Mesleki müzakerede Would you consider kalıbı, karşı tarafın yüzünü koruyarak ödün kapısını açar ve uzlaşıyı mümkün kılar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Neden Would you consider bir C1 becerisidir?
CEFR C1 can-do hedefi şöyledir: karmaşık bir anlaşmazlıkta çözüm önerebilir, koşulları yumuşak dille yeniden çerçeveleyebilirim. Would you consider (vud yu kın-si-dır) tam bu işi yapar; soru biçimi dayatma izlenimini siler. Doğrudan Consider this. (kın-si-dır dis) demek kaba kaçabilir. Would you consider a later deadline? (vud yu kın-si-dır ı ley-tır ded-layn) ise seçenek sunar: Daha geç bir son tarih düşünür müydünüz?
Kalıp, would (vud) ile kurulduğu için varsayımsal ve naziktir. İş kültüründe karşı tarafın itibarını korumak, müzakerenin temelidir; kişi değil sorun konuşulur. Türkiye'de ortaöğretim yabancı dil öğrencisi bu kalıbı proje sunumu, staj mülakatı ve sınıf içi rol oyununda kullanır. Sık yanlış anlama, cümlenin yalnızca gerçek bir bilgi sorusu sanılmasıdır; aslında çoğu zaman nazik bir tekliftir.
Dünyada iş İngilizcesi derslerinde rol oyunu ve kısa vaka çalışması yaygındır: biri fiyatı, öteki tarihi tutar, üçüncü bir değer önerir. Öğrenci, reddi kişisel algılamadan ikinci bir değişken aramayı öğrenir. Günlük hayatta okul gezisi otobüs saati, grup ödevi iş bölümü ve kantin siparişi aynı dil ile çözülebilir. Amaç kazan-kaybet değil, her iki tarafa da görünür bir kazanç bırakmaktır.
Örnek
Sahne: yazılım stajyeri teslim tarihini konuşuyor. Öğrenci: Would you consider a one-week extension? (vud yu kın-si-dır ı van-vik ik-sten-şın) = Bir haftalık uzatma düşünür müydünüz? Danışman: We might, if you share a progress report on Friday. (vi mayt, if yu şeer ı prou-gres ri-port on fray-dey) = Cuma günü ilerleme raporu paylaşırsanız belki. Koşul-karşılık, C1 müzakeresinin omurgasıdır.
Kalıbın yapısı, telaffuz ve kibarlık ölçeği
Temel şablon şudur: Would you consider + isim veya -ing li fiil. Would you consider a discount? (vud yu kın-si-dır ı dis-kaunt) = Bir indirim düşünür müydünüz? Would you consider reducing the fee? (ri-du-sing dı fi) = Ücreti düşürmeyi düşünür müydünüz? Would you consider splitting the cost? (split-ting dı kost) = Maliyeti paylaşmayı düşünür müydünüz? C1 sözcükleri bu çerçevede kalır: deadline, fee, split, concession, compromise.
Telaffuzda would you konuşmada sıkça birleşir; Türkçe harflerle yaklaşık vucı veya vud yu duyulur. consider vurgusu ikinci hecededir: kın-Sİ-dır. İlk heceyi Türkçedeki gibi kalın kon diye okumayın. Kibarlık ölçeğinde Can you...? (ken yu) daha doğrudan, Would you mind...? (vud yu maynd) daha çekingen, Would you consider...? ise iş ortamına uygun orta-yüksek nezakettir. Konuşma sınavlarında adaydan bu ölçeği ayırt etmesi beklenir.
Aynı anlam, farklı güçle verilebilir. Change the date. emirdir. Can you change the date? istektir. Would you consider changing the date? (çeyn-cing dı deyt) ise karşı tarafa hayır deme hakkı bırakır: Tarihi değiştirmeyi düşünür müydünüz? Bu hak, paradoksal olarak evet olasılığını artırır. Öğrenci kalıbı ezberlemenin ötesinde, ne zaman bir basamak daha nazik çıkacağını seçmeyi öğrenir.
Örnek
Satın alma: Would you consider a two-year contract instead of one? (vud yu kın-si-dır ı tu-yır kon-trakt ins-ted ov van) = Bir yerine iki yıllık sözleşme düşünür müydünüz? Tedarikçi: We would, provided the volume stays the same. (vi vud, prı-vay-did dı vo-yum steyz dı seym) = Hacim aynı kalırsa düşünürüz. provided (prı-vay-did) C1 koşul bağlacıdır.
İkinci tur: öneriyi yeniden çerçevelemek
Gerçek müzakere tek cümlede bitmez. İlk Would you consider reddedilince C1 konuşmacısı pes etmez; aynı kalıpla yeni bir değişken sunar. Bu yaklaşım, pastayı dilimlemek yerine pastayı büyütmeye benzer: fiyat tutmuyorsa teslimat, miktar veya süre konuşulur. Öğrenci şunu yapabilmelidir: karşı tarafın gerekçesini kısa özetleyip ikinci bir seçenek önermek.
Örnek akış. İlk tur: Would you consider a 10 percent discount? (tı percent dis-kaunt) = Yüzde on indirim düşünür müydünüz? Red: I'm afraid that's not possible. (aym ı-freyd zats not po-sı-bıl) = Korkarım bu mümkün değil. İkinci tur: Would you consider free delivery instead? (fri di-li-vı-ri ins-ted) = Bunun yerine ücretsiz teslimat düşünür müydünüz? Fiyat sabit kalır, değer başka yerden eklenir. Okul kulübü bütçesi ve staj günleri de bu mantıkla çözülür.
İkinci turda dinleme görünür olmalıdır. I see your point. Would you consider...? (ay si yor poynt) = Noktanızı anlıyorum. ... düşünür müydünüz? Böylece kalıp inat gibi durmaz. Öğretmen rol oyununu iki tur zorunlu tutarak bu alışkanlığı yerleştirir. Amaç, hayırdan sonra susmak değil, hayırın hangi değişkeni kilitlediğini bulup diğerini açmaktır.
Örnek
Sınıf gazetesi baskı maliyeti. Editör: Would you consider printing in black and white? (prin-ting in blak end vayt) = Siyah-beyaz basmayı düşünür müydünüz? Matbaa: Not for this issue. (not for zis i-şu) = Bu sayı için değil. Editör: Would you consider a smaller run of 200 copies? (ı smo-lır ran ov tu han-dırıd ko-piz) = İki yüz kopyalık daha küçük baskı düşünür müydünüz? Matbaa: That could work. (zat kud vörk) = Bu işe yarayabilir.
Üçüncü tur ve yazılı uzlaşı metni
Üçüncü turda taraflar rakam, tarih ve sorumluluğu netleştirir. Sözlü Would you consider cümleleri kısa bir e-postaya veya toplantı özetine dökülür. C1 yazma hedefi: provided that (prı-vay-did zat), as long as (ez long ez) ve in return (in ri-törn) ile dengeli bir paragraf üretebilmektir. Ağızdan çıkan nazik soru, kâğıtta taahhüt diline dönüşür.
Yazılı açılış sıkça şöyledir: Would you consider the following terms? (vud yu kın-si-dır dı fo-lo-ving törmz) = Aşağıdaki koşulları düşünür müydünüz? Ardından maddeler gelir. We would deliver by 15 May provided that payment is made within ten days. (vi vud di-li-vır bay dı fif-tinth mey) = Ödeme on gün içinde yapılırsa 15 Mayıs’a kadar teslim ederiz. Öğrenci, sözlü rol oyunundan sonra aynı uzlaşıyı yaklaşık yüz sözcüklük bir e-postaya çevirir.
Bu geçiş, mesleki hayatta toplantı notunun yazılı anlaşmaya dönüşmesine benzer. Tarih, yüzde ve kimin ne yapacağı belirsiz bırakılmaz. C1’de süslü hukuk dili gerekmez; açık fiiller ve koşul cümleleri yeter. Öğretmen üçüncü turu tahtada maddelere ayırarak sözden yazıya köprü kurar.
Örnek
E-posta taslağı: Dear Ms Kaya, thank you for the meeting. Would you consider these points as a fair compromise? We can start on 3 June. In return, we would need a 20 percent deposit. Please let us know by Friday. (diır mız ka-ya ... vud yu kın-si-dır diz poynts ez ı feer kom-prı-mayz) = Sayın Kaya, toplantı için teşekkürler. Bu maddeleri adil bir uzlaşı olarak düşünür müydünüz? 3 Haziran’da başlayabiliriz. Karşılığında yüzde yirmi depozito gerekir. Cuma’ya kadar bildirir misiniz?
Karşılıklı ödün: in return ve denge
Uzlaşı tek tarafın yenilgisi değildir. C1 konuşmacısı Would you consider X if we Y? kalıbıyla ödünü çift yönlü yapar. Would you consider a lower price if we ordered more units? (lou-ır prays / or-dırd mor yu-nits) = Daha fazla birim ısmarlarsak daha düşük fiyat düşünür müydünüz? Kişi değil sorun hedef alınır. Sınıfta kitabın adını ezberlemek değil, kalıbı koşulla birlikte kullanmak yeterlidir.
Kısa diyalog. A: Would you consider covering the travel costs? (ka-vı-ring dı tre-vıl kosts) = Seyahat masraflarını karşılamayı düşünür müydünüz? B: We could, if you handle the venue. (vi kud, if yu hen-dıl dı ve-nyu) = Mekânı siz ayarlarsanız yapabiliriz. A: That seems fair. (zat simz feer) = Bu adil görünüyor. Veli toplantısı saati, grup ödevi ve staj izin günü aynı dengeyle çözülür.
Öğrenci, if we ve in return olmadan kalıbın tek taraflı yalvarışa döndüğünü fark etmelidir. Her ödün görünür bir karşılık ister; aksi halde pazarlık dilenir gibi durur. Öğretmen tahtaya iki sütun açar: biz ne veriyoruz, onlar ne veriyor. Sütunlar boş kalmamalıdır.
Örnek
Okul kantini tedarikçisi. Öğrenci temsilcisi: Would you consider healthier snacks if we promoted them on the school board? (hel-ti-ır sneks / prı-mou-tid) = Okul panosunda tanıtırsa daha sağlıklı atıştırmalıkları düşünür müydünüz? Tedarikçi: Yes, in return for a six-month trial. (yes, in ri-törn for ı siks-mant tray-ıl) = Evet, altı aylık deneme karşılığında. Her iki tarafa da kazanç kalır.
Türkçe kaynaklı sık hatalar ve telaffuz tuzakları
Türkçedeki düşünür müsünüz geniş zamanlıdır; öğrenciler bunu Do you consider...? (du yu kın-si-dır) diye aktarır. C1’de bu, resmiyeti düşürür ve varsayımsal nezaketi siler. Doğrusu Would you consider...? veya çok resmi yazıda Would you be willing to consider...? (vud yu bi vi-ling tu kın-si-dır) şeklindedir. İkinci hata, consider den sonra yalın fiil kullanmaktır.
Üçüncü hata telaffuzdur: consider sözcüğünü konsider diye okumak, Türkçe konsültasyon alışkanlığından gelir; doğru yaklaşık kınsidır, kısa ve zayıf ilk heceyledir. would sözcüğü vould değil vud’dur. Dördüncü hata, kalıbı reddin ardından özürsüz tekrarlamaktır; önce I see your point gibi bir kabul cümlesi beklenir. Beşinci hata, çeviride tekil ve samimi sen kullanmaktır; mesleki bağlamda siz nezaketi korunmalıdır.
Sınıfta bu beş hata ağızdan düzeltilmeye en çok değer olanlardır çünkü iletişimde kaba, yanlış veya çocuksu izlenim bırakırlar. Öğretmen her rol oyunu sonrası bir cümleyi birlikte onarır. Amaç utandırmak değil, kalıbı kulağa ve kâğıda yerleşik hale getirmektir.
Örnek
Yanlış: Would you consider to change the date? Doğru: Would you consider changing the date? (çeyn-cing dı deyt) = Tarihi değiştirmeyi düşünür müydünüz? Yanlış: Do you consider a discount? Doğru: Would you consider a discount? Bu iki çift, Türkçeden bire bir aktarımın en sık kırıldığı yerlerdir.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Would you consider her zaman gerçek bir evet-hayır sorusudur. Doğrusu: Mesleki bağlamda çoğu kez nazik bir teklif veya kapı aralamadır; yanıt genelde koşul içerir.
- Yanlış: consider den sonra to + fiil gelir. Doğrusu: consider + -ing veya isim kullanılır: consider reducing, consider a delay.
- Yanlış: Tek tur yeterlidir; hayır gelince konu kapanır. Doğrusu: C1 müzakeresi ikinci ve üçüncü turda değişken değiştirerek devam eder.
- Yanlış: Nezaket zayıflık gösterir, doğrudan emir daha etkilidir. Doğrusu: Diplomatik dil karşı tarafın yüzünü korur ve anlaşma olasılığını artırır.
- Yanlış: Would you consider yalnızca fiyat için kullanılır. Doğrusu: Tarih, miktar, sorumluluk, teslimat ve kalite gibi her değişken için kullanılabilir.
Bir adım ileri
Bir üst adımda öğrenci If we were to... (if vi vör tu), supposing (sı-pou-zing) ve on the condition that ile daha soyut varsayımsal müzakereye geçer. Daha ileri düzeyde çok taraflı toplantıda söz kesmeden özetleyip uzlaşı taslağı yazmak beklenir. Mesleki hayatta bu dil, uzun e-posta zincirlerine ve resmi iş yazışmalarına uzanır. Sınıfta sonraki somut iş, aynı kalıbı şikâyet yanıtına ve staj teklifi dönüşüne yerleştirmektir.
Özet
Would you consider C1’de yüz koruyan, seçenek sunan pazarlık kapısıdır. Kalıp isim veya -ing alır; ikinci ve üçüncü turda değişken değişir; yazıda koşul ve karşılık netleşir. Türkçeden Do you consider ve consider to aktarımı ile yanlış vurgu, en sık onarılması gereken noktalardır.