Mağazada ürün sormak ve denemek, A2 öğrencisinin Fransızca konuşulan bir yerde tek başına basit alışveriş yapabilmesinin anahtarıdır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Mağazada ilk adım: yardım istemek
A2 can-do hedefi şudur: mağazada ne aradığını basit bir cümleyle söyleyebilirsin. Hitapta vous (vu) kullanılır. Temel kalıplar şunlardır: Bonjour, je cherche une chemise. (bonjur, jö şerş ün şömiz) — Merhaba, bir gömlek arıyorum. Vous avez des chemises bleues ? (vu zave de şömiz blö) — Mavi gömlekleriniz var mı?
Türkçedeki Var mı sorusu çoğu zaman Vous avez... ? veya Est-ce que vous avez... ? (es kö vu zave) ile karşılanır. Görevli Oui, bien sûr. (ui, bien sür) — Evet, tabii ki. veya Je vais voir. (jö ve vuar) — Bakayım. diyebilir. Dikkat çekmek için Pardon, monsieur. (pardon, mösyö) veya Pardon, madame. (pardon, madam) yeter. Sert duran je veux (jö vö) yerine nazik je voudrais (jö vudre) beklenir.
Örnek
Müşteri: Bonjour, je cherche une chemise bleue. — Merhaba, mavi bir gömlek arıyorum. Görevli: Oui, voici celle-ci. Vous la voulez voir ? (ui, vuasi sel-si. vu la vule vuar) — Evet, işte şu. Görmek ister misiniz? Müşteri: Oui, s'il vous plaît. (ui, sil vu ple) — Evet, lütfen.
Rengi, bedeni ve kumaşı sormak
İkinci can-do şudur: rengi, bedeni ve basit kumaşı sorabilirsin. Renkler: bleu (blö), bleu clair (blö kler) açık mavi, rouge (ruj), beige (bej), blanc (blan), noir (nuar). Giyside beden: Quelle taille ? (kel tay) — Hangi beden? Cevap: Du 38, s'il vous plaît. (dü trant-üit, sil vu ple). Kumaş: C'est en coton ? (se tan koton) — Pamuklu mu? C'est en laine ? (se tan len) — Yünlü mü?
Atkı une écharpe (ün eşarp) dur. Vous avez cette écharpe en bleu clair ? (vu zave set eşarp an blö kler) — Bu atkı açık mavi olarak var mı? Görevli C'est de la laine. (se dö la len) — Yün. diyebilir. Beğenmezsen C'est trop fin. (se tro fen) — Çok ince. veya C'est trop épais. (se tro epe) — Çok kalın. Derslerde bu aşamada gerçek etiket göstermek yaygındır; soru eldeki nesneye bağlanır.
Örnek
Müşteri: Pardon, c'est en laine, cette écharpe ? (pardon, se tan len, set eşarp) — Pardon, bu atkı yünlü mü? Görevli: Oui, c'est de la laine. Elle est douce. (ui, se dö la len. el e dus) — Evet, yün. Yumuşak. Müşteri: Je peux la voir ? (jö pö la vuar) — Görebilir miyim?
Fiyat sormak
Fiyat sormak A2'de üç kalıpla çözülür. C'est combien ? (se kombien) — Kaç para? Combien ça coûte ? (kombien sa kut) — Kaça mal oluyor? Quel est le prix ? (kel e lö pri) — Fiyatı nedir? Kazak un pull (en pül) dur. Somut cümle: Ce pull beige, c'est combien ? (sö pül bej, se kombien) — Bu bej kazak kaç para?
Cevapta euro duyarsın: Ça coûte vingt euros. (sa kut ven öro) — Yirmi euro. İndirim: C'est en solde ? (se tan sold) — İndirimde mi? Pahalıysa nazik kaçış: C'est trop cher pour moi. (se tro şer pur mua) — Benim için çok pahalı. Türkçe kaç parayı combien d'argent diye çevirmek yanlıştır; fiyat sorusu yalnız combien ile kurulur.
Örnek
Müşteri: Ce pull beige, c'est combien ? — Bu bej kazak kaç para? Görevli: Il coûte trente-cinq euros. (il kut trant-senk öro) — Otuz beş euro. Müşteri: Merci, je vais voir. (mersi, jö ve vuar) — Teşekkürler, bakayım. Can-do: Fiyat sorabilir ve basit bir fiyat cevabını anlayabilirim.
Denemek: prova kabini
Deneme isteği A2'nin en işe yarar cümlelerindendir. Je peux l'essayer ? (jö pö lese-ye) — Deneyebilir miyim? Est-ce que je peux essayer cette robe ? (es kö jö pö ese-ye set rob) — Bu elbiseyi deneyebilir miyim? Kabin: Où est la cabine d'essayage ? (u e la kabin dese-yaj) — Prova kabini nerede? Görevli: Par ici. La cabine est là-bas. (par isi. la kabin e la-ba) — Bu taraftan. Kabin şurada.
Deneme sonrası yorum kısa tutulur. C'est trop grand. (se tro gran) — Çok büyük. C'est trop petit. (se tro pöti) — Çok küçük. C'est trop long. (se tro lon) — Çok uzun. Yakışıyorsa Ça me va. (sa mö va) — Bana oluyor. Yakışmıyorsa Ça ne me va pas. (sa nö mö va pa). Ölçü bandı, bedenin kontrol edildiğini gösterir; senin işin sonucu söylemektir. Kırmızı elbise une robe rouge (ün rob ruj) dur.
Örnek
Müşteri: Je peux essayer cette robe rouge ? — Bu kırmızı elbiseyi deneyebilir miyim? Görevli: Bien sûr. La cabine est à droite. (bien sür. la kabin e a druat) — Tabii. Kabin sağda. Müşteri: C'est un peu grand. Vous avez du 38 ? (se en pö gran. vu zave dü trant-üit) — Biraz büyük. 38 bedeniniz var mı?
Ayakkabı bölümünde numara sormak
Giyside taille (tay), ayakkabıda pointure (puentür) kullanılır. Spor ayakkabı des chaussures de sport (de şosür dö spor) dur. Vous faites quelle pointure ? (vu fet kel puentür) — Hangi numarayı giyersiniz? Cevap: Je chausse du 40. (jö şos dü karant) — 40 numara giyerim. Vous avez ces chaussures blanches en 39 ? (vu zave se şosür blanş an trant-nöf) — Bu beyaz ayakkabılar 39 numara var mı?
Denemede ayakkabıya özel yorum gelir. C'est trop serré. (se tro sere) — Çok dar. C'est trop large. (se tro larj) — Çok bol. Çift olduğu için Je peux les essayer ? (jö pö lez ese-ye) — Deneyebilir miyim? Avrupa numarası Türkiye'de kullanılan sistemle aynıdır; yine de mağazada her zaman pointure ile sor. Giysi bedenini ayakkabıya taşımak karışıklık doğurur.
Örnek
Müşteri: Bonjour, vous avez ces chaussures blanches en 40 ? — Merhaba, bu beyaz ayakkabılar 40 numara var mı? Görevli: Oui. Vous voulez les essayer ? — Evet. Denemek ister misiniz? Müşteri: Oui. Ah, c'est trop serré. Vous avez du 41 ? (ui. a, se tro sere. vu zave dü karant-e-en) — Evet. Ah, çok dar. 41 var mı?
Türkçe konuşanların sık düştüğü tuzaklar
Birinci tuzak, Türkçe sözdizimini yapıştırmaktır. Kaç parayı combien d'argent diye çevirmek yanlıştır; doğru C'est combien ? veya Combien ça coûte ? dur. İkinci tuzak je veux kullanmaktır; mağazada kaba duyulur, je voudrais veya je cherche beklenir. Üçüncü tuzak artikellerdir: une chemise, une robe, une écharpe dişil; un pull eril. un chemise demek puan kaybettirir.
Dördüncü tuzak deneme fiilidir. Deneyebilir miyim kalıbı Je peux l'essayer ? ile gider. Beşinci tuzak taille ile pointure ayrımı ve yakışıyor için Ça me va demektir; yalnız c'est bien yetmez. Telaffuzda je (jö) ce gibi okunmaz; u ü'ye yakındır: du (dü), pull (pül). Liaison unutulmasın: vous avez vu zave okunur.
Örnek
Doğru zincir tek nefeste şöyledir: Je voudrais essayer ce pull. (jö vudre ese-ye sö pül) — Bu kazağı denemek isterim. C'est combien ? — Kaç para? Ça me va. — Bana oluyor. Je le prends. (jö lö pran) — Bunu alıyorum. Almıyorsan Je le laisse, merci. (jö lö les, mersi) — Bunu bırakıyorum, teşekkürler.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Fiyat sorarken kaç parayı combien d'argent diye çevirmek. Doğrusu: C'est combien ? veya Combien ça coûte ? denir; argent eklenmez.
- Yanlış: Mağazada je veux yeterince naziktir. Doğrusu: Görevliye je voudrais veya je cherche denir; je veux emir gibi durur.
- Yanlış: Giysi ve ayakkabıda aynı sözcükle beden sormak yeter. Doğrusu: Giyside taille, ayakkabıda pointure kullanılır.
- Yanlış: Yakışıyor anlamında yalnız c'est bien demek. Doğrusu: Giysi duruşu ve yakışma için Ça me va denir.
- Yanlış: un chemise veya un robe demek. Doğrusu: une chemise ve une robe dişildir; sıfat da uyum ister: une chemise bleue.
Bir adım ileri
Bir üst basamak B1'de alışveriş iade, değişim ve nazik şikayete uzar. Öğrenci Je voudrais l'échanger. (jö vudre leşanje) — Bunu değiştirmek isterim. gibi kalıpları öğrenir. Karşılaştırma (plus cher que, moins long que) ve kısa gerekçe cümleleri devreye girer. A2'deki kısa soru-cevap, B1'de birkaç tur süren gerçek bir tezgâh konuşmasına dönüşür.
Özet
Mağazada A2 öğrencisi aradığını söyler, fiyat ve beden sorar, denemek ister. Kalıplar kısa tutulur: je cherche, c'est combien, je peux l'essayer, ça me va. Türkçeden bire bir çeviri ile taille ve pointure karışıklığı en sık hatadır; doğru kalıp ezberi bu hataları keser.