kurar, kısa ve net konuşursun.

Klasik çift: strengths and weaknesses (strengtıs end viknısız). Güçlü yönü kanıtsız bırakma: One of my strengths is teamwork. For example, I led a group project and we finished before the deadline. Türkçesi: Güçlü yönlerimden biri ekip çalışmasıdır. Örneğin bir grup projesine öncülük ettim ve işi son teslim tarihinden önce bitirdik. Zayıf yönü trajedi gibi sunma; gelişme cümlesi ekle: I sometimes speak too fast, but I am practising to slow down. Türkçesi: Bazen çok hızlı konuşuyorum ama yavaşlamayı çalışıyorum. Sık kalıplar: I would like to work here because... (ay vud layk tu vörk hir bikoz) burada çalışmak isterim çünkü; When would I start? ne zaman başlarım; I am available from July. (ay em ıveylıbıl from culay) Temmuzdan itibaren müsaitim.

Dünyada görüşme eğitimi çoğu zaman rol oynama ile yapılır: biri işveren, biri aday olur, sonra geri bildirim gelir. Günlük hayatta burs komisyonu, staj mülakatı ve hatta sınıf temsilciliği seçimi aynı dil becerisini ister. Nazik kapanış: Thank you for your time. I look forward to your decision. Türkçesi: Zamanınız için teşekkür ederim. Kararınızı bekliyorum.

Örnek

Kısa diyalog: Interviewer: Why should we choose you? Türkçesi: Sizi neden seçelim? Candidate: I learn quickly and I care about customers. Last year I helped new students during orientation week. Türkçesi: Hızlı öğrenirim ve müşterileri önemserim. Geçen yıl oryantasyon haftasında yeni öğrencilere yardım ettim. Interviewer: Do you have any questions? Türkçesi: Sorunuz var mı? Candidate: Could you tell me about a typical day in this role? Türkçesi: Bu görevde tipik bir günü anlatabilir misiniz?

Toplantı masasında ekip dili ve beyin fırtınası

Beyin fırtınasında herkes aynı anda mı konuşmalı, yoksa sırayı hangi kalıplar düzenler?

İş yerinde meeting bilgi paylaşmak, karar almak veya sorun çözmek içindir. B2 can-do: gündemi anlayabilir, fikrini gerekçeyle söyleyebilir, başkasının görüşüne nazikçe katılabilir veya itiraz edebilirsin. Yararlı sözcükler: agenda (acenda) gündem, minutes (minits) toplantı tutanağı, chair (çeır) oturumu yöneten kişi, colleague (koliig) meslektaş, teamwork (timvörk) ekip çalışması. Brainstorm (breynstorm) yargılamadan çok fikir üretmektir; önce nicelik, sonra eleme gelir. Açılış: Shall we start with the agenda? Türkçesi: Gündemle başlayalım mı?

Fikir sunarken B2 kalıbı yeter: In my opinion, we should change the poster. Türkçesi: Bence afişi değiştirmeliyiz. Katılma: I agree with you. (ay ıgriı viz yu) sana katılıyorum. Kısmi katılma: I see your point, but we also need more time. Türkçesi: Noktanı anlıyorum ama daha fazla zamana da ihtiyacımız var. Karşı görüş: I am not sure about that idea. Türkçesi: O fikirden emin değilim. Söz alma: Could I add something? Bir şey ekleyebilir miyim? Somut okul olayı: proje grubu afiş metnini tartışır; biri catchy slogan (keçi slogan) ister, diğeri bütçeyi hatırlatır. Yöneten kişi toparlar: So, to sum up, we will vote after break. Türkçesi: Özetle, aradan sonra oylayacağız.

Sık duyulan iş sözleri B2’yi aşmadan şunlardır: deadline son teslim, task (task) görev, share the workload (şer dı vörkloud) iş yükünü paylaşmak, follow up (folou ap) takip etmek. Let’s come up with three ideas first. Türkçesi: Önce üç fikir üretelim. Telaffuz: manager (menıcır), department (dipartmınt), discuss (diskas). Toplantıda bağırarak haklı çıkmak değil, anlaşılır olmak hedeftir.

Örnek

Kısa diyalog: A: We need a new idea for the school fair. Türkçesi: Okul şenliği için yeni bir fikre ihtiyacımız var. B: How about a second-hand book stall? Türkçesi: İkinci el kitap standı nasıl olur? C: That sounds good. Who will be responsible for the money? Türkçesi: Kulağa hoş geliyor. Paradan kim sorumlu olacak? A: I can do that if we set a clear deadline. Türkçesi: Net bir son tarih koyarsak bunu yapabilirim.

Proje sunumu: dinleyiciyi kaybetmeden anlatmak

Sunumu yapan ekip slayttan çok dinleyiciyle nasıl bağ kuruyor olabilir?

Presentation (prezinleyşın) bir projeyi, araştırma sonucunu veya öneriyi dinleyiciye düzenli anlatmaktır. B2 can-do: açık bir giriş-gelişme-sonuç kurar; slayttaki tabloyu basit cümleyle yorumlar; soruya paniklemeden yanıt verirsin. İskelet kalıpları evrenseldir ve birçok ülkede aynı öğretilir: I’d like to start by introducing our project. Türkçesi: Projemizi tanıtarak başlamak istiyorum. First of all... Then... Finally... Öncelikle... Sonra... Son olarak... Görsele işaret: As you can see on this slide, sales went up in May. Türkçesi: Bu slaytta görebileceğiniz gibi satışlar mayısta arttı. Sayıyı abartmadan söylemek B2 için yeterlidir.

Dinleyiciyi içine katmak için: Has anyone tried this before? Türkçesi: Bunu daha önce deneyen var mı? Geçiş: Now let’s look at the problems we faced. Türkçesi: Şimdi karşılaştığımız sorunlara bakalım. Zorluk anlatırken: The main challenge was time. (dı meyn çelınc voz taym) Asıl zorluk zamandı. Çözüm: We divided the tasks and met online every Tuesday. Türkçesi: Görevleri böldük ve her salı çevrimiçi buluştuk. Kapanış: To sum up, our project is cheap, simple and useful for students. Türkçesi: Özetle projemiz ucuz, basit ve öğrenciler için yararlı. Soru daveti: If you have any questions, I will be happy to answer them. Türkçesi: Sorunuz varsa yanıtlamaktan memnun olurum.

Sınıf sunumu ile ofis sunumu aynı kasları çalıştırır: ses tonu, göz teması, not okumamak. Aim (eym) amaç, result (rizalt) sonuç, advantage (ıdvantic) avantaj, disadvantage (disıdvantic) dezavantaj B2 çekirdeğidir. Karşılaştırma: On the one hand, the app is fast. On the other hand, it needs the internet. Türkçesi: Bir yandan uygulama hızlı. Öte yandan internet gerektiriyor. Telaffuz: successful (sıksesfıl), opportunity (opörtüniti).

Örnek

Sunum kesiği: Good morning everyone. Today we are going to talk about reducing paper waste at school. First, I will explain the problem. Then my teammate will show our solution. Finally, we will talk about cost. Türkçesi: Herkese günaydın. Bugün okuldaki kâğıt israfını azaltmaktan bahsedeceğiz. Önce sorunu açıklayacağım. Sonra ekip arkadaşım çözümümüzü gösterecek. Son olarak maliyeti konuşacağız.

Performans, geri bildirim ve kariyer planı

Çalışan belgedeki hangi notları gelecekteki hedeflere nasıl çevirebilir?

Performance review (pformıns rivyu) çalışanın bir dönemdeki işinin konuşulduğu resmi değerlendirmedir; lisede karnenin veya proje rubriğinin iş dünyasındaki kuzenidir. B2 can-do: güçlü yönünü ve gelişim alanını anlayıp kendi cümlelerinle özetleyebilir; kısa vadeli hedef koyabilirsin. Anahtar sözcükler: feedback (fidbek) geri bildirim, goal (gol) hedef, improve (impruv) geliştirmek, promotion (prımovşın) terfi, raise (reyz) zam, training (treyning) eğitim. Yöneticinin cümlesi şöyle olabilir: You meet deadlines, but you need to speak up more in meetings. Türkçesi: Son teslim tarihlerini tutturuyorsun ama toplantılarda daha çok söz almalısın.

Kariyer bir merdiven değil, bazen yatay bir yoldur: career path (kırıır pat) meslek yolu, full-time (ful taym) tam zamanlı, part-time (part taym) yarı zamanlı, remote work (rimout vörk) uzaktan çalışma, work-life balance (vörk layf belıns) iş-yaşam dengesi. Hedef kalıbı: By next year I would like to improve my presentation skills. Türkçesi: Gelecek yıla kadar sunum becerilerimi geliştirmek istiyorum. Şartlı düşünme B2’dir: If I get this internship, I will learn how to deal with customers. Türkçesi: Bu stajı alırsam müşterilerle nasıl ilgileneceğimi öğreneceğim. Resign (rizayn) istifa etmek, retire (ritayır) emekli olmak; ikisini karıştırma.

Günlük hayatta bu dil yalnızca fabrikada değil; antrenörün maç sonu konuşmasında, staj defterinde, öğretmenin portfolyo yorumunda da vardır. Yapıcı yanıt: Thank you for the feedback. I will work on my time management. Türkçesi: Geri bildirim için teşekkürler. Zaman yönetimine çalışacağım. Telaffuz: evaluate (ivalyueyt) değerlendirmek, progress (prougres isim / prıgres fiil).

Örnek

Kısa diyalog: Manager: Overall, your work is careful and on time. However, you should ask for help earlier. Türkçesi: Genel olarak işin özenli ve zamanında. Ancak yardımı daha erken istemelisin. Employee: I understand. Next month I will send a weekly update every Friday. Türkçesi: Anlıyorum. Gelecek ay her cuma haftalık bir güncelleme göndereceğim.

Türkçe kaynaklı tuzaklar ve doğal B2 kalıpları

Türkçeden bire bir çeviri, iş İngilizcesinde en çok bu noktada bozar. I am working in a company çoğu bağlamda doğal değildir; kalıcı iş için I work for a company veya I work at a company denir. Responsible from yanlıştır; doğrusu responsible for (risponsıbıl for) bir şeyden sorumlu olmaktır. I am agree yerine I agree kullanılır çünkü agree fiildir. I want to be success yerine I want to be successful veya I want success denir. Make a meeting yerine have a meeting veya hold a meeting tercih edilir. Enter a job işe girmek anlamına gelmez; get a job veya start a job kullanılır.

Yaş ve deneyim tuzakları da sıktır: I have 17 years demezsin, I am 17 years old dersin. Experience iş deneyiminde genelde sayılamaz: I have experience in sales (satışta deneyimim var), experiences ise yaşanmış olaylar içindir. Maaş sorusu nazikse What is the salary? (vat iz dı selıri) veya daha yumuşak Could you tell me about the pay? denir. Sözleşme: sign a contract (sayn ı kontrakt). Müzakere fiili negotiate (nigöşieyt) B2’nin üst kenarındadır; basit haliyle Can we talk about the working hours? yeter. E-postada selam: Dear Mr Kaya, kapanış: Kind regards (kaynd riguardz).

Doğal B2 cümleleri ezberlemek, uzun ve resmi sözcük avlamaktan daha işe yarar. İstek: I would rather work in the morning. Türkçesi: Sabah çalışmayı tercih ederim. Tavsiye: If I were you, I would check the job advert again. Türkçesi: Yerinde olsam iş ilanına bir daha bakardım. Reddetme nazikliği: I am afraid I cannot work on Sundays. Türkçesi: Korkarım pazar günleri çalışamam. Bu kalıplar hem staj yerinde hem sınıf projesinde aynı kapıyı açar.

Örnek

Hatalı ve doğrusu yan yana: Yanlış düşünce: I am working in this job since two years. Doğrusu: I have been working in this job for two years. Türkçesi: İki yıldır bu işte çalışıyorum. Yanlış: My English is not enough good. Doğrusu: My English is not good enough for a call-centre job yet, but I am improving. Türkçesi: İngilizcem henüz çağrı merkezi işi için yeterince iyi değil ama gelişiyorum.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: CV ile resume her ülkede aynı belgedir ve tek bir evrensel şablon vardır. Doğrusu: İkisi de deneyimi tanıtır ama uzunluk, başlık ve ülke geleneği değişir. İlan hangi sözcüğü kullanıyorsa ona uy; her zaman tek doğru kâğıt yoktur.
  • Yanlış: Profesyonel İngilizce, en uzun ve en resmi sözcükleri seçmek demektir. Doğrusu: B2’de netlik, doğru edat ve uygun kalıp resmiyetten daha değerlidir. I can start on 15 June çoğu zaman süslü bir cümleden daha profesyonel durur.
  • Yanlış: İş görüşmesi yalnızca dilbilgisi sınavıdır; küçük hata elenmene yol açar. Doğrusu: İşveren anlaşılırlık, örnek ve tutuma da bakar. Düzgün bir hikâye, donmuş ama hatasız bir ezberden daha inandırıcıdır.
  • Yanlış: Career yalnızca ünlü veya yüksek maaşlı meslekler için kullanılır. Doğrusu: Career uzun soluklu iş yolculuğudur; öğretmenlik, teknik servis veya kendi küçük işin de kariyerdir.
  • Yanlış: Türkçedeki iş deyimini sözcük sözcük çevirmek her zaman anlaşılır sonuç verir. Doğrusu: Responsible for, apply for, get a job gibi kalıplar çeviriyle değil, hazır çift olarak öğrenilir.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, yaklaşık C1 iş İngilizcesine doğru rapor özeti, şikâyet mektubu ve daha uzun sunum savunması gelir. Negotiate artık fiyat, vardiya ve teslim tarihi üzerine kısa bir pazarlık diyaloguna dönüşür. İş deyimleri ve fiil öbekleri (draw up a contract, take on more responsibility) metinlerde artar. Sen şimdilik B2 iskeletini sağlam tut: başvuru yaz, görüşmede örnek ver, toplantıda sırayla konuş, geri bildirimi hedefe çevir.

Özet

İş dünyası kelime seti; özgeçmiş, görüşme, toplantı, sunum ve performans konuşmasının ortak dilidir. B2 öğrencisi bu kalıplarla deneyimini somut örnekle anlatır, nazikçe katılır veya itiraz eder. Türkçeden bire bir çeviri yerine apply for, responsible for ve I agree gibi doğal çiftleri kullanmak, hem okul projesinde hem gerçek başvuruda kapı açar.

Örnek sorular

1. "Promotion" kelimesinin iş hayatındaki anlamı nedir?
  1. Getting a higher position
  2. Taking a vacation
  3. Quitting a job
  4. Working overtime
Cevabı göster
Doğru cevap: Getting a higher position
"Promotion" bir çalışanın daha yüksek bir pozisyona terfi etmesi anlamına gelir.
2. Bir iş toplantısında "agenda" kelimesi neyi ifade eder?
  1. The list of topics to discuss
  2. The place of the meeting
  3. The number of participants
  4. The time of lunch break
Cevabı göster
Doğru cevap: The list of topics to discuss
"Agenda" toplantıda görüşülecek konuların listesidir.
3. "Resign" kelimesinin anlamı nedir?
  1. To quit a job
  2. To get a job
  3. To be promoted
  4. To attend a meeting
Cevabı göster
Doğru cevap: To quit a job
"Resign" bir işten istifa etmek anlamına gelir.
4. Which department is responsible for hiring new employees?
  1. Human Resources
  2. Finance
  3. Marketing
  4. Logistics
Cevabı göster
Doğru cevap: Human Resources
Human Resources (İnsan Kaynakları) yeni çalışanların işe alınmasından sorumludur.
5. "Internship" kelimesinin anlamı nedir?
  1. A temporary job for students
  2. A permanent contract
  3. A job interview
  4. A business trip
Cevabı göster
Doğru cevap: A temporary job for students
"Internship" öğrenciler için geçici bir iş veya staj anlamına gelir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Dil bilgisi: Edilgen ve Raporlama Yapıları (Passive Reporting)Günlük konuşma: Toplantıda görüş belirtme diyaloğu ›