B2 İngilizcesinde girişimcilik, finans ve yenilik kelimeleriyle bir iş fikrini anlatmak, para kaynağını adlandırmak ve yeniliği koruyup sunmak mümkün olur.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Girişimcinin dili: fikir, risk ve ekip
B2 can-do hedefi şudur: öğrenci bir iş fikrini, ekibi ve riski açık cümlelerle anlatabilir. entrepreneur (okunuşu: antrıprınör) kendi işini kuran kişidir; start-up (start-ap) yeni ve büyümeye çalışan şirket, founder (faundır) kurucu, team (tim) ekiptir. Resimdeki grup finansal grafiklere ve büyüme verilerine bakarak brainstorm (breynstorm) yapar; amaç come up with an idea (kam ap viz ın aydiı) bir fikir üretmektir.
Dünyada bu kelimeler iş İngilizcesi ünitelerinde rol oyunuyla öğretilir; öğrenci toplantı masasında konuşmayı dener. Günlük hayatta okul standı, ikinci el satışı veya basit bir uygulama fikri de küçük bir girişimdir. Yararlı kalıplar şunlardır: set up a business (set ap ı biznıs) iş kurmak, take a risk (teyk ı risk) risk almak, fill a gap in the market (fil ı gep in dı markıt) piyasadaki boşluğu doldurmak; opportunity (opırtuniti) fırsat, competitor (kımpetitır) rakip, target customer (targıt kastımır) hedef müşteri, growth (grouth) büyümedir.
Örnek
Somut olay: Deniz ve arkadaşları okulda ikinci el kitap fikri üretir. A: We should set up a small start-up for second-hand books. Türkçesi: İkinci el kitaplar için küçük bir girişim kurmalıyız. B: Good idea. Who is our target customer? Türkçesi: Güzel fikir. Hedef müşterimiz kim? A: Students. We can fill a gap in the market and take a small risk. Türkçesi: Öğrenciler. Piyasadaki bir boşluğu doldurabilir ve küçük bir risk alabiliriz.
Finansman: kredi, bütçe ve kâr
B2 can-do hedefi şudur: öğrenci bir işin para kaynağını ve basit sonucunu ayırt ederek söyleyebilir. funding (fandİng) finansmanın genel adıdır; loan (loun) geri ödenecek kredidir; investment (invesmınt) kâr umarak konan paradır. budget (bacit) bütçe, cost (kost) maliyet, profit (profit) kâr, loss (los) zarar, revenue (revınü) satış geliridir. Resimde girişimci bankadan ilk finansmanı alır ve loan agreement (loun ıgrimınt) kredi sözleşmesini imzalar.
Kalıplar günlük konuşmayı taşır: take out a loan (teyk aut ı loun) kredi çekmek, pay interest (pey intırıs) faiz ödemek, make a profit (meyk ı profit) kâr etmek, cover the costs (kavır dı kosts) maliyetleri karşılamak, break even (breyk ivın) başa baş gelmek. cash flow (keş flo) kasaya giren ve çıkan paradır; interest rate (intırıs reyt) faiz oranıdır. Aile dükkânı, öğrenci kooperatifi ve staj yeri bu sözcükleri sık kullanır; borsa terimleri bu düzeyin dışındadır.
Örnek
We took out a small loan from the bank. The interest rate is not high. If we cover the costs this year, we will break even. Next year we hope to make a profit. Türkçesi: Bankadan küçük bir kredi çektik. Faiz oranı yüksek değil. Bu yıl maliyetleri karşırsak başa baş geliriz. Gelecek yıl kâr etmeyi umuyoruz.
Yenilik, prototip ve fikri koruma
B2 can-do hedefi şudur: öğrenci bir ürünün yeni yanını, denemesini ve fikri korumayı basitçe açıklayabilir. innovation (inıveyşın) işe yarar yenilik, invention (invenşın) buluştur; ikisi aynı değildir. prototype (prototayp) ilk deneme modeli, mentor (mentör) deneyimli yol göstericidir. Resimde girişimci mentorla prototip üzerinde çalışır ve koruma belgelerini inceler.
patent (petınt) buluşu korur; trademark (treydmark) ad ve logoyu korur. Kalıplar: develop a prototype (divelıp ı prototayp), test a product (test ı prodakt), apply for a patent (ıplay for ı petınt), protect an idea (protekt ın aydiı), carry out research (keri aut risörç). Dil sınıflarında patent hukuku öğretilmez; istenen şey doğru kelimeyi seçmektir. Somut olay: Ece katlanabilir şişe modelini masaya koyar, mentor logonun marka, mekanizmanın patent konusu olabileceğini söyler.
Örnek
Mentor: This prototype works, but you should protect the idea. Türkçesi: Bu prototip işe yarıyor ama fikri korumalısın. Ece: Should I apply for a patent or a trademark? Türkçesi: Patent mi yoksa marka mı başvurayım? Mentor: The name needs a trademark. The new mechanism may need a patent. Türkçesi: İsim için marka gerekir. Yeni mekanizma için patent gerekebilir.
Yatırımcıya pitch: kısa ve net sunum
B2 can-do hedefi şudur: öğrenci kısa ve düzenli bir sunumla fikri, müşteriyi ve para ihtiyacını anlatabilir. pitch (piç) yatırımcıya kısa ve net sunum, investor (investır) para koyan kişi, business plan (biznıs plen) iş planıdır. launch (lonç) ürünü piyasaya sürmek, raise money (reyz mani) fon toplamak, unique (yunik) benzersiz demektir. Resimde girişimci yatırımcılara finans ve pitch sahnesinde konuşur.
Sunum sırası B2’de sade tutulur: problem, çözüm, müşteri, istenen para. Kalıplar: pitch an idea (piç ın aydiı) fikir sunmak, look for investors (luk for investırz) yatırımcı aramak. Hazır cümleler: I would like to present our idea. (ay vud layk tu prezent avır aydiı) Fikrimizi sunmak istiyorum. We need funding to launch the product. (vi nid fandİng tu lonç dı prodakt) Ürünü piyasaya sürmek için finansmana ihtiyacımız var. Okullarda çok kısa tanıtım sık çalışılır; sınıf yarışması, kulüp tanıtımı ve staj mülakatı da birer pitch’tir.
Örnek
Good morning. I would like to present our idea. Students waste time looking for used books. Our app is unique because it is fast and cheap. We need funding to launch the product. Thank you for your time. Türkçesi: Günaydın. Fikrimizi sunmak istiyorum. Öğrenciler ikinci el kitap ararken zaman kaybediyor. Uygulamamız hızlı ve ucuz olduğu için benzersiz. Ürünü piyasaya sürmek için finansmana ihtiyacımız var. Zamanınız için teşekkürler.
Sürdürülebilir ürün ve sertifika dili
B2 can-do hedefi şudur: öğrenci ürünün çevreye etkisini ve belge dilini basitçe kullanabilir. sustainable (sısteynıbıl) uzun süre zarar vermeden sürdürülebilir, eco-friendly (eko frendli) çevre dostudur. certificate (sırtifikıt) resmi belge, quality (kvaliti) kalite, brand (brend) markadır. Resimde girişimciler sürdürülebilir prototipleri test eder ve sertifikasyon sürecine bakar.
Kalıplar: test a product (test ı prodakt), meet the standards (mit dı stendırdz) standartları karşılamak, apply for a certificate (ıplay for ı sırtifikıt), reduce waste (ridyus veyst) atığı azaltmak, recycle (risaykıl) geri dönüştürmek. Müşteri artık sadece fiyat değil, temiz üretim de sorar. Somut olay: okul ekibi bitki bazlı kalem kutusunu kırılmama testinden geçirir, sonra kalite belgesi için dosya hazırlar; amaç laboratuvar bilgisi değil, süreci İngilizce anlatmaktır.
Örnek
A: Did you test the product? Türkçesi: Ürünü test ettiniz mi? B: Yes. It is eco-friendly and we want to meet the standards. Türkçesi: Evet. Çevre dostu ve standartları karşılamak istiyoruz. A: Then apply for a certificate and tell customers about quality. Türkçesi: O zaman belgeye başvurun ve müşteriye kaliteyi anlatın.
Türkçe kaynaklı sık hatalar
Türkçeden gelen en sık hata fiil seçimidir. make a business denmez; doğrusu set up a business veya start a business (start ı biznıs)dır. Para için win money yanlış, make money (meyk mani) veya earn money (örn mani) doğrudur. Kredi için take money from the bank belirsiz kalır; net kalıp take out a loandır.
invest fiili in ile kullanılır: invest in a company (invest in ı kampıni); invest to hatalıdır. borrow (borou) ödünç almak, lend (lend) ödünç vermektir; Türkçe tek borç kökü yüzünden karışır. discuss about yanlış, discuss an idea (diskas ın aydiı) doğrudur. Telaffuz tuzakları: business (biznıs) içinde iş sesi yoktur; idea (aydiı) ide diye bitmez; profit kısa profit kalır.
Örnek
Yanlış: I want to make a business and win money. Doğru: I want to start a business and make money. Türkçesi: İş kurup para kazanmak istiyorum. Yanlış: We invested to a start-up. Doğru: We invested in a start-up. Yanlış: Borrow me some money. Doğru: Lend me some money. veya Can I borrow some money? Banka cümlesi: The bank gave us a loan. (dı benk geyv as ı loun) Banka bize kredi verdi.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Girişimci demek zengin patron demektir. Doğrusu: entrepreneur işi kuran ve risk alan kişidir; henüz kâr etmemiş, hatta küçücük bir okul projesi yürüten biri de bu kelimeye girebilir.
- Yanlış: Yenilik yalnızca telefon uygulaması veya yüksek teknolojidir. Doğrusu: innovation işe yarar yeni çözümdür; yeni bir hizmet, okul içi yöntem veya sade bir ürün de yenilik sayılır. invention ise daha çok buluştur.
- Yanlış: Bankadan alınan kredi hediye paradır, geri dönmez. Doğrusu: loan geri ödenir ve çoğu zaman interest faiz eklenir; hibe ile karıştırılmamalıdır.
- Yanlış: Patent ile marka aynı belgedir, biri yeter. Doğrusu: patent buluşu, trademark ad ve logoyu korur; ikisi farklı başvurulardır.
- Yanlış: Pitch uzun, süslü ve rakamsız bir konuşmadır. Doğrusu: İyi bir pitch kısadır; problem, çözüm, müşteri ve para ihtiyacını B2 cümleleriyle net söyler.
Bir adım ileri
Bir üst dil basamağında öğrenci resmi raporda grafiği yorumlar ve yatırımcı itirazına daha uzun cümleyle cevap verir. Ortaklık, hisse ve sözleşme dili C1’e yaklaşır; B2’de bunları ezberlemek gerekmez. Sonraki somut adım, iki dakikalık bir pitch’i notsuz söylemek ve kısa bir bütçe paragrafı yazmaktır. Okulda bu, yarışma jürisine sunum ve staj başvuru yazısı olarak çıkar.
Özet
Bu ünitede girişimci, finansman ve yenilik sözcükleri B2 sınırında bağlandı. Öğrenci iş kurma, kredi, kâr, prototip, patent, pitch ve sürdürülebilirlik kalıplarını örnek diyaloglarla gördü. Hedef ezber liste değil; fikir anlatırken doğru fiili ve doğru ismi seçmektir.