A1 Almancasında können hem hobilerdeki yeteneği hem de sınıfta nazik ricayı aynı modal fiille söyleten ilk büyük kapıdır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
können ile yetenek kapısını açmak
CEFR A1 can-do hedefi şunu ister: basit yeteneklerini söyleyebilir, başkasına da sorabilirsin. Dünyada Almanca A1 kitapları können ünitesini hobiler, sporlar ve konuşulan dillerle birlikte verir; çünkü öğrenci hemen kendi hayatından örnek üretir. Modal fiil, asıl işi yapan fiile yardım eder ve cümleye yapabilme anlamı katar. können İngilizcedeki can ile akrabadır ve yetenek anlatmanın klasik yoludur.
Çekim her gün sesli tekrar edilir: ich kann (ih kan), du kannst (duu kanst), er kann / sie kann / es kann (eer/zii/es kan), wir können (viir kö-nen), ihr könnt (iir könt), sie können ve nazik Sie können (zii kö-nen). Çekimli hali ikinci sırada durur, asıl fiil yalın mastar olarak en sonda kalır. Öğretmenin dil örneği de aynı kalıptır: bilmek ve konuşabilmek bir yetenektir.
Sınıfta bu fiil önce parmak, jest ve gerçek hayatla yaşanır: üç parmak üç dil, bir hareket bir spor. Kitaplar çoğu yerde önce olumlu cümleyi, sonra soruyu, en son olumsuzu verir. Sen de aynı sırayı izle: söyle, sor, gerekirse hayır de. Böylece kalıp ezber yığını değil, konuşma refleksi olur.
Örnek
Öğretmen: Ich kann drei Sprachen. Ich kann Deutsch, Englisch und Türkisch sprechen. (İh kan dray şpraa-hen. İh kan Doyç, İng-liş unt Tür-kiş şpre-hen.) Öğrenci: Können Sie auch Französisch sprechen? (Kö-nen zii auh Fran-sö-ziş şpre-hen?) Öğretmen: Nein, ich kann nicht Französisch sprechen. (Nayn, ih kan niht Fran-sö-ziş şpre-hen.) Türkçesi: Üç dil bilirim. Almanca, İngilizce ve Türkçe konuşabilirim. / Fransızca da konuşabiliyor musunuz? / Hayır, Fransızca konuşamam.
Müzik hobisinde Ich kann ... spielen
Boş zamanın en görünür hali müziktir. A1 kelimeleri sınırlı ve somuttur: Klavier spielen (kla-viir şpii-len) piyano çalmak, Gitarre spielen (gi-ta-re şpii-len) gitar çalmak, singen (zing-en) şarkı söylemek, tanzen (tan-tsen) dans etmek. Kalıp değişmez: özne + çekimli können + varsa nesne + sonda mastar. Öğretmenin onayı da A1'dir: Sehr gut! (zeer guut) veya Super! (zuu-per).
Olumsuzda nicht (niht) mastardan hemen önce durur: Ich kann nicht Gitarre spielen. Soru sorarken çekimli fiil başa geçer: Kannst du Klavier spielen? (Kanst duu kla-viir şpii-len?) Bu sıra Türkçeden farklıdır; her örnekte kulağın alışması gerekir. Çalgı adını ezberlerken kalıbı da taşı: A1'de çoğu zaman Klavier spielen, Gitarre spielen articlesız ikili olarak öğrenilir.
Müzik cümleleri boş zaman sohbetinin kalbidir. Yeni biri Was kannst du? (Vas kanst duu?) diye sorabilir; A1 cevabı uzun hikâye değil net listedir. und (unt) iki yeteneği bağlar: Ich kann Klavier spielen und singen. Böylece hem çalgı hem ses aynı iskelete oturur.
Örnek
Öğrenci: Ich kann Klavier spielen. (İh kan kla-viir şpii-len.) Öğretmen: Super! Kannst du auch singen? (Zuu-per! Kanst duu auh zing-en?) Öğrenci: Ja, ich kann ein bisschen singen. (Yaa, ih kan ayn bi-s-hen zing-en.) Türkçesi: Piyano çalabilirim. / Harika! Şarkı da söyleyebilir misin? / Evet, biraz şarkı söyleyebilirim. ein bisschen (ayn bi-s-hen) A1'de biraz demenin nazik yoludur.
Bisiklet ve hareket hobileri
Parkta ve teneffüste en çok duyulan yetenek cümlelerinden biri bisiklettir. Rad fahren (raat faa-ren) birlikte ezberlenen bir ikilidir; A1'de bisiklet için bu ikiliyi olduğu gibi kullanırsın. Aynı aileden Fußball spielen (fuus-bal şpii-len) ve Basketball spielen (bas-ket-bal şpii-len) gelir. Kural yine aynıdır: Ich kann Rad fahren. (İh kan raat faa-ren.) gut (guut) eklenirse yeteneğin derecesi de A1 içinde kalır.
Çoğul ve sen-siz ayrımı tuzaktır. Arkadaşa Kannst du Rad fahren? (Kanst duu raat faa-ren?), birkaç arkadaşa Könnt ihr Rad fahren? (Könt iir raat faa-ren?), öğretmene Können Sie Rad fahren? (Kö-nen zii raat faa-ren?) denir. Öğretmen onayı kısa olur: Ja, das ist gut. (Yaa, das ist guut.) Bu cümleler spor yazılmasında ve piknik planında işe yarar.
Bisiklet Alman günlük hayatında gerçekten yaygındır; bu yüzden ders kitapları bu örneği sever. Kendi hayatından örnek seçmek de A1 can-do'dur. Ich kann nicht Ski fahren. (İh kan niht şii faa-ren.) demek de yetenektir; çünkü yapamamak utanç değil, net bilgidir. Öğretmenin Ja sözü hem dilbilgisini hem cesareti onaylar.
Örnek
Öğrenci: Ich kann gut Rad fahren. (İh kan guut raat faa-ren.) Öğretmen: Kannst du auch Fußball spielen? (Kanst duu auh fuus-bal şpii-len?) Öğrenci: Nein, ich kann nicht gut Fußball spielen. Aber ich kann Rad fahren. (Nayn, ih kan niht guut fuus-bal şpii-len. Aa-ber ih kan raat faa-ren.) Türkçesi: Bisikleti iyi sürebilirim. / Futbol da oynayabilir misin? / Hayır, futbolu iyi oynayamam. Ama bisiklet sürebilirim. aber (aa-ber) ama bağlacıdır.
Yüzme yeteneği ve soru-cevap
schwimmen (şvi-men) yaz, tatil ve beden eğitiminin klasiklerindendir. Cümle iki parçalıdır: Ich kann schwimmen. (İh kan şvi-men.) Karşı tarafa sormak A1 can-do'nun ikinci yarısıdır: Kannst du schwimmen? (Kanst duu şvi-men?) Evet-hayır cevapları kısa tutulur: Ja, ich kann schwimmen. veya Nein, ich kann nicht schwimmen. Havuz kenarında bu diyalog gerçekten yaşanır.
Dünya pratiği şunu gösterir: yetenek fiilleri önce somut beden becerileriyle öğretilir; öğrenci jestle gösterir, öğretmen onaylar. Yüzme, bisiklet ve top oyunları bu yüzden A1 menüsünün ortağındadır. Aynı iskelet iç mekân hobilerine de yayılır: Ich kann kochen. (İh kan ko-hen.), Ich kann malen. (İh kan maa-len.) Hepsi özne, çekim ve sonda mastar düzenini korur.
Soru-cevapta ritim şöyledir: çekimli fiil başta, özne sonra, mastar sonda. Kann er schwimmen? (Kan eer şvi-men?) Kann sie gut tanzen? (Kan zii guut tan-tsen?) Cevapta fiil tekrar ikinci sıraya döner. Bu ping-pong A1 konuşmasının iskeletidir ve hobiler konusunda defalarca tekrar edilir.
Örnek
Kısa diyalog: Kannst du schwimmen? (Kanst duu şvi-men?) — Ja, ich kann gut schwimmen. Und du? (Yaa, ih kan guut şvi-men. Unt duu?) — Ich kann nicht schwimmen. (İh kan niht şvi-men.) Öğretmen: Kein Problem. Das ist okay. (Kayn pro-blem. Das ist o-key.) Türkçesi: Yüzebilir misin? / Evet, iyi yüzebilirim. Ya sen? / Ben yüzemem. / Sorun değil. Bu tamam.
Rica ve izin: Kann ich bitte ... ?
können yalnız yetenek değildir; A1'de nazik rica ve izin kapısıdır. Kalıp şudur: Kann ich bitte ... ? (Kan ih bi-te ...?) bitte (bi-te) cümleyi kaba emirden nazik isteğe çevirir. Sınıf ricoları evrenseldir: Kann ich bitte das Buch haben? (Kan ih bi-te das buhh haa-ben?), Kann ich bitte auf die Toilette? (Kan ih bi-te auf dii to-a-le-te?), Kann ich bitte ans Fenster? Kitap, tuvalet ve pencere Avrupa sınıflarının ortak repertuvarıdır.
Öğretmene konuşurken du değil Sie kullanılır: Können Sie mir bitte helfen? (Kö-nen zii miir bi-te hel-fen?) Cevaplar da A1'dir: Ja, natürlich. (Yaa, na-tüür-lih.), Ja, bitte., Moment bitte. (Mo-ment bi-te.) Yetenek cümlesi gücüm var der; rica cümlesi izin var mı diye sorar. Niyeti bağlamdan anlarsın.
Rica ile yetenek aynı fiili paylaştığı için sahne şarttır. Kannst du schwimmen? havuzda yetenek sorusudur; Kannst du bitte das Fenster öffnen? (Kanst duu bi-te das fens-ter öf-nen?) ise ricadır. öffnen (öf-nen) açmak demektir. Kitap isterken nesneyi belirt, bitte ekle, Entschuldigung ile kapıyı çal, Danke ile kapat.
Örnek
Öğrenci: Entschuldigung! Kann ich bitte das Buch haben? (Ent-şul-di-gung! Kan ih bi-te das buhh haa-ben?) Öğretmen: Ja, natürlich. Hier bitte. (Yaa, na-tüür-lih. Hiir bi-te.) Öğrenci: Danke! (Dang-ke!) Türkçesi: Affedersiniz! Kitabı alabilir miyim lütfen? / Evet, tabii. Buyurun. / Teşekkürler! Entschuldigung ricadan önce kullanılan A1 sözcüğüdür.
Türkçe kaynaklı sık hatalar
Türkçede yetenek tek ekle biter: yapabilirim, sürebilirim, çalabilirim. Almancada iki parça vardır ve mastar en sonda durur. Bu yüzden Ich kann spielen Klavier. sıralaması Türkçe düşünmenin izidir; doğrusu Ich kann Klavier spielen. olur. İkinci tuzak yetenek ile sevmeyi karıştırmaktır. Ich mag Fußball. (İh maak fuus-bal) futbolu severim demektir; Ich kann Fußball spielen. ise oynayabilirim demektir. Sevmek yetenek bildirmez.
Üçüncü tuzak hitaptır. Arkadaşa Kannst du ... ?, öğretmene Können Sie ... ? denir; nazik Sie büyük harfle yazılır. Dördüncü tuzak mastarı unutmaktır: Ich kann Klavier. eksik kalır, çalmak fiili spielen sonda durmalıdır. Beşinci tuzak olumsuzluk yeridir: nicht mastarın önüne gelir, Ich nicht kann schwimmen. denmez. Telaffuzda kann (kan) ile können (kö-nen) karışmasın.
Bir başka karışıklık können ile kennen (ke-nen) arasındadır. kennen tanımak demektir: Ich kenne Ankara. Yetenek değildir. Ayrıca ben için ich können demek sık duyulur; doğrusu ich kann olur. Çözüm her gün altı kişiyi yüksek sesle çekmektir: ben, sen, o, biz, siz, onlar. Yanlışı kırmızıyla ezberleme, doğrusunu diyalogda tekrarla.
Örnek
Yanlış sıra ve eksik mastar yerine doğru diyalog: Ich kann Gitarre spielen. (İh kan gi-ta-re şpii-len.) Können Sie bitte das Buch geben? (Kö-nen zii bi-te das buhh gee-ben?) Ja. Kannst du auch singen? (Yaa. Kanst duu auh zing-en?) Nein, ich kann nicht singen, aber ich kann Gitarre spielen. Türkçesi: Gitar çalabilirim. / Kitabı verebilir misiniz lütfen? / Evet. Şarkı da söyleyebilir misin? / Hayır, şarkı söyleyemem ama gitar çalabilirim.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Yetenek Türkçedeki gibi tek parça kurulur ve mastar können'in hemen yanında durur. Doğrusu: Çekimli können ikinci sıradadır; asıl fiil yalın mastar olarak en sonda durur: Ich kann Klavier spielen.
- Yanlış: Ich kann Fußball demek futbolu sevmek demektir. Doğrusu: Sevmek mögen ile söylenir: Ich mag Fußball. Yetenek ise Ich kann Fußball spielen. kalıbıdır.
- Yanlış: Öğretmene de arkadaşa olduğu gibi Kannst du ... ? denir. Doğrusu: Arkadaşa Kannst du ... ?, öğretmene Können Sie ... ? kullanılır; nazik Sie büyük harflidir.
- Yanlış: Olumsuz cümle Ich nicht kann schwimmen. diye kurulur. Doğrusu: nicht mastardan hemen önce gelir: Ich kann nicht schwimmen.
- Yanlış: Ben için ich können denir çünkü sözlükteki hali können'dir. Doğrusu: Sözlük hali können olsa da ben çekimi ich kann olur; können biz, onlar ve nazik siz içindir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta A2'de aynı aileden müssen, wollen, dürfen ve sollen gelir; izin daha çok dürfen ile incelir. Nazik rica Könnten Sie bitte ... ? biçimine uzanır. Hobiler tek cümleden kısa paragrafa döner; sıklık sözcükleri oft ve manchmal eklenir. Geçmiş yetenek ich konnte ile eskiden yapabilirdim kapısını açar.
Özet
können A1'de hem Ich kann schwimmen. yeteneğini hem Kann ich bitte das Buch haben? ricasını taşır. Çekim ikinci sırada, mastar en sonda, nicht mastarın önünde, öğretmene Sie iledir. Hobini söyle, sor, rica et; kalıp her gün sınıfta ve boş zamanda işe yarar.