QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Uygulama: Alışveriş rol oyunu ve tekrar

Yabancı Diller · Almanca A1 · Yiyecek ve Alışveriş
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Alışveriş rol oyunu, A1 öğrencisinin market, fırın ve kasada ne istediğini kibarca söylemesini, fiyat sormasını ve kısa bir alışverişi baştan sona tamamlamasını sağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Can-do hedefi: Markette ne yapabilirim?

Resimdeki sepet ve reyonlar hangi ürünleri hatırlatıyor; hangilerini Almanca söyleyebilirsin?

CEFR A1’de alışveriş için can-do hedefi şöyledir: Basit bir dükkânda ne istediğini söyleyebilir, fiyat sorabilir, teşekkür edebilir ve küçük bir ödemeyi anlayabilirsin. Bu bir dilbilgisi yarışı değil, iş bitirme hedefidir. Dünyada iletişimsel dil öğretimi 1970’lerden beri rol oyununu bu yüzden merkeze alır: cümle, hayatta kullanılınca kalır. Sınıftaki Alman marketi sahnesi tam da bu provadır. İlk bakışta reyon diline ihtiyacın vardır. Wo ist das Brot? (vo ist das broht) = Ekmek nerede? Wo finde ich die Milch? (vo fin-de ih di milh) = Sütü nerede bulurum? Haben Sie Äpfel? (haa-ben zi ep-fel) = Elmanız var mı?

A1’de görevliye resmi hitap Sie (zi) kullanılır; markette du (duu) henüz beklenmez. Sepete koymak için Ich nehme ... (ih nee-me) = ... alıyorum kalıbı yeter. Günlük hayatta büyük süpermarketler çoğunlukla self-servistir; yine de fırın reyonu, şarküteri ve kasa konuşma ister. Eski phrasebook’lar 19. yüzyıldan beri alışveriş cümleleri ezberletirdi. Bugünkü fark şudur: senin listenle doğaçlama yaparsın, tiyatro metnini ezberlemezsin. Resimdeki sepet, bir sonraki adımın malzeme listesi olduğunu hatırlatır.

Örnek

Kısa yol-sorma: Öğrenci: Entschuldigung, wo ist der Käse? (ent-şul-di-gung, vo ist deya kee-ze) = Affedersiniz, peynir nerede? Görevli: Dort, links. (dort, links) = Orada, solda. Öğrenci: Danke! (dan-ke) = Teşekkürler! Bu üç satır A1 can-do’sunu karşılar: dikkat çekme, yer sorma, teşekkür.

Liste hazırlamak: Buzdolabı önünde ne eksik?

Öğrenci listedeki yoğurtla dolaptakini karşılaştırıyor; sence listede hangi cümleler olmalı?

Gerçek alışveriş evde başlar. A1 öğrencisi dolaba bakar, eksiği yazar, sonra markette o listeyi okur. Bu, dünyada task-based teaching denen işe dayalı öğretimin en yalın örneğidir: amaç yoğurt almaktır, amaç dilbilgisi sınavı değildir. Liste cümleleri kısa tutulur. Joghurt (yo-gurt) = yoğurt, Milch (milh) = süt, Butter (bu-ta) = tereyağı, Eier (ay-a) = yumurtalar, Äpfel (ep-fel) = elmalar. Miktar A1’de kalıptır: ein Liter Milch (ayn li-ta milh) = bir litre süt, ein Kilo Äpfel (ayn ki-lo ep-fel) = bir kilo elma, eine Packung Joghurt (ay-ne pak-ung yo-gurt) = bir paket yoğurt, sechs Eier (zeks ay-a) = altı yumurta.

Karşılaştırma da A1’de abartılmaz. Das ist teuer. (das ist toy-a) = Bu pahalı. Das ist billig. (das ist bi-lih) = Bu ucuz. Ich nehme das. (ih nee-me das) = Bunu alıyorum. Türkçe kaynaklı tuzak şudur: Türkçede isim yalın gider, Almancada çoğu yiyecek bir artikel ister. der Käse (deya kee-ze), die Milch (di milh), das Brot (das broht). Listeyi artikel ile yazmak, tezgâhta takılmamayı sağlar. Somut olay: Ece dolapta bir yoğurt görür, listede iki yazar; markette Ich möchte zwei Joghurts. (ih möhş-te tvay yo-gurts) = İki yoğurt istiyorum, der. A1 için bu yeter; çoğul tartışması bir üst basamağa bırakılır.

Örnek

Ece’nin listesi: 1) zwei Joghurts (tvay yo-gurts) = iki yoğurt 2) ein Liter Milch (ayn li-ta milh) = bir litre süt 3) Brot (broht) = ekmek. Dolapta süt vardır, yoğurt bitmiştir. Ece sütü çizer, yoğurdu yuvarlak içine alır. Sınıfta partnerine yalnızca yuvarlak içindeki maddeyi söyler. Böylece liste, ezber kâğıdı değil, gerçek bir görev olur.

Fırında sipariş: Ekmek çeşitlerini listeyle eşleştir

Öğrenci hangi ekmeği listedeki adla eşleştiriyor; sipariş cümlesi ne olmalı?

Almanya’da fırın (die Bäckerei, di be-ke-ray) sabah rutininin merkezidir. A1’de çeşit isimlerini ezber yığını yapmazsın; üç-dört parça ve bir kibar kalıp yeter. das Brot (das broht) = ekmek, das Brötchen (das bröt-hen) = küçük ekmek / sandviç ekmeği, das Vollkornbrot (das fol-korn-broht) = tam buğday ekmeği, die Brezel (di pree-tsel) = tuzlu simit benzeri çörek. Sipariş kalıbı şudur: Ich möchte ... (ih möhş-te) = ... istiyorum / alabilir miyim? veya Ich hätte gern ... (ih he-te gern) = ... alabilir miyim? (daha kibar). Miktar: ein Brot (ayn broht), zwei Brötchen (tvay bröt-hen), eine Brezel (ay-ne pree-tsel).

Fırıncı çoğu zaman Bitte? (bi-te) veya Was möchten Sie? (vas möhş-ten zi) = Ne arzu edersiniz? der. Sen listeye bakıp eşleştirirsin: listedeki Brötchen tezgahtaki küçük ekmektir. Kibar kapanış: Das ist alles, danke. (das ist a-les, dan-ke) = Hepsi bu, teşekkürler. Telaffuz ipucu: möchte içindeki ö, Türkçe yön’deki ö gibi; ch burada yumuşak ş’ye yakındır, hırlama değildir. Somut olay: Can listedeki Vollkornbrot ile vitrindeki koyu ekmeği eşleştirir, parmağıyla göstermez, adı söyler. Göstererek alışveriş A1’de işe yarar ama dil hedefini kaçırır; isim söylemek can-do’yu tutturur.

Örnek

Fırın diyaloğu: Fırıncı: Guten Morgen! Bitte? (guu-ten mor-gen! bi-te) = Günaydın! Buyurun? Can: Guten Morgen. Ich hätte gern ein Vollkornbrot und zwei Brötchen. (guu-ten mor-gen. ih he-te gern ayn fol-korn-broht unt tvay bröt-hen) = Günaydın. Bir tam buğday ekmeği ve iki küçük ekmek alabilir miyim? Fırıncı: Sonst noch etwas? (zonst noh et-vas) = Başka bir şey? Can: Nein, danke. Das ist alles. (nayn, dan-ke. das ist a-les) = Hayır, teşekkürler. Hepsi bu.

Tezgâhta rol oyunu: Ne istiyorum, var mı, ne kadar?

Öğrenci ile görevli hangi kalıpları sırayla kullanıyor; sen hangi cümleyi eklerdin?

Tezgâh, A1 alışverişinin kalbidir. Üç hamle yeter: selam, istek, fiyat. Selam: Guten Tag! (guu-ten taak). İstek: Ich möchte 500 Gramm Käse. (ih möhş-te fünf-hun-dert gram kee-ze) = 500 gram peynir istiyorum. Stok: Haben Sie Tomaten? (haa-ben zi to-maa-ten) = Domatesiniz var mı? Fiyat: Was kostet das? (vas kos-tet das) = Bu ne kadar? veya Was kostet ein Kilo? (vas kos-tet ayn ki-lo) = Kilosu ne kadar? Cevap kalıbı: Das kostet drei Euro. (das kos-tet dray oy-ro) = Üç avro. Sayılar A1’in omurgasıdır: eins, zwei, drei, vier, fünf, sechs, sieben, acht, neun, zehn (ayns, tvay, dray, fiir, fünf, zeks, zii-ben, aht, noyn, tseen); fiyat için Euro (oy-ro) ve Cent (sent).

Rol oyunu şöyle kurulur: Biri müşteri, biri görevli; liste eldedir; her turda ürün değişir. Dünya genelinde bu, information gap denen bilgi boşluğu oyunudur: müşterinin listesi vardır, görevlinin fiyat listesi vardır; ikisi konuşmadan iş bitmez. Kısa nezaket sözcükleri A1’de zorunludur. Bitte (bi-te) hem lütfen hem buyurun hem rica ederim anlamına gelebilir; bağlam çözer. Danke (dan-ke) = teşekkürler, Bitte schön (bi-te şöön) = rica ederim / buyurun. Somut olay: Defne tezgâhta Käse ister, görevli Wie viel? (vii fiil) = Ne kadar? der. Defne 200 Gramm, bitte. (tsvay-hun-dert gram, bi-te) der. Bu, Türkçedeki “iki yüz gram lütfen” kalıbının bire bir karşılığıdır ve A1’de doğrudur.

Örnek

Tam tezgâh metni: Müşteri: Guten Tag! Haben Sie Käse? (guu-ten taak! haa-ben zi kee-ze) Görevli: Ja. Wie viel möchten Sie? (yaa. vii fiil möhş-ten zi) Müşteri: 500 Gramm, bitte. Was kostet das? (fünf-hun-dert gram, bi-te. vas kos-tet das) Görevli: Das kostet vier Euro. (das kos-tet fiir oy-ro) Müşteri: Gut. Ich nehme das. Danke! (guut. ih nee-me das. dan-ke)

Kasada ödeme: Para ver, fişi al, kapanışı yap

Öğrenci kasada ne ödüyor ve fişi neden istiyor olabilir?

Kasa (die Kasse, di ka-se) alışverişin son perdesidir. A1 can-do’su şudur: Toplam tutarı anlayabilir, ödeyebilir, fiş isteyebilirsin. Kasiyer: Das macht acht Euro fünfzig. (das maht aht oy-ro fünf-tsih) = Sekiz avro elli. Sen: Hier bitte. (hiir bi-te) = Buyurun, alınız. veya Zahlen, bitte. (tsaa-len, bi-te) = Ödeyeceğim, lütfen (restoranda da aynı kalıp işe yarar). Fiş: Einen Beleg, bitte. (ay-nen be-leek, bi-te) veya A1’de daha yalın Die Rechnung, bitte. (di reh-nung, bi-te) = Fiş / hesap, lütfen. Para üstü: Stimmt so. (ştimt zoo) = Üstü kalsın. Danke, das stimmt. (dan-ke, das ştimt) = Teşekkürler, tamam.

Sayıları kulağınla yakalamak, yazmak kadar önemlidir. fünfzig (fünf-tsih) = elli, zwanzig (tsvan-tsih) = yirmi, dreißig (dray-sih) = otuz. Türkçe “yetmiş / seksen” ile Almanca siebzig (ziip-tsih) ve achtzig (ah-tsih) karışmasın diye sınıfta fiyatı yüksek sesle tekrar ettiririz. Kart için A1’de tek cümle yeter: Mit Karte, bitte. (mit kar-te, bi-te) = Kartla, lütfen. Nakit: Bar, bitte. (baar, bi-te). Somut olay: Mert on avroluk banknot uzatır, kasiyer Das macht sechs Euro. der, Mert Stimmt so. demez çünkü üstünü alacaktır; Danke! deyip fişi alır. Rol oyununda her öğrenci bir kez müşteri, bir kez kasiyer olur; tekrar, ezber değil kas hafızası üretir.

Örnek

Kasa metni: Kasiyer: Das macht sieben Euro zwanzig. (das maht zii-ben oy-ro tsvan-tsih) Mert: Hier sind zehn Euro. (hiir zint tseen oy-ro) = Buyurun, on avro. Kasiyer: Zwei Euro achtzig zurück. Einen Beleg? (tvay oy-ro ah-tsih tsu-rük. ay-nen be-leek?) = İki avro seksen üstü. Fiş? Mert: Ja, bitte. Danke, auf Wiedersehen! (yaa, bi-te. dan-ke, auf vii-der-zeen)

Türkçe kaynaklı hatalar ve bilinçli tekrar

Türkçe, artikel ve resmi hitap taşımaz; bu yüzden A1 alışverişinde en sık düşülen yer burasıdır. Ich will Brot. demek dilbilgisi olarak mümkündür ama tezgâhta sert durur; Türkçedeki “ekmek istiyorum”un kibar karşılığı Ich möchte ein Brot. veya Ich hätte gern ein Brot. kalıbıdır. İkinci tuzak, artikel atlamaktır: Ich möchte Milch. anlaşılır ama A1 hedefi die Milch farkını duymaktır. Üçüncü tuzak, soruyu Türkçeden çevirmektir. “Kaç para?” kalıbı Wie viel Geld? diye yapıştırılınca garip durur; doğrusu Was kostet das? veya Wie viel kostet das? (vii fiil kos-tet das). Dördüncü tuzak, Sie / du kaymasıdır: görevliye Hast du Käse? A1 marketinde fazla samimidir. Beşinci tuzak, bitte’yi yalnızca cümle sonuna Türkçe “lütfen” gibi yapıştırmaktır; Almancada Bitte? aynı zamanda “Buyurun, sizi dinliyorum” demektir.

Tekrar, aynı diyaloğu üç kez oynayarak yapılır: önce listeye bakarak, sonra listeyi kapatarak, sonra fiyatları değiştirerek. Bu, dünya genelinde controlled practice to freer practice denen geçiştir. Partner değişir, ürün değişir, sayı değişir; kalıp aynı kalır. Sınıf kapanışında her öğrenci tek cümleyle günün işini söyler: Ich möchte ..., bitte. Telaffuz turu: ch in ich (ih) yumuşaktır, sch in schön (şöön) Türkçe ş gibidir, z in zwei (tvay) ts’dir, v in vier (fiir) f’dir, w in was (vas) v’dir. Bu beş ses, alışveriş cümlelerinin yüzde seksenini taşır. Bir sonraki derste aynı kalıplarla restoran veya giysi dükkânı açılır; şimdi hedef, market-fırın-kasa üçlüsünü takılmadan bitirmektir.

Örnek

Hata-düzeltme tekrarı: Yanlış: Ich will Käse. / Wo Milch? / Wie viel Geld? Doğru ve A1: Ich möchte Käse, bitte. (ih möhş-te kee-ze, bi-te) Wo ist die Milch? (vo ist di milh) Was kostet das? (vas kos-tet das) Üç doğru cümleyi partnerinle on avroluk hayali bir fişle bir kez daha oyna.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Tezgâhta Ich will ... demek her zaman doğrudur, çünkü Türkçede de istiyorum deriz. Doğrusu: A1 alışverişinde kibar kalıp Ich möchte ... veya Ich hätte gern ... dir. wollen sert ve emredici durabilir.
  • Yanlış: Yiyecek adlarının önüne artikel koymaya gerek yoktur; muhatap anlar. Doğrusu: Anlaşılır ama A1 hedefi artikel alışkanlığıdır: das Brot, die Milch, der Käse. Listeyi artikel ile yazmak tezgâhta takılmayı azaltır.
  • Yanlış: Kaç para? sorusunun bire bir çevirisi Wie viel Geld? olarak kullanılmalıdır. Doğrusu: Fiyat sorusu Was kostet das? veya Wie viel kostet das? kalıbıdır. Geld sormak doğal market Almancası değildir.
  • Yanlış: Görevliye du demek samimi ve modern durur. Doğrusu: A1 market ve fırınında varsayılan hitap Sie dir. du ancak karşındaki açıkça teklif ederse gelir.
  • Yanlış: Bitte yalnızca cümle sonuna eklenen lütfen demektir. Doğrusu: Bitte bağlamda lütfen, buyurun veya rica ederim olabilir. Görevlinin Bitte? si seni dinlediği anlamına gelir.

Bir adım ileri

A2’de alışveriş, şikâyet, iade ve karşılaştırma basamağına çıkar: Das ist zu teuer., Haben Sie das auch in einer anderen Größe?, Ich möchte das umtauschen. gibi kalıplar eklenir. Sıfat çekimi ve daha uzun miktar-fiyat cümleleri devreye girer. Restoran siparişi, giysi dükkânı ve online sipariş aynı istek kalıbının üzerine oturur. A1’de sağlam Ich möchte / Was kostet das? / kasa kapanışı, o basamağın iskeletidir.

Özet

A1 alışveriş rol oyunu üç sahneyle iş bitirir: listeden istek, tezgâhta fiyat, kasada ödeme. Kibar kalıplar Ich möchte, Ich hätte gern, Was kostet das? ve Danke etrafında döner; artikel ve Sie hitabı Türkçe kaynaktan gelen başlıca tuzaklardır. Tekrar, aynı diyaloğu ürün ve fiyat değiştirerek oynamaktır; bir üst düzeyde bu iskelet iade ve karşılaştırma ile uzar.

Örnek sorular

1. Bir markette kasiyer size nasıl hitap eder? Hangisi doğrudur?
  1. Guten Tag!
  2. Wie alt bist du?
  3. Wo wohnst du?
  4. Bis bald!
Cevabı göster
Doğru cevap: Guten Tag!
Alışverişte kasiyer genellikle 'Guten Tag!' diyerek selamlaşır.
2. Bir ekmek almak istiyorsunuz. Hangisini söylersiniz?
  1. Ich möchte ein Brot.
  2. Ich bin ein Brot.
  3. Ich habe ein Brot.
  4. Ich esse ein Brot.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich möchte ein Brot.
'Ich möchte ein Brot.' ifadesi, bir ekmek almak istediğinizi belirtir.
3. Bir ürünün fiyatını sormak için hangisi doğrudur?
  1. Wie viel kostet das?
  2. Wo ist das?
  3. Wann ist das?
  4. Wer ist das?
Cevabı göster
Doğru cevap: Wie viel kostet das?
'Wie viel kostet das?' ifadesi, bir ürünün fiyatını sormak için kullanılır.
4. Hangisi 'Bir kilo elma lütfen.' demektir?
  1. Ein Kilo Äpfel, bitte.
  2. Ein Glas Wasser, bitte.
  3. Ein Stück Brot, bitte.
  4. Eine Tasse Tee, bitte.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ein Kilo Äpfel, bitte.
'Ein Kilo Äpfel, bitte.' ifadesi, bir kilo elma istenirken kullanılır.
5. Alışverişten sonra nasıl teşekkür edersiniz?
  1. Danke schön!
  2. Guten Morgen!
  3. Entschuldigung!
  4. Gute Nacht!
Cevabı göster
Doğru cevap: Danke schön!
Alışverişten sonra 'Danke schön!' diyerek teşekkür edilir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Okuma-dinleme: Alışveriş listesi ve menü