Günlük yiyecek, içecek ve market ürünlerini A2 İngilizcesiyle adlandırıp basit alışveriş cümleleriyle ihtiyacını söyleyebilirsin.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Tabağındaki yiyecekleri adlandırmak
CEFR A2 can-do hedefi şudur: günlük yiyecekleri tanır, adlandırır ve beğenisini kısa cümleyle söyler. Dil öğretiminde yiyecek teması dünyada neredeyse her başlangıç kitabında vardır; somut nesneler resmi, tekrarı ve sohbeti kolaylaştırır. Temel liste A2 sınırını aşmaz: bread (bred) ekmek, cheese (çiiz) peynir, egg (eg) yumurta, rice (rays) pirinç, pasta (pasta) makarna, meat (miit) et, chicken (çikin) tavuk, fish (fiş) balık. I like chicken. (Ay layk çikin.) Tavuğu severim. I don't like fish. (Ay dont layk fiş.) Balığı sevmem.
Günlük hayatta bu sözcükler kantinde, evde ve restoranda çıkar. Türkçede ekmek sayılır gibi durur; İngilizcede bread çoğu zaman sayılamazdır. a bread demeyiz. some bread (sam bred) biraz ekmek veya a loaf of bread (e louf ov bred) bir somun ekmek deriz. Aynı mantık cheese, rice ve meat için de geçerlidir. an egg (en eg) bir yumurta doğrudur çünkü yumurta sayılır.
Somut olay: Ayşe öğle arasında arkadaşlarına bakar ve der ki: I have cheese and bread. (Ay hev çiiz end bred.) Peynirim ve ekmeğim var. Arkadaşı sorar: Do you like eggs? (Du yu layk egz?) Yumurta sever misin? Ayşe: Yes, I do. (Yes, ay du.) Evet, severim. Bu kısa konuşma A2 can-do hedefini karşılar: beğeni sormak ve yanıtlamak.
Örnek
Kalıp: I like + yiyecek. / I don't like + yiyecek. Örnek: I like pasta. I don't like meat. (Ay layk pasta. Ay dont layk miit.) Makarnayı severim. Eti sevmem. Soru: Do you like rice? (Du yu layk rays?) Pirinç sever misin? Yanıt: Yes, I do. veya No, I don't.
İçecekler, kaplar ve biraz-hiç kalıbı
A2 öğrencisi su, çay, kahve, süt ve meyve suyunu adlandırır; ne içtiğini söyler. Liste: water (votır) su, tea (tii) çay, coffee (kofi) kahve, milk (milk) süt, juice (cus) meyve suyu. Kap ve ölçü kalıpları A2’de yeterlidir: a cup of tea (e kap ov tii) bir fincan çay, a glass of water (e glas ov votır) bir bardak su, a bottle of milk (e botıl ov milk) bir şişe süt. I'd like a cup of tea. (Ayd layk e kap ov tii.) Bir fincan çay isterim. I'd like nazik sipariş kalıbıdır; A2’de ezberlenmeye değer.
Sayılamayan içeceklerle some ve any birlikte gelir. Olumlu cümlede some (sam), soru ve olumsuzda çoğu zaman any (eni) kullanılır. There is some milk. (Der iz sam milk.) Biraz süt var. Is there any juice? (İz der eni cus?) Meyve suyu var mı? There isn't any coffee. (Der iznt eni kofi.) Kahve yok. Türkçe kaynaklı hata: a water demek. Su sayılamaz; some water veya a bottle of water (e botıl ov votır) bir şişe su doğrudur.
Kafe sahnesi: garson sorar What would you like? (Vot vud yu layk?) Ne istersiniz? Öğrenci: I'd like a glass of orange juice, please. (Ayd layk e glas ov orinc cus, pliiz.) Bir bardak portakal suyu isterim, lütfen. Bu cümle hem içecek hem nazik rica hem de please (pliiz) lütfen sözcüğünü bir arada tutar.
Örnek
Olumlu: I'd like some water. (Ayd layk sam votır.) Biraz su isterim. Soru: Have you got any milk? (Hev yu got eni milk?) Sütün var mı? Olumsuz: I haven't got any tea. (Ay hevnt got eni tii.) Çayım yok.
Market reyonunda ürün ve ambalaj
Süpermarket kelimesi A2’de hem yer hem de ürün ailesidir: supermarket (supermaket). Reyonlarda sık görülenler: sugar (şugır) şeker, salt (solt) tuz, oil (oyl) yağ, butter (batır) tereyağı, flour (flauır) un. Ambalaj sözcükleri alışverişi somutlar: a packet of sugar (e pekit ov şugır) bir paket şeker, a bottle of oil (e botıl ov oyl) bir şişe yağ, a bag of flour (e beg ov flauır) bir torba un, a kilo of rice (e kilo ov rays) bir kilo pirinç. I need a packet of salt. (Ay niid e pekit ov solt.) Bir paket tuza ihtiyacım var.
Dünyada bu konu çoğu kitapta food and shopping başlığı altında, resimli reyon ve alışveriş listesiyle öğretilir. A2 can-do: listede ne olduğunu söylemek ve basit ihtiyaç cümlesi kurmak. We need milk, bread and eggs. (Vi niid milk, bred end egz.) Süte, ekmeğe ve yumurtaya ihtiyacımız var. Fiyat sorusu da bu reyonun parçasıdır: How much is this? (Hau maç iz dis?) Bu ne kadar? How much are these? (Hau maç ar diiz?) Bunlar ne kadar? Türkçe how many ile karıştırmamak gerekir; fiyat için how much kullanılır.
Somut liste: Ece markete girer, sepetine bakar. I need a bottle of oil and a packet of pasta. (Ay niid e botıl ov oyl end e pekit ov pasta.) Bir şişe yağ ve bir paket makarna lazım. Kasiyer: That's ten liras. (Dets ten layrız.) On lira. Ece: Here you are. (Hiır yu ar.) Buyurun. Bu mini metin A2 alışveriş can-do’sunu karşılar.
Örnek
Alışveriş listesi: milk, bread, eggs, oil, sugar. Cümle: Can I have a kilo of rice, please? (Ken ay hev e kilo ov rays, pliiz?) Bir kilo pirinç alabilir miyim, lütfen?
Taze gıda: meyve ve sebze
A2 meyve-sebze listesi kısa ve görseldir. Meyve: apple (epıl) elma, banana (bınanə) muz, orange (orinc) portakal. Sebze: tomato (tımeitou) domates, potato (pıteitou) patates, onion (anyın) soğan, carrot (kerıt) havuç. Üst sözcükler: fruit (fruut) meyve, vegetables (vecitıbılz) sebzeler. fresh (freş) taze, bu konuda sık sıfattır. These tomatoes are fresh. (Diiz tımeitouz ar freş.) Bu domatesler taze.
Sayılabilirlik burada netleşir. Elma, muz, domates, patates sayılır: an apple, two bananas, some tomatoes. fruit çoğu zaman genel anlamda sayılamaz gibi kullanılır: I like fruit. (Ay layk fruut.) Meyveyi severim. vegetables ise çoğul gelir. Türkçe kaynaklı hata: I like vegetable. Doğrusu I like vegetables. Miktar sorusu sayılana How many apples? (Hau meni epılz?), sayılamayana How much fruit? (Hau maç fruut?) şeklindedir.
Sınıf olayı: öğretmen taze ürün resmini açar. Öğrenci: I can see apples, carrots and tomatoes. (Ay ken sii epılz, kerıts end tımeitouz.) Elma, havuç ve domates görüyorum. Arkadaşı: Are the bananas fresh? (Ar dı bınanəz freş?) Muzlar taze mi? Yes, they are. (Yes, dey ar.) Evet, taze.
Örnek
I'd like six apples and a kilo of potatoes, please. (Ayd layk siks epılz end e kilo ov pıteitouz, pliiz.) Altı elma ve bir kilo patates isterim, lütfen. Sayı: elma sayılır; patates kilo ile de alınır.
Pazarda alışveriş: sormak, istemek, ödemek
Yerel pazar, süpermarketten daha sözlü bir yerdir; A2 öğrenci kısa diyalogla idare eder. Can-do: tezgâhta ne istediğini söylemek, fiyat sormak, teşekkür etmek. Kalıplar: Can I have ... , please? (Ken ay hev ..., pliiz?) ... alabilir miyim, lütfen? I'd like some tomatoes. (Ayd layk sam tımeitouz.) Biraz domates isterim. How much is a kilo? (Hau maç iz e kilo?) Kilosu ne kadar? It's cheap. (İts çiip.) Ucuz. It's expensive. (İts ikspensiv.) Pahalı. That's all, thanks. (Dets ool, tenks.) Hepsi bu, teşekkürler.
Dünyada bu sahne rol oyunuyla öğretilir: biri satıcı, biri müşteri. Türkçe almak fiili İngilizceye take diye çevrilmesin; alışverişte asıl fiil buy (bay) satın almak veya nazik Can I have kalıbıdır. I take bread yanlıştır. I want to buy some bread. (Ay vant tu bay sam bred.) Biraz ekmek almak istiyorum. Para birimi cümlede sade durur: That's twenty liras. (Dets tuenti layrız.) Yirmi lira.
Pazar diyaloğu: Satıcı: Hello. Can I help you? (Helou. Ken ay help yu?) Merhaba. Yardımcı olayım mı? Müşteri: Yes, please. I'd like a kilo of oranges. (Yes, pliiz. Ayd layk e kilo ov orinciz.) Evet, lütfen. Bir kilo portakal isterim. Satıcı: Here you are. That's fifteen liras. (Hiır yu ar. Dets fiftiin layrız.) Buyurun. On beş lira. Müşteri: Thank you. Goodbye. (Tenk yu. Gudbay.) Teşekkürler. Hoşça kalın.
Örnek
Sıra: selamla, iste, fiyat sor, öde, teşekkür et. Can I have some cheese, please? How much is it? (Ken ay hev sam çiiz, pliiz? Hau maç iz it?) Peynir alabilir miyim, lütfen? Ne kadar?
Pazar yerinde taze meyve-sebze ve sık tuzaklar
Açık pazar resmi, taze ürünle alışveriş cümlesini birleştirir. Öğrenci gördüğünü A2 cümleleriyle tarif eder: There are many fresh vegetables. (Der ar meni freş vecitıbılz.) Birçok taze sebze var. The apples look good. (Di epılz luk gud.) Elmalar güzel görünüyor. I need some onions and carrots. (Ay niid sam anyınz end kerıts.) Biraz soğana ve havuca ihtiyacım var. There is / there are kalıbı A2’nin omurgasıdır: sayılmayan veya tekil için there is, çoğul için there are.
Sık Türkçe kaynaklı tuzaklar tam burada görünür. food (fuud) genel yiyecek; meal (miıl) öğündür. I eat food at 12 yerine I have lunch at 12. (Ay hev lanç et tuelv.) Öğle yemeğini 12’de yerim. Açlık için Türkçe açım kalıbını I have hunger diye çevirmeyin; doğrusu I'm hungry. (Aym hangri.) Susuzluk: I'm thirsty. (Aym törsti.) Ayrıca the her yiyeceğin başına gelmez. I like the milk genel beğenide fazla belirtidir; I like milk. yeter.
Son bir pazar metni: Good morning. These strawberries are fresh. I'd like two kilos, please. How much is that? Twenty liras. Here you are. Thanks. (Gud morning. Diiz stroberiz ar freş. Ayd layk tuu kiloz, pliiz. Hau maç iz det? Tuenti layrız. Hiır yu ar. Tenks.) Günaydın. Bu çilekler taze. İki kilo isterim, lütfen. Ne kadar? Yirmi lira. Buyurun. Teşekkürler. Çilek sözcüğü A2 listesine yeni eklenebilir; kalıplar aynı kalır.
Örnek
Gördüğünü söyle: There are fresh tomatoes and oranges in the market. (Der ar freş tımeitouz end orinciz in dı market.) Pazarda taze domates ve portakal var. İstek: I'd like some fresh fruit, please.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: a bread, a water, a milk demek Doğrusu: Bu sözcükler çoğu kullanımda sayılamaz. some bread, a loaf of bread, some water veya a bottle of water doğru kalıplardır.
- Yanlış: Türkçe almak fiilini alışverişte take diye kullanmak: I take apples. Doğrusu: Satın almak için buy veya nazik Can I have / I'd like kullanılır. I'd like some apples. doğrudur.
- Yanlış: Fiyat sorarken How many is this? demek Doğrusu: Fiyat ve sayılamayan miktar için How much gerekir. How much is this? Bu ne kadar? Sayılan nesnede adet sorusu How many apples? olur.
- Yanlış: I like vegetable. ve her yiyeceğin önüne the koymak Doğrusu: Genel beğenide I like vegetables. ve I like milk. yeter. fruit genel anlamda tekil kalabilir; vegetables çoğuldur.
- Yanlış: Açlığı I have hunger diye çevirmek; food ile meal karıştırmak Doğrusu: Doğrusu I'm hungry. Öğün için breakfast, lunch, dinner veya meal kullanılır; food genel yiyecektir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, yaklaşık B1’de, aynı tema menü okuma, tarif basamakları, sağlıklı beslenme görüşü ve şikayet cümlelerine açılır. Sayılabilirlik much / many / a lot of / a few / a little ile incelir; geçmiş alışveriş I bought ile anlatılır. Öğrenci sadece ürün adı değil, neden o ürünü seçtiğini de kısa gerekçeyle söyler. Restoran rezervasyonu ve iade diyaloğu da bu kelime tabanının üzerine biner.
Özet
A2’de yiyecek, içecek ve market ürünlerini adlandırır; I'd like, Can I have ve How much ile alışveriş yaparsın. Sayılan ve sayılamayan ayrımı, some / any ve ambalaj kalıpları siparişi doğru tutar. Türkçeden bire bir çeviri yerine bu kısa kalıpları ezberlemek günlük pazarda ve markette işe yarar.