QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Kelime: Hobiler, beceriler ve yaşam deneyimleri

Yabancı Diller · İngilizce A2 · Deneyimler ve hobiler
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Hobiler, beceriler ve yaşam deneyimleri, A2 düzeyinde kim olduğumuzu, neler sevdiğimizi ve neler yapabildiğimizi günlük İngilizce ile anlatmamızı sağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Hobilerle kendimizi tanıtmak

Bu resimde öğrenciler hangi hobileri ve deneyimleri yaşıyor?

CEFR A2 can-do hedefi şudur: Boş zamanımda neler yaptığımı basit cümlelerle söyleyebilir ve karşımdakine sorabilirim. Dünyadaki birçok İngilizce ders kitabı tanışma ünitesinden hemen sonra free time (fri taym, boş zaman) konusuna geçer. Hobiler kişiseldir, herkesin söyleyecek bir şeyi vardır ve hata yapma korkusu azdır. Hedef cümlemiz şudur: I can talk about my hobbies. (Ay ken tok ıbaut may hobiz.) Yani hobilerim hakkında konuşabilirim.

hobby (hobi) tekil, hobbies (hobiz) çoğuldur. Türkçede tek sözcük yeter; İngilizcede çoğul -ies ile yazılır, hobbyes biçimi yoktur. En işlek kalıplar şunlardır: I like + -ing, I love + -ing, I enjoy + -ing, I don’t like + -ing. Örnek: I like reading. (Ay layk riiding.) Okumayı severim. I enjoy playing football. (Ay encöy pleying futbol.) Futbol oynamaktan hoşlanırım. Olumsuz cümle: I don’t like getting up early. (Ay dont layk geding ap öli.) Erken kalkmayı sevmem.

Sınıfta bu konu çoğu ülkede anket ve dolaşma etkinliğiyle öğretilir. Öğretmen Find someone who… (faynd samvan hu) der: Birini bul, o kişi… Örneğin Find someone who likes cooking. (Yemek yapmayı seven birini bul.) Karşı taraf genelde şunu sorar: What do you do in your free time? (Uot du yu du in yor fri taym?) Boş zamanında ne yaparsın? Kısa cevap yeter: I listen to music and take photos. (Ay lisın tu müzik end teyk foutouz.) Müzik dinlerim ve fotoğraf çekerim. Nedeni için Why? (vay) ve because (bikoz) yeterlidir: Because it’s fun. (Bikoz its fan.) Çünkü eğlenceli.

Örnek

Kantin diyaloğu. Ali: What do you do in your free time? Eda: I like drawing and I love cooking. Ali: Why do you like drawing? Eda: Because it’s relaxing. Türkçesi: Ali boş zamanını sorar. Eda çizim yapmayı ve yemek yapmayı sevdiğini söyler. Ali nedenini sorar. Eda, rahatlatıcı olduğu için sevdiğini söyler. Telaffuz: drawing drooing, cooking koking, relaxing rilaksing.

Hobi sözcükleri: play, go ve do

Resimdeki hobileri İngilizce nasıl adlandırırsın?

A2 sözcük seçiminde spor ve boş zaman fiilleri üç gruba ayrılır. Top ve raket sporlarında play (pley) kullanılır: play football, play basketball, play tennis, play volleyball. Enstrümanlarda da play vardır ama the gelir: play the guitar (pley dı gitar), play the piano (pley dı piyano). Futbolda the yoktur: play the football demeyiz. Bu ayrım Türkçe konuşanlar için en sık tuzaklardan biridir.

go (gou) çoğu kez -ing ile hareket ve açık hava hobilerinde gelir: go swimming (gou suiming), go cycling (gou saykıling), go running, go camping (gou kemping), go shopping. Dövüş sporları, jimnastik ve bazı salon işlerinde do (du) vardır: do yoga, do karate, do gymnastics, do homework hobi değildir ama aynı kalıptır. Ev ve sanat hobileri ayrı fiillerle gelir: take photos (teyk foutouz), collect stamps (kolekt stems, pul biriktirmek), cook (kuk), draw (droo), paint (peynt), read (riid), watch films, sing, dance, hang out with friends (heng aut uiz frendz, arkadaşlarla takılmak).

Günlük hayatta bu sözcükler kulüp panosunda, spor salonu ilanında ve mesajlaşmada çıkar. Kısa bir öğrenci metni şöyle olabilir: In my free time I go swimming on Mondays. I play the guitar at the weekend. I don’t do yoga. I collect football cards. (Hafta içi pazartesi yüzmeye giderim. Hafta sonu gitar çalarım. Yoga yapmam. Futbol kartı biriktiririm.) Sıklık sözcükleri A2’de yeterlidir: always (olveyz), usually (yujuıli), sometimes (samtaymz), never (nevır). Yerleri: fiilden önce, be fiilinden sonra.

Örnek

Yanlış ve doğru. Yanlış: I play the football and I go karate. Doğru: I play football and I do karate. Yanlış: I play guitar in my free time. Doğru: I play the guitar in my free time. Mini metin: Mert goes cycling after school. He doesn’t play tennis. He takes photos in the park. Mert okuldan sonra bisiklete biner. Tenis oynamaz. Parkta fotoğraf çeker.

Beceriler: can, can’t ve good at

Bu resimde insanlar hangi becerileri paylaşıyor?

Hobi sevmek ile beceri göstermek aynı şey değildir. A2 can-do hedefi: Yapabildiğimi ve yapamadığımı söyleyebilirim; birinin becerisini basitçe sorabilirim. Yetenek için can (ken) ve can’t (kent) kullanılır. can den sonra to gelmez ve fiil yalın kalır: I can swim. (Ay ken suim.) Yüzebilirim. She can cook very well. (Şi ken kuk veri uel.) Çok iyi yemek yapabilir. Olumsuz: I can’t sing. (Ay kent sing.) Şarkı söyleyemem. Soru: Can you dance? (Ken yu dens?) Dans edebilir misin? Kısa cevap: Yes, I can. / No, I can’t.

Ne kadar iyi olduğumuzu söylemek için good at (gud et) kalıbı vardır. Sonuna isim veya -ing gelir: I’m good at maths. I’m good at drawing. (Ayım gud et drooing.) Çizimde iyiyim. Zayıf yön: I’m not very good at dancing. (Ayım not veri gud et dansing.) Dans etmekte pek iyi değilim. Türkçedeki “-de iyi olmak” kalıbı İngilizcede in değil at ister; good in English A2’de hedef biçim değildir, good at English denir. Bir beceriyi paylaşırken öğretme fiili show (şou) veya help (help) yeter: I can show you. Sana gösterebilirim.

Sınıfta beceriler poster, ikili çalışma ve küçük atölye ile öğretilir. Biri fotoğraf çeker, diğeri yemek yapar, üçüncüsü gitar gösterir. Bu, hobilerin çeşitliliğini ve becerilerin paylaşımını görünür kılar. Kısa diyalog kalıbı: What can you do? (Uot ken yu du?) Ne yapabilirsin? I can play the piano, but I can’t play the guitar. Piyano çalabilirim ama gitar çalamam. Nazik bir övgü: That’s great! (Dets greyt.) Harika!

Örnek

Atölye diyaloğu. Selin: Can you take photos? Burak: Yes, I can. I’m good at taking photos. I can show you after school. Selin: Thanks! I can’t cook. Can you help me? Burak: Sorry, I’m not very good at cooking. Türkçesi: Selin fotoğraf sorar. Burak çekebildiğini, bu işte iyi olduğunu ve okuldan sonra gösterebileceğini söyler. Selin yemek yapamadığını belirtir. Burak yemekte pek iyi olmadığını söyler.

Yaşam deneyimleri: ever, never ve geçmiş

Resimde farklı yaştaki insanlar hangi hobi ve deneyimlerle bir araya geliyor?

A2 can-do hedefi: Hayatımda ne yaşadığımı basitçe söyleyebilir, Have you ever…? (Hev yu evır) sorusunu anlayıp yanıtlayabilirim. Belirli bir zaman varsa past simple yeter: I visited İzmir last summer. (Ay vizitid İzmir last samır.) Geçen yaz İzmir’i ziyaret ettim. When I was ten, I started the guitar. On yaşındayken gitar başladım. Zaman sözcüğü yoksa, hayat deneyimi için present perfect’in en basit yüzü kullanılır: I have been to Ankara. (Ay hev bin tu Ankara.) Ankara’da bulundum. I have never tried skiing. (Ay hev nevır trayd skiing.) Hiç kayak denemedim.

Sık fiiller A2’de sınırlı tutulur: been (bin, bulunmuş), seen (siin, görmüş), tried (trayd, denemiş), played, visited, won (uan, kazanmış), made (meyd, yapmış), cooked. Soru kalıbı sabittir: Have you ever been to…? Hiç …’ye gittin mi? Have you ever played tennis? Hiç tenis oynadın mı? Cevaplar: Yes, I have. / No, I haven’t. / Never. Türkçe “hiç gittin mi?” hem geçmiş hem deneyim sorabilir; İngilizcede zaman yoksa ever, geçen yıl varsa past simple seçilir.

Farklı yaş grupları aynı hobide buluşabilir. Dede bahçe işi yapar: My grandfather grows tomatoes. (May grendfaadır grouz tımeitouz.) Dedem domates yetiştirir. Anne fotoğraf çeker. Gençler kamp yapar. Çocuk I have never gone camping with my family. diyebilir. Aile pikniği, okul kermesi ve mahalle turnuvası bu cümlelerin gerçek yeridir. Abartılı sözcük gerekmez; It was fun. (It uoz fan.) Eğlenceliydi. It was difficult but interesting. Zordu ama ilginçti.

Örnek

Üç kuşak sohbeti. Dede: I played football when I was young. Ece: Have you ever tried cycling in the city? Dede: No, I haven’t. But I have been to many parks. Ece: Last Sunday I went cycling with my friends. It was great. Türkçesi: Dede gençken futbol oynadığını söyler. Ece şehirde bisiklet denayıp denemediğini sorar. Dede denemediğini ama birçok parka gittiğini belirtir. Ece geçen pazar arkadaşlarıyla bisiklete bindiğini ve çok beğendiğini anlatır.

Hobiler insanları bir araya getirir

Bu etkinlikler insanların tanışmasına ve konuşmasına nasıl yardım ediyor?

Hobi yalnız evde yapılan bir iş değildir; kulüp, takım, koro, kamp ve mahalle sahası insanları yan yana getirir. A2 can-do hedefi: Bir etkinliğe katılmak için basit soru sorabilir, davet edebilir ve kısa yanıt verebilirim. Davet kalıpları: Do you want to come with me? (Du yu uont tu kam uiz mi?) Benimle gelmek ister misin? Let’s play basketball after school. (Lets pley basketbol aftır skuul.) Okuldan sonra basketbol oynayalım. Kabul: Yes, I’d like that. (Yes, ayd layk det.) Evet, isterim. Red: Sorry, I can’t today. (Sori, ay kent tıdey.) Üzgünüm, bugün olmaz.

Okul panosunda sık görülen metin A2 düzeyindedir: Join our music club! We sing on Fridays. You don’t need to be good at singing. Come and have fun. Müzik kulübümüze katıl! Cuma günleri şarkı söyleriz. İyi şarkı söylemen gerekmez. Gel ve eğlen. Toplumsal etkileşimde hobiler ortak konu verir; hava durumu konuşmaktan daha sıcaktır. Yeni sınıfta I like the same music. (Aynı müziği seviyorum.) demek kapı açar. Karşılaşmada nazik soru: Is this your first time here? (İz dis yor först taym hiır?) Buraya ilk gelişin mi?

Günlük hayatta bu dil spor salonu gişesinde, kurs kaydında ve yaz kampı odasında çıkar. Görevli sorabilir: What sports do you do? Hangi sporları yaparsın? Öğrenci: I go swimming and I play volleyball. I’m not very good at volleyball, but I enjoy it. Yüzmeye giderim ve voleybol oynarım. Voleybolda pek iyi değilim ama hoşlanırım. Beğeni ile beceri ayrımı burada da durur: Sevmek için usta olmak gerekmez. Bu fikir, birçok ülkede hobi ünitesinin yumuşak mesajıdır.

Örnek

Kulüp standı. Görevli: Hi! Do you like music? Elif: Yes, I do. I can play the guitar, but I can’t sing very well. Görevli: That’s OK. Do you want to join our club? Elif: Yes, please. When do you meet? Görevli: On Thursdays after school. Türkçesi: Görevli müziği sevip sevmediğini sorar. Elif gitar çalabildiğini ama pek iyi şarkı söyleyemediğini belirtir. Görevli sorun olmadığını söyler ve kulübe katılmak isteyip istemediğini sorar. Elif kabul eder ve ne zaman buluştuklarını sorar. Cevap: perşembe, okuldan sonra.

Türkçe konuşanların sık yaptığı hatalar

Türkçeden gelen aktarım, hobi dilinde birkaç kalıbı bozar. Birincisi fiil çekimidir. Türkçe “ben futbol oynuyorum” hem şimdi hem alışkanlık olabilir; İngilizcede alışkanlık için present simple gerekir: I play football. I am play football veya I am playing football every day A2 hedefi değildir. İkincisi beğenme kalıbıdır. Türkçe “çok seviyorum” sözcük sırası I very like üretir; doğrusu I like it very much. (Ay layk it veri maç.) veya I really like cooking. Üçüncüsü can artı to’dur. Türkçe “yapabilirim” içindeki -e/-a, öğrenciyi I can to swim demeye iter. Doğrusu: I can swim.

Dördüncüsü spor ve enstrüman ayrımıdır: play football ama play the guitar. Beşincisi good at yerine good in kullanmaktır. Altıncısı çoğul ve yazımdır: hobbies, hobbyes değil; photos, photoes değil. Yedincisi deneyim sorusudur. Türkçe “hiç gittin mi?”yi her zaman past simple ile vermek, Did you ever go? kalıbını şişirir. A2’de hayat deneyimi için Have you ever been to…? öğretilir; belirli gün varsa Did you go last year? denir. been to bir yerde bulunup dönmeyi, turistik deneyimi anlatır.

Telaffuz da anlamı bozabilir. hobby hobi, hobbies hobiz (hobis değil). live (liv, yaşamak) ile leave (liiv, ayrılmak) karışır. cook kuk, cookie değil. watch voç, wash (woş, yıkamak) ayrıdır. enjoy encöy, vurgu ikinci hecededir. Sınıfta bu hatalar utandırılmadan, kısa doğru modelle düzeltilir: Öğrenci I can to cook der, öğretmen gülümser ve modeli verir: I can cook. Öğrenci tekrarlar. Bu, dünyada da yaygın düzeltme yoludur.

Örnek

Düzeltme listesi. Yanlış: I am like football very. Doğru: I like football very much. Yanlış: I can to play the basketball. Doğru: I can play basketball. Yanlış: I have gone to Antalya last year. Doğru: I went to Antalya last year. veya zaman yoksa I have been to Antalya. Yanlış: I’m good in take photos. Doğru: I’m good at taking photos. Mini diyalog. Öğretmen: Have you ever tried camping? Öğrenci: No, I haven’t. But I want to try it. (Nou, ay hevınt. Bat ay uont tu tray it.) Hayır, denemedim. Ama denemek istiyorum.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: I am play football veya I very like music demek. Doğrusu: Alışkanlık için I play football. Beğeni için I like music very much. veya I really like music. be fiili bu kalıplara eklenmez.
  • Yanlış: I can to swim ve play the football / play guitar karışıklığı. Doğrusu: can den sonra to gelmez: I can swim. Takım sporunda the yoktur: play football. Enstrümanda the vardır: play the guitar.
  • Yanlış: I’m good in English ve hobbyes yazmak. Doğrusu: Beceri için good at kullanılır: I’m good at English. Çoğul doğru yazım hobbies biçimidir.
  • Yanlış: Geçen yaza ait geziyi I have gone to İzmir last summer diye söylemek. Doğrusu: Belirli zaman varsa past simple gerekir: I went to İzmir last summer. Zaman yoksa deneyim için I have been to İzmir. denir.
  • Yanlış: Hobiyi sevmek ile o işte usta olmak aynı şey sanmak. Doğrusu: I like singing beğeniyi, I can sing well veya I’m good at singing beceriyi anlatır. Sevmek için çok iyi olmak gerekmez.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, B1’de hobiler yalnızca like ve can ile kalmaz. Öğrenci used to ile çocukluk hobilerini, present perfect ile süre ve sonuç bildiren deneyimleri daha ayrıntılı anlatır. Tavsiye ve karşılaştırma gelir: bir sporu diğerine neden yeğlediğini gerekçelendirir, kulüp ilanını daha uzun okur, film veya kitap hakkında kısa görüş yazar. Sözcükler de genişler; A2’deki fun ve interesting yanına daha kesin niteleyiciler eklenir. Sınıfta hedef, kısa diyalogdan kısa paragrafa ve basit tartışmaya geçmektir.

Özet

A2’de hobiler like/love/enjoy + -ing, sporlarda play/go/do ayrımı ve can ile good at üzerinden konuşulur. Deneyimler, zaman varsa past simple, zaman yoksa Have you ever ve been to ile verilir. Türkçeden gelen I am play, can to, very like ve the football gibi kalıplar düzeltilince bu konu kantinde, kulüpte ve gerçek tanışmada işe yarar.

Örnek sorular

1. Which word is a hobby?
  1. Painting
  2. Table
  3. Window
  4. Pencil
Cevabı göster
Doğru cevap: Painting
Painting is an activity people do in their free time, so it is a hobby. The other options are objects.
2. Which of the following is an outdoor hobby?
  1. Gardening
  2. Reading
  3. Cooking
  4. Drawing
Cevabı göster
Doğru cevap: Gardening
Gardening is usually done outside, while the others are mostly indoor activities.
3. Which sentence is correct to talk about a skill?
  1. I can swim.
  2. I swim yesterday.
  3. I swimming.
  4. I can to swim.
Cevabı göster
Doğru cevap: I can swim.
'I can swim.' is the correct way to express ability using 'can'. The other sentences are grammatically incorrect.
4. Which sentence is correct to talk about a life experience?
  1. I have visited London.
  2. I visit London.
  3. I visiting London.
  4. I visits London.
Cevabı göster
Doğru cevap: I have visited London.
'I have visited London.' is the correct present perfect form to talk about a life experience.
5. Which picture shows a music-related hobby?
  1. Playing the guitar
  2. Playing chess
  3. Cooking pasta
  4. Reading a book
Cevabı göster
Doğru cevap: Playing the guitar
Playing the guitar is a music-related hobby. The other options are not related to music.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Dil bilgisi: Yakın geçmiş ve deneyimler (Present Perfect: ever, never, yet)Günlük konuşma: Deneyim sorma ve cevaplama diyaloğu ›