Bir yerde bir şeyin var olduğunu veya olmadığını söylemek için İngilizcede There is (tekil) ve There are (çoğul) kalıplarını kullanırız.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Var demek: There is kalıbı neden var?
Türkçede varlık bildirmek kısadır: Evde bir mutfak var. İngilizcede cümle bir özne ister; bu özne gerçek bir kişi veya nesne değildir. Boş sözcük there (der) cümleyi başlatır, ardından tekil için is (iz) gelir. Kalıp şöyledir: There is + a veya an + nesne + yer.
There is a kitchen in the house. (Evde bir mutfak var.) There is a bathroom. (Bir banyo var.) There is a living room. (Bir oturma odası var.) A1 sözcükleri şunlardır: kitchen (kiçin, mutfak), bedroom (bedrum, yatak odası), bathroom (batrüm, banyo), living room (livin rum, oturma odası), garden (gardın, bahçe), house (haus, ev).
Dünyada bu yapı önce sınıf eşyasıyla, sonra ev resimleriyle öğretilir. İngilizce, Türkçedeki var gibi tek bir sözcük seçmemiştir; bu yüzden kalıbı bir parça gibi ezberlemek en kısa yoldur. Bilinen bir odayı tarif etmek başka, o odanın var olduğunu söylemek başkadır. Varlık için kapı her zaman There is veya There are ile açılır.
Örnek
Kısa diyalog. A: Is this your house? (Bu senin evin mi?) B: Yes. There is a living room, a kitchen and a bedroom. (Evet. Bir oturma odası, bir mutfak ve bir yatak odası var.)
Tekil nesneler: There is a / an
Tek bir nesne için her zaman There is (der iz) kullan. Nesnenin önüne a (e) veya an (en) koy. Ünlü harfle başlayanlarda an gelir: There is an apple on the table. (Masada bir elma var.) Ünsüzle başlayanlarda a gelir: There is a table. (Bir masa var.) There is a chair. (Bir sandalye var.) There is a lamp. (Bir lamba var.)
Yeri söylemek için A1'de üç sözcük yeter: in (in, içinde), on (on, üzerinde), near (nir, yakınında). Ev eşyaları: table (teybıl, masa), chair (çeır, sandalye), bed (bed, yatak), sofa (sofı, kanepe), window (vindov, pencere), door (dor, kapı), TV (tivi), book (buk, kitap), fridge (fric, buzdolabı). There is a bed in the bedroom. (Yatak odasında bir yatak var.) There is a sofa in the living room. (Oturma odasında bir kanepe var.)
Somut bir sahne: arkadaşın odana bakıyor, sen tarif ediyorsun. There is a desk near the window. (Pencerenin yanında bir masa var.) There is a picture on the wall. (Duvarda bir resim var.) Unutma: tek nesne ise fiil is kalır. Çoğul henüz bu bölümün işi değildir.
Örnek
Çözümlü örnek. Görev: Mutfakta bir buzdolabı var de. Adım 1: nesne tekil, o yüzden There is. Adım 2: fridge ünsüzle başlar, a fridge. Adım 3: yer in the kitchen. Sonuç: There is a fridge in the kitchen.
Çoğul nesneler: There are
İki veya daha çok nesne varsa fiil değişir: There are (der ar). Artık a / an kullanılmaz; sayı veya some (sam, bazı) gelir. There are two chairs. (İki sandalye var.) There are three books on the table. (Masada üç kitap var.) There are some pictures on the wall. (Duvarda bazı resimler var.) Çoğul ekini unutma: chair → chairs (çeırz), book → books (bukz), lamp → lamps (lemps).
Resme bakıp saymak bu yapının dünyada en doğal alıştırmasıdır. Öğretmen kaç tane görüyorsun diye sorar, sen cümleyi kurarsın. There are two windows in the room. (Odada iki pencere var.) There are four people in the living room. (Oturma odasında dört kişi var.) Tekil ve çoğulu and (end, ve) ile bağlayabilirsin: There is a table and there are four chairs. (Bir masa ve dört sandalye var.)
Günlük bir olay: misafir oturma odasına girer. Ev sahibi anlatır. There is a sofa. There are two lamps and some books. (Bir kanepe var. İki lamba ve bazı kitaplar var.) Sayıyı net biliyorsan sayıyı söyle; tam sayıyı bilmiyorsan A1'de some yeterlidir.
Örnek
Diyalog. A: What is in the living room? (Oturma odasında ne var?) B: There is a sofa. There are two lamps and some books. (Bir kanepe var. İki lamba ve bazı kitaplar var.)
Yok demek: There isn't / There aren't
Yokluk için not eklenir. Tekilde There is not veya kısaltma There isn't (der izınt) kullanılır. There isn't a garden. (Bahçe yok.) There isn't a TV in the bedroom. (Yatak odasında televizyon yok.) Çoğulda There are not veya There aren't (der arınt) gelir. Çoğul olumsuzda A1'de any (eni) çok kullanılır: There aren't any chairs. (Sandalye yok.)
Türkçe hiç yok duygusunu İngilizce çoğulda any ile verir. There aren't any books on the desk. (Çalışma masasında hiç kitap yok.) Tekilde a kalır: There isn't a cat in the house. (Evde kedi yok.) Karıştırma: There isn't chairs yanlış olur; nesne çoğulsa aren't gerekir. Olumlu ve olumsuzu yan yana kullanmak tarifi netleştirir: There is a small garden. There isn't a pool. (Küçük bir bahçe var. Havuz yok.)
Somut olay: misafir geliyor, evde sandalye yetmiyor. There aren't any extra chairs in the kitchen. (Mutfakta fazladan sandalye yok.) Otel odasını kontrol ederken de aynı kalıp çıkar: There isn't a fridge. (Buzdolabı yok.) There is a bed and a window. (Bir yatak ve bir pencere var.)
Örnek
Çözümlü örnek. Türkçe: Mutfakta pencere yok. Pencere tekil → There isn't. Nesne a window. Yer in the kitchen. Cümle: There isn't a window in the kitchen. Çoğul: Mutfakta sandalye yok. → There aren't any chairs in the kitchen.
Sormak: Is there / Are there?
Soru kurmak için is veya are başa geçer. Tekil: Is there a ... ? (iz der e ...?) Çoğul: Are there any ... ? (ar der eni ...?) Is there a bathroom? (Banyo var mı?) Are there any shops in the street? (Sokakta dükkân var mı?) Kısa cevap A1'de ezberlenir: Yes, there is. (Evet, var.) No, there isn't. (Hayır, yok.) Yes, there are. (Evet, var.) No, there aren't. (Hayır, yok.)
Tam cümleyle cevap da olur ama kısa cevap daha doğaldır. A: Is there a park near your house? (Evinizin yakınında park var mı?) B: Yes, there is. A: Are there any trees in the garden? (Bahçede ağaç var mı?) B: No, there aren't. What (vat, ne) ile de sorulur: What is there in the kitchen? (Mutfakta ne var?) Telaffuzu yavaş söyle: iz der, ar der. Türkçe var mı sırasını kelime kelime çevirme; önce fiili başa al.
Otel, ev bakma ve yol sorma bu soruların gerçek yeridir. Resimdeki odaya bakıp birbirinize sorun. Is there a lamp on the table? (Masada lamba var mı?) Is there a door? (Kapı var mı?) Are there any books? (Kitap var mı?) Kısa cevaptan sonra istersen bir varlık cümlesi ekle: Yes, there is. There is a lamp on the table.
Örnek
Diyalog. A: Is there a supermarket near here? (Buraya yakın market var mı?) B: Yes, there is. There is a supermarket in this street. (Evet, var. Bu sokakta bir market var.) A: Are there any cafes? (Kafe var mı?) B: No, there aren't. (Hayır, yok.)
Mahallede There is ve Türkçeden gelen tuzaklar
Evi bitirdikten sonra bakışını sokağa çevir. A1 mahalle sözcükleri: street (strit, sokak), park (park), shop (şop, dükkân), school (skul, okul), bus stop (bas stop, otobüs durağı). There is a school near my house. (Evimin yakınında bir okul var.) There are two shops in my street. (Sokağımda iki dükkân var.) There isn't a hospital. (Hastane yok.) Are there any trees? (Ağaç var mı?)
Türkçe konuşanların tuzakları bellidir. Birincisi, var sözcüğünü have (hev, sahip olmak) ile çevirmek: mahalle cümlesi There is a park in my street. olmalıdır. İkincisi, çoğula There is demek: doğrusu There are two chairs. Üçüncüsü, soruda fiili başa almamak. Dördüncüsü, tekilde a unutmak: There is a table de, There is table değil. Beşincisi, sözcük sırasını Türkçe gibi kurmak. Türkçe yer-nesne-var der; İngilizce varlık-nesne-yer der: There is a table in the room.
Küçük bir metin bu kalıpları bir araya getirir: My house is small. There is a living room and a kitchen. There are two bedrooms. There isn't a garden. In my street there is a park. There are some trees. There aren't any big shops. (Evim küçük. Bir oturma odası ve bir mutfak var. İki yatak odası var. Bahçe yok. Sokağımda bir park var. Bazı ağaçlar var. Büyük dükkân yok.) Bu metin A1 can-do hedefini karşılar: evini ve mahalleni çok basit cümlelerle tarif etmek.
Örnek
Somut olay. Ayşe yeni mahallesini anlatıyor: There is a bus stop near my house. There are three shops. There isn't a cinema. (Evimin yakınında otobüs durağı var. Üç dükkân var. Sinema yok.) Arkadaşı soruyor: Is there a park? Ayşe: Yes, there is. It is small. (Evet, var. Küçük.)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Çoğul nesneye There is two windows demek. Doğrusu: Sayı iki veya daha çoksa fiil are olur: There are two windows.
- Yanlış: Varlık cümlesini It is a table in the kitchen diye kurmak. Doğrusu: Bir şeyin orada bulunduğunu ilk kez söylerken There is a table in the kitchen. kullan.
- Yanlış: Tekilde a / an unutup There is table demek. Doğrusu: Tekil sayılabilen nesnede article şarttır: There is a table.
- Yanlış: Mahalledeki parkı I have a park in my street diye anlatmak. Doğrusu: have sahipliktir. Varlık için There is a park in my street. de.
- Yanlış: Soru ve any karışımı: Are there a book? veya Is there any chairs? Doğrusu: Tekil soru Is there a book? olur. Çoğul soru Are there any books? olur.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, A2'de, aynı kalıp geçmişe taşınır: There was a cat in the garden. (Bahçede bir kedi vardı.) There were two shops. (İki dükkân vardı.) Sayılamayan adlarla There is some water (Biraz su var) öğrenilir. Yer bildiren sözcükler çoğalır: next to, between, opposite. Soru da uzar: How many chairs are there? (Kaç sandalye var?) Şimdilik A1'de is / are, isn't / aren't ve kısa cevap yeter.
Özet
There is tekil, There are çoğul varlık bildirir; olumsuzda isn't / aren't, soruda Is there / Are there kullanılır. Ev ve mahalle sözcükleriyle bu kalıp günlük tarifi mümkün kılar. Türkçedeki var/yok kısa olduğu için article, is/are uyumu ve sözcük sırası özellikle çalışılmalıdır.