İki giyim ürününü A2 kalıplarıyla karşılaştırıp kısa bir mağaza diyaloğu kurmak, günlük Almancada bağımsız alışveriş yapmanın temel can-do becerisidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Karşılaştırmanın günlük yeri ve A2 can-do hedefi
Dünyada Almanca A2 derslerinde alışveriş neredeyse her yöntemin ortak ünitesidir çünkü konuşma hedefi somut ve ölçülebilir. CEFR can-do diliyle: basit bir mağaza konuşmasına katılabilirim; fiyat, beden ve renk sorabilirim; iki ürünü kısa sıfatlarla karşılaştırıp tercihimi söyleyebilirim. Karşılaştırma önce yüklem sıfatıyla öğretilir: Das ist größer. (das ist gröyzır) Bu daha büyük. Telaffuz: größer gröyzır, Jacke yake, teurer toyrır.
Günlük hayatta karşılaştırma lüks bir seçim değildir: iki mont, iki tişört, iki çift ayakkabı. Satıcı yönlendirirken sizin zu teuer (tsu toyr, fazla pahalı) veya passt besser (past besır, daha iyi oturuyor) diyebilmeniz kararın sizde kalmasını sağlar. Çift çalışması bu yüzden kullanılır: biri karttaki fiyatı bilir, diğeri bedeni sorar. Masada oturan öğrenciler tam da bu bilgi boşluğunu doldurur.
Örnek
A: Welche Jacke nimmst du? (velhe yake nimst du) Hangi ceketi alıyorsun? B: Die kleine ist günstiger, aber die große gefällt mir besser. (di klayne ist günstigır, aba di groze gefel mir besır) Küçük olan daha uygun ama büyük olan daha çok hoşuma gidiyor.
A2 karşılaştırma kalıpları: -er, als, zu ve so ... wie
Karşılaştırmanın iskeleti A2'de üç parçadır: sıfatın -er hali, karşı tarafı bağlayan als ve fazla anlamındaki zu. Kısa sıfatlar: groß größer (gröyzır), klein kleiner (klaynır), schön schöner (şönır), eng enger (engır), weit weiter (vaytır), teuer teurer (toyrır). Düzensizler ezberlenir: gut besser (besır), gern lieber (libır), viel mehr (meır). Diese Schuhe sind günstiger als jene. (dize şu-e zint günstigır als yene) Bu ayakkabılar ötekinden daha uygun.
Türkçedeki daha büyükü kelime kelime mehr groß diye kurmak A2'de yanlıştır; doğrusu größer dir. zu ile sehr karışmasın: sehr teuer (zeır toyr) çok pahalı bir yorumdur, zu teuer fazla pahalıdır ve çoğu zaman almam anlamına gelir. Ayakkabı örneği: Größe 42 ist zu groß, Größe 40 passt besser. (gröse firuntsvayntsih ist tsu groz, gröse firtsih past besır) 42 numara fazla büyük, 40 daha iyi oturuyor.
Eşitlik kalıbı so ... wie (zo ... vi), olumsuzu nicht so ... wie (niht zo ... vi) şeklindedir. Dieses Paar ist nicht so teuer wie das andere. Bu çift öteki kadar pahalı değil. bequem (bekoyım, rahat) giyimde sık geçer: Es ist nicht so bequem wie die anderen Schuhe. Öteki ayakkabılar kadar rahat değil.
Örnek
Kırmızı ayakkabı 45 Euro ve 40 numara; siyah 39 Euro ve 42 numara. Die schwarzen Schuhe sind günstiger als die roten, aber sie sind zu groß. (di şvartsen şu-e zint günstigır als di roten, aba zi zint tsu groz) Siyahlar kırmızıdan daha uygun ama fazla büyük. Ich nehme lieber die roten. Sie passen besser. (ih neme libır di roten. zi pasen besır) Kırmızıları almayı tercih ederim. Daha iyi oturuyorlar.
Renk, desen, kumaş ve beden: gömleği ayna önünde seçmek
Giyimde karşılaştırma yalnızca fiyat değildir; renk, desen, kumaş ve beden bir arada konuşulur. A2 renkleri: rot rot, blau blau, schwarz şvarts, weiß vays, grün grün, gelb gelp, braun braun, grau grau, bunt bunt (renkli). Desen: gestreift geştrayft (çizgili), kariert karirt (ekose), einfarbig aynfarbiğ (düz renk). Das blaue Hemd ist einfarbig, das andere ist gestreift. (das blaue hemt ist aynfarbiğ, das andere ist geştrayft) Mavi gömlek düz renk, öteki çizgili.
Kumaş adları A2'de sınırlıdır: Baumwolle baumvole (pamuk), Wolle vole (yün), Leder ledır (deri). Kalıp: Es ist aus Baumwolle. Pamuktan. Die Wolle ist wärmer als die Baumwolle. (di vole ist vermır als di baumvole) Yün pamuktan daha sıcak. Beden sormak: Welche Größe haben Sie? (velhe gröse haben zi). Beğenmek: Das Hemd gefällt mir. (das hemt gefel mir) Gömlek hoşuma gidiyor. Olumsuzu: Das gefällt mir nicht so gut.
Sık karışan adlar: das Hemd klasik gömlek, das T-Shirt, die Bluse bluze (bluz). Artikeli yanlış kullanmak anlaşılmayı tamamen bozmaz ama der Hemd kulağa hemen yabancı gelir. Fiyat sorusu sabittir: Was kostet das Hemd? veya Wie viel kostet das? (vi fil kostet das).
Örnek
Kunde: Das weiße Hemd oder das karierte? (das vayse hemt odır das karirte) Beyaz gömlek mi ekose olan mı? Verkäufer: Das weiße ist aus Baumwolle und günstiger. Das karierte ist teurer, aber schöner. Beyazı pamuklu ve daha uygun. Ekose daha pahalı ama daha güzel. Kunde: Ich probiere lieber das weiße an. (ih probire libır das vayse an) Beyazı denemeyi tercih ederim.
Mağazada diyalog iskeleti: iki ceket, bir karar
Mağaza diyaloğu A2'de bir iskelete oturur: selam, istek, beden veya renk, deneme, karşılaştırma, karar, ödeme, veda. Kalıplar: Guten Tag! guten tak; Ich suche eine Jacke. ih zuhe ayne yake; Haben Sie das in Blau?; Kann ich das anprobieren? kan ih das anprobiren; Wo ist die Umkleidekabine? vo ist di umklaydekabine; Es passt gut. / Es ist zu eng. tsu eng (fazla dar); Ich nehme die. ih neme di; Wo kann ich zahlen? vo kan ih tsalen. Nazik istek: Ich hätte gern eine Jacke. ih hete gern ayne yake. Ich will mağazada kaba kaçabilir.
Karşılaştırma diyaloğun ortasına yerleşir. Welche Jacke ist wärmer? velhe yake ist vermır. Die dunkle Jacke ist teurer als die helle. di dunkle yake ist toyrır als di hele. Die helle ist besser für den Frühling. di hele ist besır für den früling (açık renkli olan bahar için daha iyi). Satıcı: Die ist im Angebot. di ist im angebot (bu indirimde). Zincir mağazada etiket fiyatı genellikle sabittir; A2 öğrencisi önce bu konuşmayı güvenle bitirmeyi öğrenir.
Anlamadığınız fiyatı tekrarlatmak A2 can-do'sudur: Wie bitte? 80 Euro ist zu teuer für mich. vi bite? ahtsıh oyro ist tsu toyr für mih. Efendim? 80 Euro benim için fazla pahalı. Karar cümlesi kısa tutulur: Ich nehme die blaue. Maviyi alıyorum. Veda: Vielen Dank. Auf Wiedersehen! filen dank. auf videzeen.
Örnek
Verkäufer: Guten Tag! Kann ich Ihnen helfen? Merhaba! Yardımcı olabilir miyim? Kunde: Ja, ich suche eine Jacke. Haben Sie die in Größe M? Evet, ceket arıyorum. Bunu M bedende var mı? Verkäufer: Ja. Die schwarze ist aus Wolle, die blaue ist günstiger. Evet. Siyahı yün, mavisi daha uygun. Kunde: Die schwarze ist schöner, aber zu teuer. Ich nehme die blaue. Siyahı daha güzel ama fazla pahalı. Maviyi alıyorum. Verkäufer: Gut. Das macht 45 Euro. das maht fünfundırtsıh oyro. Tamam. 45 Euro tutuyor.
Kazak ve kumaş: raftan iki ürünü konuşmak
Kazak A2 giyim listesinin merkezindedir çünkü kumaş, sıcaklık ve fiyat aynı anda konuşulur. Adlar: der Pullover pulovır, günlük der Pulli puli. Raftan iki kazak almak, kart oyunundan daha gerçektir: etiket okunur, kumaşa dokunulur. Soru: Was ist das für ein Stoff? vas ist das für ayn ştof (bu ne kumaş). Cevap: Das ist Wolle. / 100 Prozent Baumwolle. hundırt protsent baumvole. Prozent etiketlerde yüzde demektir.
Der Pullover artikeli der dir; Türkçe konuşanlar sıkça dişil sanır. Karşılaştırma: Dieser Pulli ist dicker und wärmer, aber der andere ist leichter und günstiger. dizer puli ist dikır unt vermır, aba der andere ist layhtır unt günstigır. Bu kazak daha kalın ve daha sıcak ama öteki daha hafif ve daha uygun. dick dik (kalın), leicht layht (hafif). Beğeni: Der rote gefällt mir besser als der graue. der rote gefel mir besır als der graue.
Deneme cümleleri aynı kalır: Kann ich den anprobieren? kan ih deyn anprobiren. Er ist zu weit. er ist tsu vayt (fazla bol). Er ist zu eng. Die Ärmel sind zu lang. di ermel zint tsu lang (kolları fazla uzun). Karar: Ich nehme den grauen. Er ist besser für die Schule. ih neme deyn grauen. Okul bağlamı A2 sözcükleriyle kalır ve ortaöğretim okuruna yakındır.
Örnek
A: Dieser Pullover kostet 25 Euro, der andere 40. Bu kazak 25 Euro, öteki 40. B: Der teure ist aus Wolle. Der günstige ist aus Baumwolle. Pahalısı yün. Uygun fiyatlısı pamuk. A: Für den Winter ist Wolle besser. Aber 40 Euro ist viel. für deyn vintır ist vole besır. aba firtsıh oyro ist fil. Kış için yün daha iyi. Ama 40 Euro çok. B: Nimm lieber die Wolle. Sie ist wärmer. nim libır di vole. zi ist vermır. Yünü tercih et. Daha sıcak.
Türkçe kaynaklı sık hatalar ve nasıl düzeltilir
Türkçeden bire bir çeviri alışverişte en çok karşılaştırma ve nezaket kalıplarında kırılır. Birinci hata: mehr groß, mehr schön; doğrusu größer, schöner. İkinci: şundan dahayı von ile kurmak; Almanca als ister. Üçüncü: doğal fiyat sorusu Was kostet das? / Wie viel kostet das? dur, Wie viel Geld? doğal değildir. Dördüncü: mağazada Ich will das kaufen kaba kaçabilir; Ich möchte das nehmen. ih möhte das nemen veya Ich nehme das. daha uygun tondadır.
Artikeller ve gefallen kalıbı ikinci büyük gruptur. die Schuhe çoğuldur, tekil der Schuh; Die Schuhe kosten 50 Euro. das Hemd, die Jacke, der Pullover ezber listesidir. Türkçe hoşuma gidiyor özneyi giysi yapar: Das Kleid gefällt mir. das klayt gefel mir. Ich gefalle das yanlıştır. Giysi denemek anprobieren dir, ayrılabilir: Ich probiere die Jacke an. ih probire di yake an.
Sınıfta düzeltmenin yolu uyarı cümlesi ezberlemek değil, iki ürünlü mini diyalog tekrarlamaktır. Öğrenci her seferinde als, zu ve artikeli yüksek sesle duyar. Bu bölümün can-do'su şudur: ana dilimden gelen kalıbı fark ederim ve A2'ye uygun olanla değiştiririm.
Örnek
Yanlış kurgu: Der Pullover ist mehr warm von dem T-Shirt. Doğrusu: Der Pullover ist wärmer als das T-Shirt. der pulovır ist vermır als das tişört. Yanlış: Ich will die Jacke. Wie viel Geld? Doğru: Ich möchte die Jacke. Was kostet sie? ih möhte di yake. vas kostet zi.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: daha büyük demek için mehr groß demek yeter. Doğrusu: Kısa sıfatlarda -er kullanılır: größer als, schöner als, teurer als. mehr büyük sıfatlarda veya viel karşılığında gelir.
- Yanlış: Karşılaştırırken Türkçedeki -den/-dan için von kullanılır. Doğrusu: A2'de than karşılığı als dir: günstiger als die andere Jacke.
- Yanlış: sehr teuer ve zu teuer aynı şeydir, ikisi de çok pahalı demektir. Doğrusu: sehr teuer yorumdur (çok pahalı); zu teuer haddinden fazladır ve genelde alamam anlamına gelir.
- Yanlış: Hoşuma gidiyor için Ich gefalle das Hemd denir. Doğrusu: Özne giysidir: Das Hemd gefällt mir. mir dolaylı nesnedir.
- Yanlış: Mağazada isteği her zaman Ich will ile söylemek doğaldır. Doğrusu: Daha uygun ton: Ich möchte, Ich hätte gern veya karar anında Ich nehme das.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta (A2 artı ve B1) yüklem karşılaştırması yetmez; isimden önce çekimli biçim gelir: eine teurere Jacke, der günstigste Pullover. Üstünlük (süperlativ) ve am besten, am liebsten tercih cümlelerini genişletir. Şikâyet ve iade diyalogları, kısa gerekçe cümleleri ve nazik Könnten Sie...? kalıpları eklenir. Çevrimiçi yorum okumak ve iki ürünü birkaç cümleyle betimlemek de bir sonraki can-do basamağıdır.
Özet
A2'de alışveriş, iki giyim ürününü teurer, günstiger, besser, lieber ve zu ile karşılaştırıp kısa mağaza diyaloğu kurabilmektir. Fiyat, beden, renk ve kumaş soruları aynı iskelete oturur; Türkçeden gelen mehr groß, von ve Ich will tuzakları bilinçli değiştirilir. Bu can-do, sınıftaki rol yapmadan gerçek dükkân konuşmasına doğrudan taşınır.