Meslekleri, okul görevlerini ve nazik ricayı A2 düzeyinde kullanmak, sınıfta ve günlük hayatta işbirliği kurmanın temelidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Meslekler: insanlar ne iş yapar?
CEFR A2 can-do hedefi şudur: meslek adlarını söyleyebilir ve birinin işte ne yaptığını kısa cümlelerle anlatabilirim. Dünyada bu konu çoğu derste resimli kartlar ve sınıf anketiyle açılır. Türkçede iş hem meslek hem çalışma demektir. İngilizcede job (cab) bir meslek veya kadrodur; work (vörk) ise genel çalışmadır.
Sık meslekler: teacher (tiıçır) öğretmen, doctor (doktır) doktor, nurse (nörs) hemşire, engineer (enciniır) mühendis, waiter (veytır) garson, cook (kuk) aşçı, driver (drayvır) sürücü, shop assistant (şap ısistınt) tezgâhtar, farmer (farmır) çiftçi, police officer (pılis ofisır) polis, firefighter (fayırfaytır) itfaiyeci, student (styuıdınt) öğrenci. Yer için work in / work at yeter: She works in a hospital. (şi vörks in ı hospitıl) O bir hastanede çalışır.
Ne yaptığını geniş zamanla söyleriz. A teacher helps students. (ı tiıçır helps styuıdınts) Öğretmen öğrencilere yardım eder. Soru What do you do? (vat du yu du) Ne iş yaparsın demektir, şu anki eylemi sormaz. Cevapta artikel unutulmaz: I am a student. (ay em ı styuıdınt) Ben bir öğrenciyim.
Örnek
A: What do you do? Ne iş yaparsın? B: I am a student. My mother is a nurse. She works in a hospital. Ben bir öğrenciyim. Annem hemşire. O bir hastanede çalışır. A: What does your father do? Baban ne iş yapar? B: He is a bus driver. He drives a bus every day. O otobüs şoförüdür. Her gün otobüs kullanır.
Okul etkinlikleri ve görevler
A2 can-do: okul etkinliklerini ve günlük görevleri basit sözcüklerle anlatabilirim. Gerekli sözcükler: homework (homvörk) ödev, project (procekt) proje, exam (igzem) sınav, presentation (prezınteyşın) sunum, school trip (skul trip) okul gezisi, sports day (sports dey) spor günü, concert (konsırt) konser, club (klab) kulüp, meeting (miiting) toplantı, duty (duuti) nöbet, task (task) görev.
Fiiller kalıpla öğrenilir: do homework (du homvörk) ödev yapmak, study for an exam (stadi for ın igzem) sınava çalışmak, give a presentation (giv ı prezınteyşın) sunum yapmak, join a club (coyn ı klab) kulübe katılmak, organise a concert (orgınayz ı konsırt) konser düzenlemek. Örnek: We organise a school concert in May. (vi orgınayz ı skul konsırt in mey) Mayısta okul konseri düzenleriz. I have duty on Monday. (ay hev duuti on mandey) Pazartesi nöbetim var.
Okul hayatı ünitesi dünyada uzun süredir ilk konulardandır; çünkü öğrenci kendi gününden konuşur. Dikkat: job meslek içindir. Ödev ve nöbet homework, task veya duty olur. Günlük hayatta zil, teneffüs, kermes ve veli toplantısı bu sözcükleri ister.
Örnek
On Friday we have a school trip. I do my homework after school. Our class organises a sports day in June. I join the music club. Cuma günü okul gezimiz var. Okuldan sonra ödevimi yaparım. Sınıfımız haziranda spor günü düzenler. Müzik kulübüne katılırım.
Nazik rica etme ve yardım isteme
A2 can-do: basit ve nazik rica yapabilir, kısa cevap verebilirim. Temel kalıp Can you + fiil...? (ken yu) Yapabilir misin? Daha nazik biçim Could you + fiil...? (kud yu) lütfen yapar mısın? Emir gibi durmasın diye please (pliz) eklenir: Can you help me, please? (ken yu help mi, pliz) Lütfen bana yardım eder misin?
Olumlu cevap: Sure. (şur) Tabii. Of course. (ıv kors) Elbette. No problem. (nou problem) Sorun değil. Nazik ret: Sorry, I can't. (sori, ay kent) Üzgünüm, yapamam. I'm busy now. (aym bizi nau) Şu an meşgulüm. İzin: Can I open the window? (ken ay oupın dı windou) Pencereyi açabilir miyim? İstek: Can I have a pencil, please? (ken ay hev ı pensıl, pliz) Lütfen bir kalem alabilir miyim?
Dünyada bu konu işlevsel dil olarak öğretilir. 1970'lerde D. A. Wilkins'in notional-functional yaklaşımı, dilbilgisi sırası yerine rica, izin ve öneri gibi ihtiyaçları öne aldı. Türkçede tanıdığa Yap şunu demek normal gelebilir; İngilizcede tanımadığın kişiye emir kaba durur. Bu yüzden A2'de Can you ve Could you durumla birlikte çalışılır.
Örnek
A: Could you hold this poster, please? Bu posteri tutar mısın lütfen? B: Sure. Where do we put it? Tabii. Nereye koyalım? A: Can you help me with the chairs too? Sandalyelerde de yardım eder misin? B: Of course. Let's do it together. Elbette. Birlikte yapalım.
Grup projesi ve görev paylaşımı
A2 can-do: grup içinde kendi görevimi söyleyebilir, başkasından iş isteyebilirim. Yararlı sözcükler: group project (grup procekt) grup projesi, team (tiim) takım, together (tıgedır) birlikte, share (şer) paylaşmak, idea (aydiı) fikir, poster (postır) afiş. Görev bölme: I look for pictures. You write the text. (ay luk for pikçırz. yu rayt dı tekst) Ben resim ararım. Sen metni yazarsın.
Dağıtım cümleleri kısa tutulur. I can make the poster. (ay ken meyk dı postır) Afişi ben yapabilirim. Who can find information? (hu ken faynd infımeşın) Kim bilgi bulabilir? Let's work together. (lets vörk tıgedır) Birlikte çalışalım. It's my task to write the names. (its may task tu rayt dı neymz) İsimleri yazmak benim görevim. Bitiş: We finish our project on Friday. (vi finiş avır procekt on fraydey) Projeyi cuma günü bitiririz.
Sınıfta grup işi, iletişimci dil öğretimiyle 1970-80'lerden beri yaygındır: dil, gerçek bir işi bitirmek için kullanılır. Ev ödevi, stand hazırlama ve kermes aynı kalıpları ister. Kontrol sorusu: Can you do this part? (ken yu du dis part) Bu kısmı yapabilir misin?
Örnek
We have a group project about jobs. Ali makes the poster. Eda finds photos. I write five sentences. Can you check the spelling, please? Meslekler hakkında grup projemiz var. Ali afişi yapar. Eda fotoğraf bulur. Ben beş cümle yazarım. Yazımı kontrol eder misin lütfen?
Meslekleri canlandırarak öğrenmek
Rol yapma, meslek konusunun klasik yoludur. Öğrenci doctor veya waiter olur, kısa diyalog kurar. A2 can-do: basit bir meslek sahnesinde soru sorabilir ve cevap verebilirim. Doktor-hasta: What's the matter? (vats dı metır) Neyin var? I have a headache. (ay hev ı hedeyk) Başım ağrıyor. Garson-müşteri: Can I have a sandwich, please? (ken ay hev ı sendviç, pliz) Bir sandviç alabilir miyim lütfen? Here you are. (hiır yu ar) Buyurun.
Canlandırma ezberi konuşmaya çevirir. Drama teknikleri dil öğretimine özellikle iletişimci yaklaşımla girdi; amaç sınıfta küçük bir gerçek dünya kurmaktır. İşbirliği cümleleri: You are the shop assistant. I am the customer. (yu ar dı şap ısistınt. ay em dı kastımır) Sen tezgâhtarsın. Ben müşteriyim. Let's practise together. (lets prektis tıgedır) Birlikte pratik yapalım.
A2 sahneleri 6-8 cümleyi geçmez; uzun hikâye beklenmez. Yardımcı dil: It's your turn. (its yor törn) Sıra sende. Can you say that again, please? (ken yu sey det ıgen, pliz) Onu tekrar söyler misin lütfen? Böylece rica kalıbı meslek sahnesinin içine yerleşir.
Örnek
Garson: Hello. Can I help you? Merhaba. Yardımcı olabilir miyim? Müşteri: Yes. Can I have a pizza and water, please? Evet. Bir pizza ve su alabilir miyim lütfen? Garson: Of course. That's ten liras. Elbette. On lira. Müşteri: Thank you. Teşekkürler. Garson: You're welcome. Rica ederim.
Türkçe konuşanların sık yaptığı hatalar
Birinci hata: meslek önünde artikel unutmak. Türkçede Ben öğretmenim deriz, bir demeyiz. İngilizcede doğrusu I am a teacher. (ay em ı tiıçır) biçimidir; I am teacher eksiktir. Sesli harfle başlayan mesleklerde an gelir: He is an engineer. (hi iz ın enciniır) O bir mühendistir.
İkinci hata: do ile make karışması. Türkçe yapmak tek fiildir. Ödev için do homework, yemek için make food, hata için make a mistake kullanılır. make homework sık görülen yanlış kalıptır. Üçüncü hata: rica yerine emir. Arkadaşa kısa Give me the book. bazen yeter; öğretmene Can you give me the book, please? (ken yu giv mi dı buk, pliz) denir.
Dördüncü hata: job ile okul işini karıştırmak. Bugün çok işim var ödev ise I have a lot of homework. (ay hev ı lot ıv homvörk) olur. I have a lot of jobs meslek sayısı gibi durur. Beşinci hata: What do you do? sorusuna I do student demek. Doğrusu I am a student. veya I study at school. (ay stadi et skul) Okulda okurum. Telaffuz: work vörk, job cab.
Düzeltme yolu: cümleyi Türkçeden kelime kelime çevirme. Önce durumu seç (meslek, ödev, yardım), sonra hazır kalıbı kullan. Could you geçmiş zaman sanılmamalı; A2'de bu nazik ricadır.
Örnek
Yanlış düşünce: I am teacher. I make homework. Give pencil. Doğrusu: I am a teacher. I do my homework. Can I have a pencil, please? Ben bir öğretmenim. Ödevimi yaparım. Bir kalem alabilir miyim lütfen?
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I am teacher. demek yeter; Türkçede bir demiyoruz. Doğrusu: Meslek adından önce a veya an gerekir: I am a teacher. She is an engineer.
- Yanlış: What do you do? şu anda ne yaptığını sorar. Doğrusu: Bu kalıp mesleği sorar. Şu anki eylem için What are you doing? (vat ar yu duing) kullanılır.
- Yanlış: Ödev için make homework denir çünkü yapmak = make. Doğrusu: Ödev do homework ile yapılır. make yemek, hata, afiş gibi ürünlerde daha sıktır.
- Yanlış: Could you geçmiş zamandır, şimdi ricada kullanılmaz. Doğrusu: A2'de Could you nazik ricadır, geçmiş anlamı taşımaz. Can you de doğrudur; Could you biraz daha kibardır.
- Yanlış: Okuldaki işler de job sözcüğüyle anlatılır. Doğrusu: job meslek veya kadrodur. Ödev homework, sınıf görevi task veya duty olur.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta (B1) meslek konusu günlük iş programına, zorunluluklara ve iş ilanına gider. have to ve must ile görev anlatılır; deneyim için present perfect belirmeye başlar. Rica uzar: Would you mind...? ve kısa e-posta isteği eklenir. İş görüşmesi ve basit özgeçmiş henüz A2'nin işi değildir; önce bu ünitedeki artikel, do/make ve Can you kalıpları sağlamlaşmalıdır.
Özet
A2'de meslek job, çalışma work, okul işi ise homework, task veya duty ile anlatılır. Rica için Can you, Could you ve please yeter; cevaplar Sure veya Sorry, I can't kadar kısa olabilir. Artikel, do homework ve nazik soru, Türkçeden bire bir çevirinin önüne geçen üç kilit alışkanlıktır.