B1 düzeyinde alışveriş, iade ve hizmet dilini kullanarak mağazada bağımsız işlem yapabilir, sorununu nedeniyle anlatabilir ve çözüm isteyebilirsin.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Mağazada bakmak: B1 can-do ve temel sözcükler
CEFR B1 can-do hedefi şudur: mağazada yardım isteyebilir, beden ve renk sorabilir, basit bir alışverişi kendi başına tamamlayabilirsin. Dünyada bu ünite çoğu dil kitabında Einkaufen (ayn-kau-fın) başlığıyla diyalog ve rol oyunuyla işlenir. Eskiden pazarda her şey sözlü pazarlıktı; bugün fiş, kart ve etiket yazılı kanıt olduğu için belgeler konuşmanın içine girdi. Günlük hayatta aynı sözcükler giysi reyonunda, ayakkabı mağazasında ve hediyelik eşya dükkânında tekrar eder.
Giysiye bakarken çekirdek sözcükler şunlardır: die Größe (di grö-se) beden, die Farbe (di far-be) renk, passen (pas-ın) bedene olmak, stehen (şteyn) yakışmak, anprobieren (an-pro-bi-rın) denemek. Die Umkleidekabine (di um-klay-de-ka-bi-ne) deneme kabinidir. Satış görevlisi der Verkäufer (der fer-koy-fer) veya die Verkäuferin (di fer-koy-fe-rin), müşteri der Kunde (der kun-de) veya die Kundin (di kun-din) diye anılır. Fiyat için Was kostet das? (vas kos-tet das) yeterlidir.
Sık karışan iki cümleyi şimdiden ayır: Das passt nicht. (das past niht) beden uymaz; Das steht mir nicht. (das şteyt mir niht) kesim veya renk yakışmaz. zu teuer (tsu toy-ır) çok pahalı, der Rabatt (der ra-bat) indirimdir. Bakmak ve denemek dilini kurunca iade kalıplarına geçmek kolaylaşır.
Örnek
Mağazada kısa konuşma. Öğrenci: Entschuldigung, wo ist die Umkleidekabine? (ent-şul-di-gung, vo ist di um-klay-de-ka-bi-ne) Affedersiniz, deneme kabini nerede? Görevli: Dort hinten links. Welche Größe brauchen Sie? (dort hin-tın links. vel-he grö-se brau-hın zi) Orada, arkada solda. Hangi bedene ihtiyacınız var? Öğrenci: Ich brauche Größe M. Die Farbe ist schön, aber ich muss die Hose anprobieren. (ih brau-he grö-se em. di far-be ist şön, a-ber ih mus di ho-ze an-pro-bi-rın) M beden lazım. Rengi güzel ama pantolonu denemem gerek.
Fiş, ödeme ve kasa konuşması
Alışverişin kanıtı çoğu zaman kâğıt veya dijital fiştir. B1’de üç belgenin adını ayırt etmelisin: der Kassenbon (der ka-sın-bon) kasa fişi, die Quittung (di kvı-tung) ödeme alındısı, die Rechnung (di rehn-ung) fatura. Günlük mağazada iade için genelde der Kassenbon istenir. der Beleg (der be-lek) genel kanıt sözcüğüdür. Ödeme için bar zahlen (bar tsa-lın) nakit ödemek, mit Karte zahlen (mit kar-te tsa-lın) kartla ödemektir.
Kasa diyaloğu kısadır ama nazik kalıplar B1’de beklenir. Ich möchte bitte zahlen. (ih möh-te bi-te tsa-lın) Lütfen ödemek istiyorum. Kann ich mit Karte zahlen? (kan ih mit kar-te tsa-lın) Kartla ödeyebilir miyim? Das macht zusammen 39 Euro. (das maht tsu-za-mın nain-und-dray-sık oy-ro) Toplamı 39 avro. Fişi saklamak iade ve garanti için şarttır; birçok mağaza fişsiz değişimi reddeder. Bu kural ülkeden ülkeye değişir, bu yüzden cümleyi ezberle: Ich habe den Kassenbon. (ih ha-be deyn ka-sın-bon) Fişim var.
Örnek
Kasa. Görevli: Möchten Sie bar oder mit Karte zahlen? (möh-tın zi bar o-der mit kar-te tsa-lın) Nakit mi kartla mı ödemek istersiniz? Öğrenci: Mit Karte, bitte. Kann ich den Kassenbon bekommen? (mit kar-te, bi-te. kan ih deyn ka-sın-bon be-ko-mın) Kartla, lütfen. Fişi alabilir miyim? Görevli: Ja, natürlich. Hier ist der Bon. Vielen Dank und einen schönen Tag! (ya, na-tür-lih. hi-ır ist der bon. fi-lın dank und ay-nın şö-nın tak) Evet, tabii. Fiş burada. Çok teşekkürler, iyi günler!
Giysi iade ve değişim kalıpları
B1 can-do: beğenmediğin veya uymayan bir ürünü nedenini söyleyerek değiştirebilir veya geri verebilirsin. İki fiili karıştırma: umtauschen (um-tau-şın) başka beden, renk veya modelle değiştirmek; zurückgeben (tsu-rük-gey-bın) ürünü verip paranı veya mağaza kuponunu almak. İsimler: der Umtausch (der um-tauş), die Rückgabe (di rük-ga-be). Nazik giriş: Ich möchte diese Jacke umtauschen. (ih möh-te di-ze ya-ke um-tau-şın) Bu ceketi değiştirmek istiyorum.
Neden cümleleri kısa ve net olmalı. Sie ist zu klein. (zi ist tsu klayn) Çok küçük. Sie ist zu groß. (zi ist tsu gros) Çok büyük. Die Farbe gefällt mir nicht. (di far-be ge-felt mir niht) Rengi beğenmedim. Ich habe sie gestern gekauft. (ih ha-be zi ges-tın ge-kauft) Dün aldım. Görevli sık sorar: Haben Sie den Kassenbon? (ha-bın zi deyn ka-sın-bon) Fişiniz var mı? Cevap: Ja, hier ist er. (ya, hi-ır ist er) Evet, işte. Para iadesi mümkün değilse ein Gutschein (ayn gut-şayn) hediye çeki önerilebilir.
Dünyada iade süreleri mağaza ve ülkeye göre değişir; dil kitabında ezberlenen innerhalb von 14 Tagen (in-er-halb fon fir-tseyn ta-gın) 14 gün içinde ifadesi birçok yerde geçer ama her dükkân için yasa gibi düşünme. Sen B1’de süreyi sormayı öğren: Wie lange kann ich die Ware umtauschen? (vi lan-ge kan ih di va-re um-tau-şın) Ürünü ne kadar süre değiştirebilirim?
Örnek
İade gişesi. Öğrenci: Guten Tag, ich möchte dieses T-Shirt umtauschen. Es ist zu klein. (gu-tın tak, ih möh-te di-zes ti-şört um-tau-şın. es ist tsu klayn) Merhaba, bu tişörtü değiştirmek istiyorum. Çok küçük. Görevli: Kein Problem. Haben Sie den Kassenbon? Welche Größe möchten Sie? (kayn pro-bleym. ha-bın zi deyn ka-sın-bon? vel-he grö-se möh-tın zi) Sorun değil. Fişiniz var mı? Hangi bedeni istersiniz? Öğrenci: Ja, hier ist der Bon. Ich möchte Größe L, bitte. (ya, hi-ır ist der bon. ih möh-te grö-se el, bi-te) Evet, fiş burada. L beden istiyorum, lütfen.
Bozuk ürün, şikayet ve servis bankosu
B1 can-do: kusurlu bir malı tarif edip çözüm isteyebilirsin. Anahtar sözcükler: defekt (de-fekt) bozuk, kaputt (ka-put) çalışmıyor, beschädigt (be-şä-dikt) hasarlı, die Ware (di va-re) mal. Şikayet fiili reklamieren (rek-la-mi-rın), isim die Reklamation (di rek-la-ma-tsı-yon). Daha genel: sich beschweren (zih be-şvey-rın) şikayet etmek. Servis noktası der Kundendienst (der kun-dın-dinst) veya der Service (der sör-vis), banko der Schalter (der şal-ter) olabilir.
Sorunu tek cümlede söyle: Das Produkt ist defekt. (das pro-dukt ist de-fekt) Ürün bozuk. Es funktioniert nicht. (es funk-tsı-o-nirt niht) Çalışmıyor. Die Ware ist beschädigt. (di va-re ist be-şä-dikt) Mal hasarlı. Ne istediğini ekle: Ich möchte mein Geld zurück. (ih möh-te mayn gelt tsu-rük) Paramı geri istiyorum. Können Sie das reparieren? (kön-nın zi das re-pa-ri-rın) Bunu tamir edebilir misiniz? Ich möchte eine neue Ware. (ih möh-te ay-ne noy-e va-re) Yeni bir ürün istiyorum. Fişi uzatmak görsel kanıttır; bu yüzden Hier ist der Kassenbon. (hi-ır ist der ka-sın-bon) cümlesi serviste de geçerlidir.
Tarihçe notu: modern tüketici şikayeti, sanayi üretimi ve mağaza zincirleriyle birlikte yazılı fişe bağlandı. Dil dersinde konu çoğu ülkede rol oyunuyla öğretilir çünkü gerçek hayatta ses tonu ve sıra önemlidir: selam, sorun, kanıt, istek, teşekkür. Bağırgan Ich will (ih vil) yerine B1’de Ich möchte (ih möh-te) ve Können Sie bitte ...? (kön-nın zi bi-te) kullan.
Örnek
Servis bankosu. Müşteri: Guten Tag, ich habe ein Problem. Dieser Artikel ist defekt. Ich habe ihn vorgestern gekauft. (gu-tın tak, ih ha-be ayn pro-bleym. di-zer ar-ti-kıl ist de-fekt. ih ha-be in for-ges-tın ge-kauft) Merhaba, bir sorunum var. Bu ürün bozuk. Onu evvelsi gün aldım. Görevli: Das tut mir leid. Haben Sie den Kassenbon dabei? (das tut mir layt. ha-bın zi deyn ka-sın-bon da-bay) Üzgünüm. Fişiniz yanınızda mı? Müşteri: Ja, hier ist er. Ich möchte die Ware umtauschen oder mein Geld zurück. (ya, hi-ır ist er. ih möh-te di va-re um-tau-şın o-der mayn gelt tsu-rük) Evet, işte. Ürünü değiştirmek veya paramı geri almak istiyorum.
Garanti sormak ve elektronik ürün
Elektronik alırken B1’de garanti sormak bir can-do’dur. die Garantie (di ga-ran-ti) çoğu mağazanın verdiği gönüllü güvencedir. Yasal güvence için Almanca’da ayrıca die Gewährleistung (di gı-ver-laystung) vardır; B1’de ikisini ‘ürün bozulursa ne olur?’ sorusuyla pratik kullanırsın, hukuk metni ezberlemezsin. Faydalı sorular: Wie lange gilt die Garantie? (vi lan-ge gilt di ga-ran-ti) Garanti ne kadar geçerli? Was steht in der Garantie? (vas şteyt in der ga-ran-ti) Garantide ne yazıyor? Brauche ich den Kassenbon für die Garantie? (brau-he ih deyn ka-sın-bon für di ga-ran-ti) Garanti için fiş gerekir mi?
Satın alma anında fişi göstermek normaldir. Ich habe das Gerät gerade gekauft. (ih ha-be das ge-rät ge-ra-de ge-kauft) Cihazı yeni aldım. Können Sie mir die Garantie erklären? (kön-nın zi mir di ga-ran-ti er-kle-rın) Garantiyi bana açıklayabilir misiniz? Cevapta süre ve şart duyarsın: zwei Jahre (tsvay ya-re) iki yıl birçok yerde duyulan bir süredir ama sen duyduğunu tekrar et, ezber yasa gibi kullanma. Bitte behalten Sie den Bon. (bi-te be-hal-tın zi deyn bon) Lütfen fişi saklayın. Bu cümle hem görevliden gelir hem senin notundur.
Örnek
Elektronik reyonu. Öğrenci: Entschuldigung, ich habe dieses Gerät gekauft. Wie lange gilt die Garantie? (ent-şul-di-gung, ih ha-be di-zes ge-rät ge-kauft. vi lan-ge gilt di ga-ran-ti) Affedersiniz, bu cihazı aldım. Garanti ne kadar süre geçerli? Görevli: Die Garantie gilt zwei Jahre. Sie brauchen den Kassenbon. (di ga-ran-ti gilt tsvay ya-re. zi brau-hın deyn ka-sın-bon) Garanti iki yıl geçerli. Fişe ihtiyacınız var. Öğrenci: Alles klar, danke. Hier ist der Bon. Kann ich den Service in der Filiale bekommen? (a-les klar, dan-ke. hi-ır ist der bon. kan ih deyn sör-vis in der fi-li-a-le be-ko-mın) Anladım, teşekkürler. Fiş burada. Servisi bu şubede alabilir miyim?
Seri numarası, teknik iade ve Türkçe kaynaklı hatalar
Bilgisayar, telefon veya kulaklık iadesinde görevli bazen kimlik numarasını kontrol eder: die Seriennummer (di ze-ri-ın-nu-mer). Cümleler B1’de düzdür: Können Sie bitte die Seriennummer prüfen? (kön-nın zi bi-te di ze-ri-ın-nu-mer prü-fın) Seri numarasını kontrol eder misiniz? Die Nummer steht hier unten. (di nu-mer şteyt hi-ır un-tın) Numara burada, altta. Der Laptop funktioniert nicht. (der lep-top funk-tsı-o-nirt niht) Dizüstü çalışmıyor. Teknik servis için die Reparatur (di re-pa-ra-tur) onarım, einsenden (ayn-zen-dın) göndermek duyulabilir. Sen cihazı, sorunu ve fişi sırayla söyle; uzun teknik terim uydurma.
Türkçe konuşanların sık kalıp hataları ayrı çalışılmalıdır. Birincisi güç fiili: Türkçe ‘istiyorum’ bazen sert duran Ich will (ih vil) diye çevrilir; mağazada B1 standardı Ich möchte (ih möh-te) ve rica bitte (bi-te) ile yumuşar. İkincisi belge adı: her kâğıda die Rechnung demek yanlıştır; market fişi çoğunlukla der Kassenbon dur. Üçüncüsü iade fiilleri: ‘iade etmek’ her zaman zurückgeben değildir; değişim istiyorsan umtauschen de. Dördüncüsü neden cümlesi: weil (vayl) den sonra fiil sonda durur: weil sie zu klein ist (vayl zi tsu klayn ist), ‘weil ist zu klein’ değil. Beşincisi cinsiyet: der Bon, die Garantie, das Geschäft (das ge-şeft) ezberlenmeli; her şeye ‘die’ demek anlaşılmayı bozar.
Örnek
Teknik kontrol. Müşteri: Guten Tag, ich möchte diesen Laptop zurückgeben. Er ist defekt. Hier ist der Kassenbon. (gu-tın tak, ih möh-te di-zın lep-top tsu-rük-gey-bın. er ist de-fekt. hi-ır ist der ka-sın-bon) Merhaba, bu dizüstünü iade etmek istiyorum. Bozuk. Fiş burada. Görevli: Gut. Ich prüfe jetzt die Seriennummer. Einen Moment bitte. (gut. ih prü-fe yetst di ze-ri-ın-nu-mer. ay-nın mo-ment bi-te) Tamam. Şimdi seri numarasını kontrol ediyorum. Bir dakika lütfen. Müşteri: Die Nummer steht auf der Unterseite. (di nu-mer şteyt auf der un-ter-zay-te) Numara alt yüzde yazıyor.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Her iade cümlesinde umtauschen veya her para iadesinde zurückgeben tek seçenek sanmak. Doğrusu: Umtauschen başka ürünle değişim, zurückgeben geri vermektir. Ne istediğini önce seç, sonra fiili söyle.
- Yanlış: Kasa fişine her zaman Rechnung demek. Doğrusu: Günlük mağaza fişi çoğunlukla der Kassenbon veya der Bon dur. Die Rechnung daha çok fatura için kullanılır.
- Yanlış: Mağazada Ich will ile istek bildirmek. Doğrusu: B1’de nazik istek Ich möchte ve Können Sie bitte ...? ile kurulur. Ich will sert duyulur.
- Yanlış: Garantie ile yasal güvenceyi aynı şey sanmak. Doğrusu: Die Garantie çoğu zaman mağazanın ek sözüdür; yasal çerçeve için die Gewährleistung ayrı bir addır. B1’de süreyi ve fiş şartını sorman yeter.
- Yanlış: Weil cümlesinde Türkçe sıra kullanmak: weil ist das Produkt defekt. Doğrusu: Yan cümlede fiil sonda durur: weil das Produkt defekt ist.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B2’de şikayet yazılı mektuba ve daha uzun telefon konuşmasına taşınır. Der Beschwerdebrief (der be-şver-de-brif) ile tarih, sipariş numarası ve somut istek paragraf paragraf yazılır. Nezaket için Könnten Sie ...? ve edilgen yapılar artar. Tüketici metinlerinde cayma hakkı ve sözleşme özeti gibi daha uzun okuma parçaları gelir; sen şimdi sözlü iade ve servis iskeletini kurmuş olursun.
Özet
Alışverişte bakmak, ödemek, değiştirmek ve şikayet etmek B1’de kısa, nazik ve kanıtlı cümlelerle yapılır. Kassenbon, umtauschen, zurückgeben, defekt ve Garantie bu ünitenin omurgasıdır. Fiş göster, sorunu bir cümlede söyle, ne istediğini açıkça iste.