A2 düzeyinde iş gününü sade cümlelerle anlatmak ve beklenmedik bir mazereti nazikçe bildirmek, okulda ve işte güvenilir görünmenin temelidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Günlük iş planı ve takvim
Bu ünitenin ilk can-do hedefi şudur: Öğrenci kendi iş veya okul gününü A2 sözcükleriyle anlatabilir. Resimdeki çalışan kadın takvime bakarak sorumluluklarını yazar; bu sahne Almanca konuşulan iş yerlerinde sık görülür. Temel sözcükler şunlardır: der Plan (der plan) plan, der Termin (ter-min) randevu veya toplantı, die Aufgabe (di auf-ga-be) görev. Sabah selamı Guten Morgen (gu-ten mor-gın) iyi sabahlar, ardından sık soru Was machst du heute? (vas mahst du hoy-te) Bugün ne yapıyorsun gelir.
Saat diliminde üç kalıp yeter. um acht Uhr (um aht u-ır) saat sekizde, am Vormittag (am for-mi-tak) öğleden önce, am Nachmittag (am nah-mi-tak) öğleden sonra demektir. İşin bitişi için Feierabend (fayer-abant) kullanılır; bu sözcük mesai sonu anlamındadır. Ich habe viel zu tun. (ih ha-be fil tsu tun) Çok işim var cümlesi plan konuşmasını açar. Ich beginne um acht Uhr. (ih be-gi-ne um aht u-ır) Saat sekizde başlarım.
Dünyada bu konu çoğu A2 dersinde bir haftalık takvimle öğretilir: öğrenci önce dinler, sonra kendi mini planını söyler. Ofis ve randevu kültürü yazılı saati güçlendirdiği için plan anlatmak erken basamakta yer alır. Aynı kalıplar doktor, okul ve staj için de geçerlidir.
Örnek
Somut bir Pazartesi planı: Heute ist Montag. (hoy-te ist mon-tak) Bugün Pazartesi. Um acht Uhr beginne ich mit der Arbeit. (um aht u-ır be-gi-ne ih mit der ar-bayt) Saat sekizde işe başlarım. Um zehn Uhr habe ich einen Termin mit Frau Klein. (um tsen u-ır ha-be ih ay-nen ter-min mit frau klayn) Saat onda Bayan Klein ile randevum var. Am Nachmittag schreibe ich E-Mails. (am nah-mi-tak şray-be ih i-meyls) Öğleden sonra e-posta yazarım. Um siebzehn Uhr ist Feierabend. (um zib-tseyn u-ır ist fayer-abant) Saat on yedide mesai biter.
Planı konuşmak: kalıplar ve diyalog
İkinci can-do hedefi şudur: Öğrenci iş arkadaşının planını sorabilir ve kendi planını modal fiillerle cevaplayabilir. A2 düzeyinde müssen (mü-sın) zorunda olmak ve können (kö-nın) yapabilmek yeter. Ich muss heute viel arbeiten. (ih mus hoy-te fil ar-bay-tın) Bugün çok çalışmam gerekiyor. Ich kann am Nachmittag nicht kommen. (ih kan am nah-mi-tak niht ko-mın) Öğleden sonra gelemem. Soru kalıpları kısadır: Was machst du heute? (vas mahst du hoy-te) Bugün ne yapıyorsun? Hast du heute Zeit? (hast du hoy-te tsayt) Bugün zamanın var mı?
Söz diziminde çekimli fiil ikinci sıradadır; Türkçeden bire bir çeviri bu sırayı bozar. Heute arbeite ich bis fünf Uhr. (hoy-te ar-bay-te ih bis fünf u-ır) Bugün saat beşe kadar çalışıyorum cümlesinde fiil ikinci sıradadır çünkü cümle Heute ile başlamıştır. Zeit (tsayt) içindeki z harfi ts gibi okunur. Kısa cevap da yeter: Ja, um drei Uhr. (ya um dray u-ır) Evet, saat üçte. Sınıfta bu kalıplar çiftler halinde çalışılır; günlük hayatta kahve makinesinde ve koridorda aynı üç cümle döner.
Örnek
Kısa diyalog. A: Was machst du heute? (vas mahst du hoy-te) Bugün ne yapıyorsun? B: Ich muss um neun Uhr in ein Meeting. (ih mus um noyn u-ır in ayn mi-ting) Saat dokuzda bir toplantıya girmem gerekiyor. A: Und am Nachmittag? (unt am nah-mi-tak) Ya öğleden sonra? B: Am Nachmittag habe ich Zeit. Wir können um vierzehn Uhr sprechen. (am nah-mi-tak ha-be ih tsayt. vir kö-nın um fir-tseyn u-ır şpre-hın) Öğleden sonra zamanım var. Saat on dörtte konuşabiliriz.
Ailevi mazeret ve erken ayrılma
Üçüncü can-do hedefi: Öğrenci beklenmedik bir aile durumunu iş arkadaşına basit ve nazik cümlelerle bildirebilir. Resimde bir çalışan, ailevi mazeret yüzünden erken çıkacağını anlatır. Açılış her zaman özürdür: Es tut mir leid (es tut mir layt) üzgünüm veya Entschuldigung (ent-şul-di-gung) affedersiniz. A2 için en güvenli bağlaç weil (vayl) çünkü sözcüğüdür ve çekimli fiili cümlenin sonuna atar. Ich muss früher gehen, weil meine Mutter krank ist. (ih mus frü-ır ge-ın vayl may-ne mu-ter krank ist) Annem hasta olduğu için daha erken gitmem gerekiyor.
Aile sözcükleri A2 listesindedir: die Mutter (di mu-ter) anne, der Vater (der fa-ter) baba, das Kind (das kint) çocuk, die Familie (di fa-mi-li-e) aile. krank (krank) hasta, nach Hause (nah hau-ze) eve doğru demektir. Ich muss nach Hause. (ih mus nah hau-ze) Eve gitmem lazım. İş arkadaşına dil biraz daha rahattır; yine de özür atlanmaz. Kannst du bitte für mich das Meeting machen? (kanst du bi-te für mih das mi-ting ma-hın) Toplantıyı benim yerime yapabilir misin? Telaffuz ipucu: früher içindeki ü, Türkçedeki ü gibidir.
Örnek
Diyalog. Çalışan: Entschuldigung, Lisa. (ent-şul-di-gung li-za) Affedersin Lisa. Es tut mir leid, aber ich muss heute früher gehen. (es tut mir layt a-ber ih mus hoy-te frü-ır ge-ın) Üzgünüm ama bugün daha erken gitmem gerekiyor. Meine Mutter ist krank. Ich muss nach Hause. (may-ne mu-ter ist krank. ih mus nah hau-ze) Annem hasta. Eve gitmem lazım. Lisa: Kein Problem. Gute Besserung! (kayn pro-blem. gu-te be-se-rung) Sorun değil. Geçmiş olsun!
Kişisel randevuyu yöneticiye bildirmek
Dördüncü can-do hedefi: Öğrenci yöneticisine karşı biraz daha resmi kalarak, yine A2 sınırında erken çıkma isteğini iletebilir. Resimde çalışan kadın beklenmedik bir kişisel randevu nedeniyle yöneticiye açıklama yapar. Hitap değişir: iş arkadaşında isim yeter, yöneticide Frau (frau) veya Herr (her) artı soyadı kullanılır. Entschuldigung, Frau Klein. (ent-şul-di-gung frau klayn) Affedersiniz Bayan Klein. Ich habe um vierzehn Uhr einen wichtigen Termin. (ih ha-be um fir-tseyn u-ır ay-nen vih-ti-gen ter-min) Saat on dörtte önemli bir randevum var. wichtig (vih-tih) önemli demektir; ch sesi ince ih gibi çıkar.
İzin isterken A2 kalıbı şudur: Kann ich bitte um dreizehn Uhr gehen? (kan ih bi-te um dray-tseyn u-ır ge-ın) Saat on üçte gidebilir miyim lütfen? bitte (bi-te) cümleyi nazik yapar; daha üst düzey kibar kiplere gerek yoktur. Özel hayatın ayrıntısı anlatılmaz; einen wichtigen Termin çoğu durumda yeter. Yöneticiye Sie (zi) resmi siz kullanılır, du denmez. Yönetici kısa cevap verebilir: Ja, das ist okay. (ya das ist o-key) Evet, tamam. vierzehn (fir-tseyn) ile dreizehn (dray-tseyn) karıştırılmamalıdır. gehen (ge-ın) sözcüğünde h okunmaz.
Örnek
Diyalog. Çalışan: Entschuldigung, Frau Klein. Haben Sie einen Moment? (ent-şul-di-gung frau klayn. ha-bın zi ay-nen mo-ment) Affedersiniz Bayan Klein. Bir dakikanız var mı? Yönetici: Ja, bitte. (ya bi-te) Evet, buyurun. Çalışan: Ich habe um vierzehn Uhr einen wichtigen Termin. Kann ich bitte um dreizehn Uhr gehen? (ih ha-be um fir-tseyn u-ır ay-nen vih-ti-gen ter-min. kan ih bi-te um dray-tseyn u-ır ge-ın) Saat on dörtte önemli bir randevum var. Saat on üçte gidebilir miyim lütfen? Yönetici: Ja, das ist in Ordnung. Danke für die Info. (ya das ist in ord-nung. dan-ke für di in-fo) Evet, uygun. Bilgi için teşekkürler.
Telefonda son dakika gecikmesi
Beşinci can-do hedefi: Öğrenci telefonda kendini tanıtıp kısa bir gecikme mesajı bırakabilir. Resimde biri son dakika gecikmesini arayarak bildirir. Telefon açılışı A2'de sabittir: Hallo, hier ist Mehmet. (ha-lo hir ist meh-met) Merhaba, ben Mehmet. Almanca konuşulan ülkelerde telefonda kişi sıkça önce kendi adını söyler. Durum cümlesi: Ich komme zehn Minuten später. (ih ko-me tsen mi-nu-tın şpe-ter) On dakika geç geleceğim. später (şpe-ter) daha geç, zu spät (tsu şpet) geç kalmış demektir; ikisi karıştırılmamalıdır.
Gerekçe kısa tutulur. Es gibt viel Verkehr. (es gipt fil fer-ke-ır) Çok trafik var. Der Bus ist zu spät. (der bus ist tsu şpet) Otobüs geç kaldı. Ich bin noch in der Arbeit. (ih bin noh in der ar-bayt) Hâlâ işteyim. Rica: Bitte warte auf mich. (bi-te var-te auf mih) Lütfen beni bekle. veya Kannst du bitte zehn Minuten warten? (kanst du bi-te tsen mi-nu-tın var-tın) On dakika bekleyebilir misin? Kapanış: Danke und bis gleich. (dan-ke unt bis glayh) Teşekkürler, hemen görüşürüz. Verkehr sözcüğünde v harfi f gibi okunur. Hiç aramadan geç gelmek planı bozmak sayılır; üç cümle yeter: kimim, ne kadar gecikirim, lütfen bekle.
Örnek
Telefon diyaloğu. Mehmet: Hallo, hier ist Mehmet. (ha-lo hir ist meh-met) Merhaba, ben Mehmet. Arkadaş: Hallo Mehmet, wo bist du? (ha-lo meh-met vo bist du) Merhaba Mehmet, neredesin? Mehmet: Es tut mir leid. Es gibt viel Verkehr. Ich komme zehn Minuten später. (es tut mir layt. es gipt fil fer-ke-ır. ih ko-me tsen mi-nu-tın şpe-ter) Üzgünüm. Çok trafik var. On dakika geç geleceğim. Bitte warte auf mich. (bi-te var-te auf mih) Lütfen beni bekle. Arkadaş: Okay, kein Problem. Bis gleich! (o-key kayn pro-blem. bis glayh) Tamam, sorun değil. Hemen görüşürüz!
Sağlık randevusu ve yöneticiye erken çıkış
Altıncı can-do hedefi: Öğrenci ani bir sağlık durumunu yöneticiye A2 dilinde, abartmadan bildirebilir. Resimde erkek çalışan, beklenmedik bir sağlık randevusu nedeniyle kadın yöneticiye erken çıkacağını açıklar. Hitap resmi kalır: Guten Tag, Frau Schmidt. (gu-ten tak frau şmit) İyi günler Bayan Schmidt. Durum cümlesi kısa olur: Ich habe plötzlich Zahnschmerzen. (ih ha-be plöts-lih tsan-şmer-tsın) Aniden diş ağrım var. plötzlich (plöts-lih) aniden, der Zahnarzt (der tsan-artst) diş hekimi, der Arzt (der artst) doktor demektir. Ich muss zum Arzt. (ih mus tsum artst) Doktora gitmem gerekiyor.
İzin isteği yine modal sorudur: Kann ich heute früher gehen? (kan ih hoy-te frü-ır ge-ın) Bugün daha erken gidebilir miyim? Saat de eklenebilir: Kann ich um elf Uhr gehen? (kan ih um elf u-ır ge-ın) Saat on birde gidebilir miyim? Yönetici yanıtı basittir: Ja, natürlich. Gute Besserung! (ya na-tür-lih. gu-te be-se-rung) Evet, tabii. Geçmiş olsun! Öğrenci hastalık hikayesini uzatmaz. Ich rufe später an. (ih ru-fe şpe-ter an) Daha sonra ararım cümlesinde ayrılabilir fiil anrufen (an-ru-fın) kullanılır; ön ek an cümle sonuna gider. Zahnschmerzen tsan ile başlar çünkü Almancada z harfi ts gibi okunur.
Örnek
Diyalog. Çalışan: Guten Tag, Frau Schmidt. Es tut mir leid. (gu-ten tak frau şmit. es tut mir layt) İyi günler Bayan Schmidt. Üzgünüm. Ich habe plötzlich Zahnschmerzen. Ich muss zum Zahnarzt. (ih ha-be plöts-lih tsan-şmer-tsın. ih mus tsum tsan-artst) Aniden diş ağrım var. Diş hekimine gitmem gerekiyor. Kann ich bitte heute früher gehen? (kan ih bi-te hoy-te frü-ır ge-ın) Bugün daha erken gidebilir miyim lütfen? Yönetici: Ja, natürlich. Gute Besserung! Schreiben Sie mir bitte später eine kurze E-Mail. (ya na-tür-lih. gu-te be-se-rung. şray-bın zi mir bi-te şpe-ter ay-ne kur-tse i-meyl) Evet, tabii. Geçmiş olsun! Lütfen daha sonra bana kısa bir e-posta yazın.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Türkçe söz dizimini kopyalayıp weil meine Mutter ist krank demek. Doğrusu: weil (vayl) bağlacından sonra çekimli fiil en sonda durur: weil meine Mutter krank ist.
- Yanlış: Geç kalınca ich bin spät demek. Doğrusu: Özür ve gecikme için ich bin zu spät veya ich komme später kullanılır; yalnız spät geç saat bildirir, mazeret değildir.
- Yanlış: Artikel atıp ich habe Termin demek. Doğrusu: A2'de belgisiz artikel düşmez: Ich habe einen Termin.
- Yanlış: Zorunluluğu yalın fiille kurmak: ich gehen früher. Doğrusu: Erken çıkma zorunluluğu modal ister: Ich muss früher gehen.
- Yanlış: Yöneticiye du demek veya özürsüz çıkmak. Doğrusu: Yöneticiye Sie ve Frau veya Herr artı soyadı kullanılır; önce Es tut mir leid veya Entschuldigung gelir.
Bir adım ileri
Bir üst düzeyde öğrenci aynı durumu daha nazik istekler ve daha uzun gerekçelerle anlatır. Kısa resmi e-posta, randevuyu erteleme ve telefonda not bırakma B1 yazma ve konuşma becerisine bağlanır. Neden-sonuç bağları da çeşitlenir. Şimdilik A2'de üç adım yeter: özür, kısa neden, net saat.
Özet
İş planını saat ifadeleri ve modal fiillerle anlatmak A2 günlük konuşmasının omurgasıdır. Mazeret bildirirken özür, müssen ve gerekirse weil sırası hem iş arkadaşında hem yöneticide işe yarar; hitap ve resmiyet değişir. Telefonda adını söylemek, kaç dakika geç kalındığını belirtmek ve kısa bir rica etmek güvenilir bir izlenim bırakır.