Dolaylı anlatım, başkasının sözünü aktarırken Almancada Konjunktiv I ile ‘ben aktarıyorum, bu henüz benim kanıtım değil’ mesafesini kurar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Dolaylı anlatım nedir ve haberde neden vardır?
Almancada birinin sözünü aktarırken her zaman tırnak açmayız. Bunun yerine indirekte Rede (in-di-rek-te ree-de) yani dolaylı anlatım kullanırız. CEFR B2 can-do hedefi şudur: öğrenci, haber ve sohbetten aldığı bilgiyi kimin söylediğini belirterek aktarabilir. Telaffuz ipucu: Rede = ree-de, indirekt = in-di-rekt.
Dünyada bu konu genelde B1’deki Konjunktiv II den sonra, B2’de öğretilir. Çünkü dolaylı anlatımın asıl kipi Konjunktiv I (kon-yunk-tiif bir) dir. Biçim, bildirme kipinden ayırt edilmiyorsa yedek olarak Konjunktiv II gelir. Türkçede ayrı bir ‘haber kipi’ yoktur; bu yüzden Türk öğrenci önce mesafeyi, sonra biçimi öğrenmelidir. Kısa diyalog: Was hat der Lehrer gesagt? Öğretmen ne dedi? Er hat gesagt, die Prüfung sei morgen. Sınavın yarın olduğunu söyledi.
Tarihçe olarak bu kip, Almancada uzun süredir ‘başkasının sözü’nü işaretlemek için kullanılır. Günlük hayatta resmi haber, tutanak, okul özeti ve ‘arkadaşım şöyle demişti’ türü anlatılarda yerini korur. Konuşma dilinde birçok kişi bildirme kipine kayar; yine de B2 yazılı ve dinleme metinlerinde sei, habe, werde biçimleri beklenir.
Örnek
Doğrudan: Die Lehrerin sagt: Ich bin zufrieden. Öğretmen: Memnunum. Dolaylı: Die Lehrerin sagt, sie sei zufrieden. Öğretmen, memnun olduğunu söylüyor. sei = zay. Kişi ich den sie ye kaydı; fiil bin yerine sei oldu.
Konjunktiv I biçimleri ve ne zaman yedek kip gelir
B2’de en sık üçüncü tekil ve çoğul gerekir, çünkü haber ‘o / onlar dedi’ diye gider. Olmak: er sei (eer zay), sie seien (zii zay-en). Sahip olmak: er habe (eer haa-be), sie haben çoğu zaman bildirme kipine benzediği için yedek sie hätten (zii he-ten) kullanılır. Gelecek: er werde (eer veer-de). Diğer fiillerde üçüncü tekil çoğu kez gövde artı -e dir: er gehe, er komme.
Ayırt edilemeyen yerde yedek kuralı şudur: Konjunktiv I ile bildirme kipi aynı görünüyorsa Konjunktiv II yazılır. sie haben hem bildirme hem Konjunktiv I gibi durur; bu yüzden haber cümlesinde sie hätten tercih edilir. er hat ise er habe ile ayrılır, yedeğe gerek yoktur. Telaffuz: hätte = he-te, wäre = vee-re, würde = vür-de.
Kısa diyalog: Was steht in der Zeitung? Gazetede ne yazıyor? Die Polizei teilt mit, der Täter sei gefasst worden. Polis, failin yakalandığını bildiriyor. Burada sei gefasst worden edilgen geçmiş aktarımdır; gazete olayı kendi gözüyle doğrulamamış, kaynağı aktarmıştır.
Örnek
Doğrudan: Wir haben keine Zeit. Zamanımız yok. Dolaylı: Sie sagten, sie hätten keine Zeit. Zamanları olmadığını söylediler. Doğrudan: Ich habe keine Zeit. Zamanım yok. Dolaylı: Er sagte, er habe keine Zeit. Zamanı olmadığını söyledi. Fark: üçüncü tekilde habe yeter; birinci çoğulda hätten gerekir.
Doğrudan cümleden dolaylı cümleye: kişi, zaman, yer
Dönüştürme üç adımlıdır. Bir: kişi zamirleri kayar. ich anlatılan kişiye göre er veya sie olur; wir çoğunlukla sie olur. İki: fiil Konjunktiv I (gerekirse yedek Konjunktiv II) alır. Üç: zaman ve yer sözcükleri aktaranın bakışına çekilir. heute çoğu kez an diesem Tag, morgen am folgenden Tag, hier dort, gestern am Tag davor olur. Telaffuz: heute = hoy-te, morgen = mor-gen.
Zaman kayması B2’de şöyledir. Doğrudan şimdiki zaman, dolaylıda Konjunktiv I şimdiki kalır: Ich lerne Deutsch. Almanca öğreniyorum. Sie sagte, sie lerne Deutsch. Almanca öğrendiğini söyledi. Doğrudan geçmiş (Präteritum, Perfekt) dolaylıda çoğu kez Konjunktiv I Perfekt olur: er habe gelernt, sie sei gekommen. Doğrudan gelecek, dolaylıda er werde kommen biçimini alır.
dass (das) bağlacı isteğe bağlıdır. Er sagt, dass er müde sei. yorgun olduğunu söylüyor. Aynı anlam: Er sagt, er sei müde. Haber dilinde ikinci biçim daha kısadır. Türkçedeki ‘ki’yi her seferinde dass diye yazmak zorunlu değildir; fiili sona atmayı unutmamak yeter.
Örnek
Doğrudan başlık: Der Trainer sagt: Wir spielen morgen hier. Antrenör: Yarın burada oynuyoruz. Dolaylı: Der Trainer sagte, sie spielten am folgenden Tag dort. Antrenör, ertesi gün orada oynayacaklarını söyledi. spielen üçüncü çoğulda bildirme kipine benzediği için yedek spielten kullanılmıştır. Somut olay: okul gazetesinde ‘müdür yarın toplantı var dedi’ cümlesi böyle aktarılır.
Sorular, istekler ve bildirme fiilleri
Evet-hayır sorusu dolaylıda ob (op) alır. Kommt der Bus? Otobüs geliyor mu? Sie fragte, ob der Bus komme. Otobüsün gelip gelmediğini sordu. Soru sözcüklü cümlede sözcük kalır, fiil Konjunktiv I olur: Wann beginnt der Kurs? Kurs ne zaman başlıyor? Er fragte, wann der Kurs beginne. Kursun ne zaman başladığını sordu. Telaffuz: ob = op, wann = van, beginne = be-gi-ne.
Emir ve istek çoğu kez sollen veya mögen ile aktarılır. Bitte warte! Lütfen bekle! Sie sagte, ich solle warten. Beklememi söyledi. Nazik istek: Er bat uns, wir möchten leise sein. Sessiz olmamızı rica etti. B2’de bu kalıplar haber ve günlük ricayı özetlemek için yeterlidir; daha ağır resmi üslup bir üst düzeyde gelir.
Bildirme fiillerini ezbere değil işe göre seçin. Nötr aktarım: sagen, mitteilen, berichten. İddia: behaupten. Açıklama: erklären. Soru: fragen. Yanıt: antworten. Kısa diyalog: Was hat die Sprecherin erklärt? Sözcü ne açıkladı? Sie hat erklärt, die Zahlen seien gestiegen. Sayıların yükseldiğini açıkladı. seien = zay-en.
Örnek
Basın sorusu: Haben Sie das Problem gelöst? Sorunu çözdünüz mü? Aktarım: Die Journalistin fragte, ob sie das Problem gelöst hätten. Gazeteci, sorunu çözüp çözmediklerini sordu. Emir: Lesen Sie den Text! Metni okuyun! Aktarım: Der Lehrer sagte, wir sollten den Text lesen. Öğretmen metni okumamızı söyledi.
Medya ve bilgi okuryazarlığı: kim ne demiş?
Haber okuryazarlığında asıl soru şudur: Bu cümle gazetenin kendi tespiti mi, yoksa bir kaynağın sözü mü? Almanca haber Konjunktiv I kullanınca okura ‘bunu X söyledi’ der. Bildirme kipi ise daha çok gazetenin olayı kendi hesabına yazdığı izlenimi verir. B2 can-do: öğrenci bir haberi dinleyip ‘kim ne iddia etti’ diye ayırabilir. Telaffuz: Quelle = kvel-le (kaynak), Bericht = be-riht.
Günlük hayatta bu, sahte başlık ve zincir mesajlara karşı da işe yarar. Ein Politiker behauptet, die Stadt sei sicher. Bir siyasetçi kentin güvenli olduğunu iddia ediyor. Bu, kentin gerçekten güvenli olduğu anlamına gelmez; yalnızca iddiayı taşır. Sınıfta mikrofonla ‘canlı haber’ yapan öğrenci doğrudan konuşur; dinleyenler cümleyi dolaylıya çevirerek kaynağı korur. Böylece hem dil hem de bilgi mesafesi çalışır.
Sık görülen haber kalıpları B2 sözcük dağarcığını aşmaz: laut (laut) = ...e göre, zufolge = ...e göre, wie ... mitteilte = ... bildirdiği gibi. Örnek: Laut der Sprecherin sei niemand verletzt worden. Sözcüye göre kimse yaralanmamış. verletzt = fer-letst. Bir sonraki adımda öğrenci, aynı haberi hem doğrudan alıntı hem dolaylı özet olarak yazabilmelidir.
Örnek
Canlı cümle: Wir öffnen die Schule nächste Woche. Okulu gelecek hafta açıyoruz. Sınıfın aktarımı: Der Direktor sagte, sie öffneten die Schule in der folgenden Woche. Müdür, okulu sonraki hafta açacaklarını söyledi. Bilgi notu: bu, kararın gerçekleşeceğinin kanıtı değil; yalnızca müdürün sözüdür.
Sınıfta basın toplantısı ve Türkçeden gelen tuzaklar
Basın toplantısı rolü B2’de konuyu hayata bağlar. Bir öğrenci bakan, bir başkası muhabir olur; sınıf duyduklarını dolaylı cümleyle not eder. Kalıp: Der Minister teilte mit, dass ... Bakan şunu bildirdi... veya Auf die Frage, ob ..., antwortete er, ... ... olup olmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi. Telaffuz: teilte mit = tayl-te mit, antwortete = ant-vor-te-te. Bu alıştırma hem dinleme hem yazmayı birlikte çalıştırır.
Türkçe kaynaklı hatalar ayrı durmalıdır. Türkçede ‘demiş ki’ çoğu kez aynı kipte gider; Almancada kip değişir. Türkçe kişi kaydırır ama fiil kökünü aynı bırakır; Almancada hem kişi hem kip değişir. ‘Ki’yi her yerde dass yapmak, fiili ortaya koymak ve ist i unutup sei yazmamak en sık tuzaklardır. Kısa diyalog: Hat sie wirklich das gesagt? Bunu gerçekten o mu söyledi? Ja, sie hat gesagt, sie sei nicht gekommen, weil sie krank gewesen sei. Evet, hasta olduğu için gelmediğini söyledi.
Nasıl çalışmalı? Her doğrudan cümlede üç işaret koyun: kişi, kip, zaman-yer. Sonra sesli okuyun: sei zay, habe haa-be, werde veer-de. Aynı haberi bir kez tırnaklı, bir kez dolaylı yazın. Böylece hem dil bilgisi hem de ‘kaynağı kaybetmeme’ alışkanlığı yerleşir. Bu, bir sonraki düzeyde yorum ve alıntıyı aynı paragrafta karıştırmamak için temeldir.
Örnek
Rol cümlesi: Ich werde die Steuern senken. Vergileri düşüreceğim. Öğrenci notu: Der Politiker behauptete, er werde die Steuern senken. Siyasetçi vergileri düşüreceğini iddia etti. Sınıf sorusu: Bu bir vaat aktarımıdır; düşüşün gerçekleştiği yazılmaz.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Er sagte, er ist krank. diye bildirme kipinde bırakmak. Doğrusu: Üçüncü tekilde ayırt edici biçim vardır: Er sagte, er sei krank. sei = zay. Bildirme kipi, gazetenin olayı kendi gerçeği gibi sunmasına yaklaşır.
- Yanlış: Kişi zamirini kaydırmadan Ich bin müde cümlesini olduğu gibi aktarmak. Doğrusu: Aktaran ‘ben’ değilse zamir değişir: Sie sagte, sie sei müde. Yorgun olduğunu söyledi. Türkçede de kişi kayar; Almancada buna kip de eklenir.
- Yanlış: Her dolaylı cümleye zorunlu dass koymak ve fiili ortaya yazmak. Doğrusu: dass isteğe bağlıdır. Er sagt, er habe keine Zeit. yeter. dass varsa fiil sonda kalır: Er sagt, dass er keine Zeit habe.
- Yanlış: Bütün fiillerde Konjunktiv II veya würde kullanmak; Konjunktiv I yi dilek sanmak. Doğrusu: Dilek ve nezaket çoğunlukla Konjunktiv II dir. Dolaylı anlatımda önce Konjunktiv I denenir; yalnızca biçim ayırt edilmiyorsa yedek gelir. er sei dilek değil, aktarımdır.
- Yanlış: Türkçedeki ‘miş’li söylentiyi her seferinde Konjunktiv I ile eşitlemek. Doğrusu: Almancada söylenti için ayrıca soll vardır: Er soll krank sein. Hasta olduğu söyleniyor. Konjunktiv I ise belirli bir kaynağın sözünü taşır: Der Arzt sagte, er sei krank.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta aynı konu, edilgen ve geçmişin geçmişi ile birleşir: Es wurde mitgeteilt, der Vertrag sei unterschrieben worden. Sözleşmenin imzalandığı bildirildi. C1 metinlerinde yazar, aktarımın arasına kendi yorumunu katar; öğrenci kip değiştirerek kimin sesi olduğunu izler. Edebiyatta Konjunktiv I iç monolog ve dolaylı düşünce için de çıkar. Söylenti kalıbı soll / wollen ile iddia mesafesi daha da incelir. B2’deki ‘kim dedi, hangi kip’ alışkanlığı bu ayrımların temelidir.
Özet
Dolaylı anlatım, başkasının sözünü Konjunktiv I ile aktarır ve haberde kaynağı gerçeğe karıştırmaz. Kişi, kip, zaman-yer kayar; biçim ayırt edilmezse Konjunktiv II yedek gelir. B2 öğrencisi haber, soru ve isteği bu kalıplarla özetleyebilir; Türkçeden gelen ‘ki / bildirme kipi / kişi kaymama’ tuzaklarını bilinçle düzeltir.