Uzman panelinde kanıtı dikkatli biçimde yorumlamak, The evidence suggests gibi kalıplarla kesinlik derecesini doğru aktarmayı ve sorumlu politika önerileri geliştirmeyi sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Kanıta dayalı temel kalıp: The evidence suggests
The evidence suggests kalıbı, mevcut kanıtların belirli bir sonuca işaret ettiğini söylemek için kullanılır. Türkçeye genellikle “Kanıtlar ... olduğunu düşündürüyor” veya “Kanıtlar ... yönünde” diye çevrilebilir. Bu kalıp, kesinlik bildiren ifadelerden daha temkinlidir; çünkü yeni araştırmaların sonucu değiştirebileceğini kabul eder.
Kalıptan sonra genellikle bir cümle gelir: The evidence suggests that regular physical activity can reduce the risk of some diseases. Kanıtlar, düzenli fiziksel etkinliğin bazı hastalıkların riskini azaltabileceğini gösteriyor. Burada that bağlacı kullanılabilir; daha kısa bir yapı için The evidence suggests a link between physical activity and better health. denebilir.
Örnek
Panel member: The evidence suggests that free school meals improve attendance. Panel üyesi: Kanıtlar, ücretsiz okul yemeklerinin devam oranını artırdığını gösteriyor. Chair: So, can we say that the policy always works? Başkan: O hâlde bu politikanın her zaman işe yaradığını söyleyebilir miyiz? Panel member: No. We should say that the evidence is promising, but more data are needed. Panel üyesi: Hayır. Kanıtların umut verici olduğunu, ancak daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu söylemeliyiz.
Kesinlik derecesini ayarlama
Uzman panelinde her kanıt aynı güçte değildir. Daha dikkatli bir ifade için The evidence appears to suggest veya The available evidence indicates kullanılabilir. Bir sonucu destekleyen çok sayıda ve tutarlı araştırma varsa The evidence strongly suggests denebilir; ancak bu ifade bile matematiksel kesinlik anlamına gelmez.
Kanıtın sınırlı olduğunu belirtmek için There is some evidence that... ve The findings are consistent with... kalıpları yararlıdır. Örneğin There is some evidence that air-quality warnings change public behaviour. cümlesi, hava kalitesi uyarılarının halkın davranışlarını değiştirdiğini destekleyen bazı kanıtlar olduğunu belirtir. The findings are consistent with a reduction in smoking rates. ise bulguların sigara içme oranlarında düşüşle uyumlu olduğunu söyler; doğrudan nedensellik kanıtlamaz.
CEFR C1 düzeyindeki bir öğrenci, bir iddianın gücünü dil yoluyla ayarlayabilmelidir. The results prove çok kesin bir ifadedir; bu nedenle yalnızca gerçekten güçlü ve doğrudan kanıt varsa kullanılmalıdır. Çoğu halk sağlığı tartışmasında suggests, indicates, may ve is likely to gibi daha ölçülü ifadeler tercih edilir.
Örnek
The evidence suggests that vaccination reminders increase appointment rates. Kanıtlar, aşı hatırlatmalarının randevu oranlarını artırdığını gösteriyor. The evidence strongly suggests this effect among older adults, but the result is less clear among younger adults. Kanıtlar, bu etkinin yaşlı yetişkinlerde görüldüğünü güçlü biçimde düşündürüyor; ancak daha genç yetişkinlerde sonuç daha az açık.
Kanıtı yorumdan ayırma
Uzman panelinde güvenilir konuşma, kanıtı, yorumu ve öneriyi birbirinden ayırır. Kanıtı tanıtmak için The data show..., The evidence suggests... veya Recent studies indicate... denebilir. Kişisel değerlendirme için In my view..., politika önerisi için ise This could support... ya da We should consider... kullanılabilir.
Örneğin The data show a fall in emergency visits. cümlesi bir veri bulgusunu aktarır. This may be related to better access to primary care. cümlesi olası bir açıklama sunar; fakat kesin neden ileri sürmez. We should consider expanding the programme. ise bulgudan hareketle bir politika seçeneği önerir.
Bu ayrım, özellikle haberlerde ve kamu açıklamalarında önemlidir. Bir uzmanın yorumunu doğrudan bilimsel gerçek gibi aktarmak yanlış anlaşılmaya yol açabilir. Öğrenci, bir panel metnini okurken her cümlenin “bulgu”, “yorum”, “sınırlılık” veya “öneri” olduğunu belirleyebilmelidir.
Örnek
The evidence suggests that the campaign reached more people. Kanıtlar, kampanyanın daha fazla kişiye ulaştığını gösteriyor. However, we cannot conclude that it caused the change. Ancak değişime onun neden olduğu sonucuna varamayız. We should collect longer-term data before changing national policy. Ulusal politikayı değiştirmeden önce daha uzun dönemli veri toplamalıyız.
Panelde katılma, itiraz etme ve sınırlılık belirtme
Uzmanlar aynı veriyi farklı biçimde yorumlayabilir. Katılmak için I agree that the evidence points in that direction. veya That is a reasonable interpretation. denebilir. Kibarca itiraz etmek için I am not entirely convinced by that conclusion. ya da We should be cautious about making that claim. kullanılabilir.
Sınırlılık belirtmek, panel konuşmasını daha akademik ve güvenilir yapar. The sample was relatively small., örneklemin görece küçük olduğunu; The study did not include rural communities., araştırmanın kırsal toplulukları kapsamadığını belirtir. Ardından This may limit how widely we can apply the findings. denerek bulguların ne ölçüde genellenebileceği açıklanabilir.
Bir panel yöneticisi tartışmayı düzenlemek için Could you clarify what the evidence is based on?, Do we have enough information to support that claim? ve What would be the practical implications? gibi sorular sorabilir. Bu sorular, yalnızca İngilizce iletişim becerisini değil, kanıtı eleştirel değerlendirme becerisini de geliştirir.
Örnek
Speaker A: The evidence suggests that the new service reduced waiting times. Konuşmacı A: Kanıtlar, yeni hizmetin bekleme sürelerini azalttığını gösteriyor. Speaker B: I agree, but the study covered only two hospitals. Konuşmacı B: Katılıyorum, ancak araştırma yalnızca iki hastaneyi kapsadı. Speaker A: That is an important limitation. We need broader evidence before recommending national implementation. Konuşmacı A: Bu önemli bir sınırlılık. Ulusal uygulamayı önermeden önce daha geniş kanıta ihtiyacımız var.
Sık Türkçe kaynaklı hatalar ve doğru kullanım
Türkçe konuşan öğrenciler bazen The evidences suggest der. Evidence genellikle sayılamayan bir isimdir; bu nedenle çoğu bağlamda çoğul eki almaz ve doğru ifade The evidence suggests olur. Birden fazla ayrı kanıt türü özellikle vurgulanıyorsa pieces of evidence veya different sources of evidence kullanılabilir.
Bir başka hata, The evidence suggest demektir. Evidence sayılamayan bir isim olduğu için tekil fiille kullanılır ve fiil suggests olmalıdır. Ayrıca The evidence suggests that... yapısında suggest fiilinden sonra doğrudan to kullanılmaz; The evidence suggests to reduce... yanlıştır. Bunun yerine The evidence suggests reducing... veya The evidence suggests that the policy should be changed. denir.
Türkçedeki “kanıtlıyor” sözcüğünü her durumda proves diye çevirmek de aşırı kesinlik yaratabilir. Daha uygun seçenekler bağlama göre suggests, indicates, supports veya is consistent with olabilir. Telaffuz için The evidence suggests yaklaşık olarak “di evidıns cecests” diye okunur; vurgu genellikle evidence ve suggests sözcüklerindedir.
Örnek
Wrong: The evidences suggest to change the policy. Yanlış: Kanıtlar politikayı değiştirmeyi öneriyor. Correct: The evidence suggests changing the policy. Doğru: Kanıtlar politika değişikliğini düşündürüyor. More cautious: The evidence supports considering a change in policy. Daha temkinli: Kanıtlar politika değişikliğinin değerlendirilmesini destekliyor.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: The evidence suggests kesin olarak kanıtlanmış bir sonucu anlatır. Doğrusu: Bu kalıp, kanıtların bir sonuca işaret ettiğini söyler; mutlak kesinlik bildirmez. Yeni veriler veya farklı araştırmalar sonucu değiştirebilir.
- Yanlış: Evidence her zaman evidences biçiminde çoğul yapılır. Doğrusu: Evidence çoğu kullanımda sayılamayan isimdir ve çoğul eki almaz. Ayrı kanıtları saymak için pieces of evidence denebilir.
- Yanlış: The evidence suggests to change the policy doğru bir yapıdır. Doğrusu: Doğru yapılar The evidence suggests changing the policy veya The evidence suggests that the policy should be changed biçimindedir.
- Yanlış: Suggests ile proves aynı kesinlik derecesine sahiptir. Doğrusu: Suggests daha temkinlidir ve kanıtın bir sonuca işaret ettiğini belirtir. Proves çok daha güçlü, kesinlik taşıyan bir iddiadır.
Bir adım ileri
Bir üst sınıfta bu konu, bilimsel raporları ve politika belgelerini daha ayrıntılı değerlendirmeye doğru ilerler. Öğrenciler however, whereas, despite ve although gibi bağlaçlarla karşılaştırma ve sınırlılık bildiren daha uzun argümanlar kurabilir. Ayrıca korelasyon ile nedensellik arasındaki farkı İngilizce olarak açıklamayı öğrenebilirler. Sonraki adım, farklı kaynaklardan gelen kanıtları sentezleyerek kısa bir politika özeti hazırlamaktır.
Özet
The evidence suggests, kanıtların bir sonuca işaret ettiğini söyleyen temkinli ve sık kullanılan bir uzman paneli kalıbıdır. Güvenilir konuşmacı, kanıtı yorumdan ve politika önerisinden ayırır; kesinlik derecesini suggests, indicates veya strongly suggests gibi ifadelerle ayarlar. Evidence sözcüğünün sayılamayan kullanımı ve suggest sonrasındaki doğru yapılar özellikle dikkat edilmesi gereken noktalardır.